Sponsorlu Bağlantılar

öğrencilerin Dörtte Biri, `e-kodlu` ürünü Almıyor

Gıda Katkı Maddeleri kategorisinde açılmış olan öğrencilerin Dörtte Biri, `e-kodlu` ürünü Almıyor konusu , ...


Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 03-2009   #1
S Moderator
 
Oktay SARI - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27-07-2008
Mesajlar: 702
Tecrübe Puanı: 19
Oktay SARI will become famous soon enough


Thumbs up öğrencilerin Dörtte Biri, `e-kodlu` ürünü Almıyor

Sponsorlu Bağlantılar
Dr. Mine Yurttagül, Prof. Dr. Sevinç Yücecan ve Dr.Dyt. Aylin Ayaz’ın Ankara ilindeki farklı üniversitelere devam eden öğrencilerin gıda katkı maddeleri ile ilgili bilgi ve davranışları üzerine gerçekleştirdiği araştırma çarpıcı sonuçlarıyla dikkat çekiyor.

Araştırmaya alınan öğrencilerin % 8.6’sı gıda katkı maddelerinin sağlık üzerine etkileri konusunda herhangi bir fikre sahip değil, % 18.2’si gıda katkı maddelerinin tümüyle sağlığa zararlı olduğunu, % 52’si bazı gıda katkı maddelerinin sağlığa zararlı olduğunu, % 17.9’u doğru kullanıldığında sağlığa zararlı olmadığını, % 1.1’i ise gıda katkı maddelerinin uzun süreli kullanımının sağlığa zararlı olduğunu dile getiriyor.

Yapılan ankete yanıt veren öğrencilerin önemli bir bölümü, gıda katkı maddelerinde belli bir standardın sağlanabilmesi amacıyla kullanılan ve bu maddelerin Avrupa Birliği Bilimsel Gıda Komitesi tarafından onaylandığını gösteren “E kodu” sisteminden de habersiz... Konuyu işitmiş olanların büyük bölümü ise belli ki internet ortamında dolaşan “E kodlu gıda katkı maddelerinin kanser yaptığına” ilişkin asılsız listelerin etkisiyle E kodlarının sağlığa zararlı maddeler olduğunu dile getiriyor. Öğrencilerin % 20.9’u E kodunu “karsinojenik gıda katkı maddeleri” olarak tanımlarken, % 23.8’i E kodlu besinleri satın almadığını, % 2.6’sı da evinde bulunan E kodlu besinleri “attığını” ifade ediyor. Araştırmada imzası bulunan ekibin üyelerinden, Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü öğretim görevlisi Dr.Dyt. Aylin Ayaz, “Elde ettiğimiz bulgular, yüksek eğitim düzeylerine karşın örneklem grubunu oluşturan öğrencilerin de gıda katkı maddeleri konusunda bilgilerinin eksik olduğunu, bu konuda tüketicileri eğitecek çalışmaların uzman kişilerce yapılmasının gerekliliğini ortaya koymaktadır.” diyor.

Dr. Aylin Ayaz, gıda katkı maddelerinin insan sağlığına olumsuz etki yapmayacak şekilde kullanımına ilişkin esaslar, bu konuda olası riskler ve üniversite öğrencileri üzerinde gerçekleştirmiş oldukları çalışma konusunda sorularımızı yanıtladı:

Gıda üretiminde “merdiven altı”nın ağırlıkta olduğu Türkiye gibi bir ülkede gıda katkı maddelerinin doğru kullanılmasının beklenemeyeceğini, katkı maddelerinin Türkiye şartlarında halk sağlığı açısından risk oluşturabileceğini savunanların sayısı hayli kabarık. Siz ne dersiniz?

Bilindiği gibi, gıda katkı maddeleri gıdaların raf ömrünün uzatılması ve besin kayıplarının azaltılması, gıdaların duyusal özelliklerinin düzeltilmesi ve geliştirilmesi, gıda kalite karakteristiklerinin muhafaza edilmesi, gıda hazırlamada yardımcı olması, gıdaların besleyici değerinin korunması gibi amaçlarla kullanılıyor. Gıda katkı maddeleri kalitenin korunması amacıyla kullanılmalı, kötü kaliteyi gölgelemek amacıyla kullanılmamalıdır. Gıda katkı maddelerinin yasaların öngördüğü ve teknolojinin gerektirdiği miktarlarda kullanımı zorunludur. Aksi halde sağlığa zararlı olabilirler. Uluslararası kuruluşlarca oluşturulan düzenlemelerden yararlanılarak hazırlanan Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği’ne uygun olarak kullanıldıklarında sağlık üzerinde zararlı etki göstermezler. İlgili mevzuat ile izin verilmiş olan katkı maddeleri, izin verilen besinlerde ve izin verilen miktarda kullanıldığında yararlandığımız ve sağlık riskleri minimize edilmiş maddelerdir. Üretimde bilinçsiz kullanım sağlığa zararlı sonuçlar doğurabileceği için bu konuda hem etkin denetim, hem de üretici ve tüketicilerin eğitilmesi gereklidir. Gıda sanayinde iyi imalat koşullarına uyan işletmelerde bu doğrultuda kullanıldıklarında katkı maddelerinin besin kalitesi üzerine olumlu etkileri bulunmaktadır. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’ndan üretim izni almış ve iyi imalat koşullarına uyan işletmelerde üretilen gıdaların tüketilmesi bu konuda güvence oluşturur.

Dünyada gıda katkı maddelerinin kullanımına hangi süreçlerden sonra izin veriliyor?

Katkı maddeleri laboratuvarlarda uzun süreli ve ayrıntılı güvenlik testlerinden geçirilir. Bu çalışmaların sonuçları daha sonra Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Birleşmiş Milletler Gıda-Tarım Örgütü (FAO)’nun ortak uzmanlar komitesi JECFA, Avrupa Birliği’nin Bilimsel Gıda Komisyonu (SCF) ve ABD Gıda İlaç Dairesi (FDA) gibi uluslararası kuruluşlarca onaylandıktan sonra her bir katkı maddesinin hangi besinlere hangi oranda katılabileceğine karar verilir. Adı geçen uluslararası kuruluşlarca oluşturulmuş düzenlemelerden yararlanılarak hazırlanan Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği’nde de “hangi katkı maddelerinin hangi besinlere ve ne miktarda katılabileceği” belirlenmiştir. Firmaların üretim faaliyetlerinin bu kodekse uygun olup olmadığı, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı’nın ilgili birimleri tarafından denetlenmekte ve uygun bulunan firmalara üretim izni verilmektedir.

Tüketicilerin sıkça katkı maddeleriyle ilgili kaygılar dile getirdiğine tanık oluyoruz. Dilden dile yayıldıkça “doğru” olarak kabul görmeye başlayan yanlış kanılar hiç de az değil. Bunlarla ilgili neler söyleyebilirsiniz?

Gıda katkı maddeleri ile ilgili doğruları bilmek bir tüketici hakkıdır. Ancak sizin de söz ettiğiniz gibi, besinler içindeki katkı maddeleri konusunda yanlış birçok kanı dolaşıyor. Bunlar arasında dikkat çekici olanlardan bir tanesi, katkı maddesi kullanılmadığında gıdalarımızın “daha sağlıklı” olacağı yönündeki yanlış kanıdır. Doğru olan tam tersidir: Besinlerimizin daha sağlıklı olarak saklanabilmesi, özelliklerini ve lezzetini koruyabilmesi için katkı maddelerinin kullanılması kaçınılmazdır. Örneğin nitrat, nitrit katılmamış işlenmiş et ürünlerinde mikrobiyolojik bozulma ve buna bağlı olarak da ölüme kadar uzanan Botulizm gibi gıda zehirlenmeleri söz konusu olabilir. Antioksidan katılmaması durumunda da yağlar oksitlenerek sağlık için zararlı peroksitler ve diğer oksidasyon ürünleri oluşur. “E kodlu katkı maddeleri sağlığa zararlıdır” söylencesi de mutlaka düzeltilmeyi gerektiren bir diğer yaygın yanlış...

İnternet ortamında dolaşan “E kodlu gıda katkı maddelerinin kanser yaptığına” ilişkin asılsız listelere itibar etmemek gerekiyor

Bildiğiniz gibi, gıdalarda kullanılan katkı maddelerinde bir standardın sağlanabilmesi için gıda katkı maddeleri uluslararası bir sistemle numaralandırılmıştır. Numaraların başında bulunan E harfi “Europe” (Avrupa) sözcüğünün ilk harfi... Dolayısıyla bir katkının E kodu taşıması, bu katkının üzerinde tüm güvenlik çalışmalarının tamamlandığını ve Avrupa Birliği’nin Bilimsel Gıda Komitesi tarafından kodlanarak onaylandığını gösterir. O nedenle internet ortamında dolaşan “E kodlu gıda katkı maddelerinin kanser yaptığına” ilişkin asılsız listelere itibar etmemek gerekiyor. Bu konudaki başka bir yanlış kanı da, gıda katkılarının tümünün “yapay” ürünler olduğu düşüncesidir. Gıda katkı maddeleri yapay olabilecekleri gibi birçoğu da doğal ya da doğala özdeş maddelerden oluşmaktadır. Örneğin pancar suyundan elde edilen kırmızı renklendirici E 162 doğal bir katkı maddesidir. Bunun yanında sitrik asit “doğala özdeş”; insan eliyle üretilmiş dodesil gallat, oktil gallat, bütillenmiş hidroksianizol gibi antioksidanlar da doğada hiç bulunmayan, yapay katkı maddeleridir. Tüketiciler arasında yaygınlıkla kabul gördüğüne tanık olduğumuz “Doğal maddeler yararlıdır, yapay maddeler zararlıdır” şeklinde ifade edebileceğimiz kanı da yanlıştır. Katkıların zararlı olup olmamasını belirleyen faktör, doğal ya da yapay olmaları değil, kullanılan katkının miktarıdır. Gıda katkı maddelerinin insan sağlığını tehdit etmesine neden olabilecek en önemli etken, bu maddelerin yönetmeliklerde izin verilen dozların üzerinde kullanılmaları ya da gıda saflığında olmamalarıdır.

Ülkemizde tüketicilerin “gıda katkı maddesi”ne bakışı ve konuyla ilgili doğru ve yanlış bilgilenme düzeylerini ortaya koymaya yönelik araştırmalar var mı?

Geçmişte bu doğrultuda yapılmış çalışmalar var. Prof. Dr. Mine Yurttagül’ün 1991 tarihli “Tüketicilerin gıda katkı maddeleri ile ilgili bilgi ve uygulamaları” başlıklı çalışması bunlardan biri... O çalışmada örneğin, “gıda katkı maddesi denilince ne anladıkları” sorulduğunda tüketicilerin % 27.1’i boya, % 21.9’u yabancı madde, % 14.1’i raf ömrünü uzatan madde, % 12.6’sı tat ve koku veren madde, % 5.4’ü de baharat olarak kullanılan maddeleri anladığını ifade etmiş; yüzde 18.7 oranındaki tüketicinin ise bu konuda herhangi bir fikri olmadığı saptanmıştır. Katkı maddelerinin hangi amaçla kullanıldığını bilmeyenlerin oranı da % 12’dir. Aynı doğrultuda yapılmış 1991 ve 1985 tarihli iki farklı çalışmada ise, gıda katkı maddelerinin kullanım amaçlarını bilmeyenlerin oranı, sırasıyla; % 38.5 ve % 96.8 olarak belirlenmiştir.

Sizin Prof. Dr. Mine Yurttagül ve Prof. Dr. Sevinç Yücecan ile birlikte üniversite öğrencilerinin gıda katkı maddeleri ile ilgili bilgi ve davranışları üzerine gerçekleştirdiğiniz daha yakın tarihli (2003) bir araştırma var. Bu araştırma sonucu ulaştığınız en çarpıcı bulgular neler oldu?

Sözünü ettiğiniz araştırma Ankara ilindeki farklı üniversitelerde, Haziran-Ağustos 2003 tarihleri arasında yaz okullarına devam eden öğrenciler üzerinde gerçekleştirilmişti. Araştırma kapsamına alınan 1000 öğrenci üniversitelerden gelişigüzel örneklem yöntemiyle seçilmiş ve yüz yüze görüşme yöntemiyle anket uygulanmıştı. Araştırma sonucunda öğrencilerin % 9.2’sinin besin etiketini okumadığı, % 77.3’ünün herhangi bir gıda katkı maddesinin adını, yaklaşık yarısının (% 49.6’sının) ise E kodunun tanımını bilmediği saptanmıştır. Sadece % 13.6’sı gıda katkı maddelerinin uluslararası bir sistemle kodlanmış olduğunu belirtirken, % 20.9’u E kodunu “karsinojenik gıda katkı maddeleri” olarak tanımlamış, % 23.8’i E kodlu besinleri satın almadığını, % 2.6’sı da evinde bulunan E kodlu besinleri attığını ifade etmiştir. Yani araştırma kapsamında görüşülen öğrenciler genellikle E kodlarının sağlığa zararlı maddeler olduğunu düşünmektedirler. Araştırma bulguları, esas olarak yüksek eğitim düzeylerine karşın örneklem grubunu oluşturan öğrencilerin de gıda katkı maddeleri konusunda bilgilerinin eksik olduğunu, bu konuda tüketicileri eğitecek çalışmaların uzman kişilerce yapılmasının gerekliliğini ortaya koymaktadır. Araştırmaya alınan öğrencilerin % 51’i gıda katkı maddesinin tat ve koku veren madde olduğunu belirtmiştir. Öğrencilerin % 43.6’sı gıda katkı maddelerinin boya maddesi olarak kullanıldığını, % 30.1’i ise raf ömrünü uzatmak amacıyla eklenen madde olduğunu belirtmiştir. Bunu sırasıyla mikrobiyolojik bozulmayı engelleyen madde (% 19.3), istenen yapıyı kazandıran madde (% 13.9), tat ve kokunun bozulmasını engelleyen madde (% 9.7), besinin teknolojisi gereği eklenen madde (%7), oksidasyonu engelleyen madde (% 4.7), kötü kaliteyi gizlemek amacıyla kullanılan madde (% 2.2) izlemektedir. Gıda katkı maddesinin tanımı konusunda hiçbir fikri olmayanların oranı ise % 7.9 olarak saptanmıştır.

Araştırma kapsamında fikirleri sorulan öğrencilerin gıda katkı maddelerinin sağlık üzerine etkileri konusundaki düşünceleri ne yönde?

% 8.6’sı bu konuda hiçbir fikrinin olmadığını belirtirken, % 52’si bazı gıda katkı maddelerinin sağlığa zararlı olduğunu, %18.2’si gıda katkı maddelerinin tümüyle sağlığa zararlı olduğunu, % 17.9’u doğru kullanıldığında sağlığa zararlı olmadığını, % 1.1’i ise gıda katkı maddelerinin uzun süreli kullanımının sağlığa zararlı olduğunu dile getirdi. Prof. Dr. Mine Yurttagül’ün “Tüketicilerin gıda katkı maddeleri ile ilgili bilgi ve uygulamaları”na yönelik yapmış olduğu çalışmasında (1991) ise tüketicilerin % 44’ü gıda katkı maddelerinin hepsinin, % 41.1’i bazı gıda katkı maddelerinin sağlığa zararlı olduğunu, % 3.4’ü ise gıda katkı maddelerinin sağlığa zararlı etkisinin olmadığını ifade etmişlerdi. O araştırma kapsamında görüşlerine başvurulan tüketicilerin % 11.5’i ise bu konuda hiçbir fikrinin olmadığını belirtmiş idi...

Öğrenciler üzerinde gerçekleştirdiğiniz araştırmada, gıda katkı maddelerini içeren besinlerin tüketimine yönelik görüşler ne yönde çıktı?

Yaklaşık yarısı (% 43.4) tüketim miktarına dikkat edilmesi gerektiğini, % 17.3’ü mevzuata uygun olma koşulu ile gıda katkı maddesi içeren besinlerin tüketilebileceğini, % 13.4’ü hiç tüketilmemesi gerektiğini, % 12.5’i ise gıda katkı maddelerinin tüketilmemesi gerektiğini ama tüketiminin kaçınılmaz olduğunu belirtti. Öğrencilerin % 6.8’i ise bu konuda hiçbir fikrinin olmadığını ifade etmişti. Araştırma kapsamında ayrıca öğrencilerin ülkemizde gıda katkı maddeleriyle ilgili denetimlerin yeterli olup olmadığı konusundaki görüşlerine de başvuruldu. Öğrencilerin % 26’sı bu konuda hiçbir fikrinin olmadığını, % 71.1’i denetimlerin yeterli olmadığını, % 2.9’u ise yeterli olduğunu ifade etti. Bu konuda yapılmış olan diğer çalışmalarda da genellikle tüketiciler gıda katkı maddeleriyle ilgili denetimlerin yetersiz olduğu yönünde görüş belirtiyorlar. Örneğin Prof. Dr. Mine Yurttagül’ün araştırmasında, tüketicilere gıda kontrolü ile ilgili denetimlerin yeterli olup olmadığı sorulduğunda, % 69.8’i denetimleri yetersiz bulduğunu dile getiriyordu. Prof. Yurttagül’ün araştırmasına katılanların % 26.9’u bu konuda fikir sahibi olmadığını belirtirken, yalnızca % 3.3’ü denetimleri yeterli bulduğunu ifade etmişti.

Son dönemde aspartamın multiple skleroz (MS) veya beyin hasarına neden olduğuna dair bilgiler aktarılıyor. Bu konuda bilgi verir misiniz?

Bu bilgiler yasal kaynaklı değildir. Katkı maddelerinin gıdalarda kullanımına, uluslararası çapta çok kapsamlı toksikolojik denemeler sonucunda izin veriliyor. Fenil alanin ve aspartik asitten sentezlenen bir madde olan aspartamın tatlılık derecesi sükrozdan 180-200 kez daha fazla tatlı olduğu için besinlerde çok az miktarlarda kullanılmaktadır. Dolayısıyla toksikolojik açıdan izin verilen miktarlarda kullanıldığında sakıncası bulunmamaktadır. Aspartam konusunda yapılan bilimsel çalışmalar, aspartamın tatlandırıcı ve tat artırıcı olarak kullanımının güvenilir olduğunu göstermekte. Fakat aspartamın ****boliti olan fenil alanin doğuştan ****bolizma bozukluğu olan “fenil ketonüri” hastaları için sakıncalı olduğundan, yönetmeliğimize göre aspartam içeren gıdaların etiketinde “fenil alanin ihtiva eder” ifadesinin yer alması gerekiyor.

Tüketiciler yeterli ve doğru bilgiye sahip olmalı

Gıda katkı maddelerinin yasaların öngördüğü ve teknolojinin gerektirdiği miktarlarda kullanılması, bunun kontrollerinin de sık sık yapılması halinde tüketiciler katkı maddelerinden kaynaklanabilecek sağlık risklerine karşı korunabileceklerdir. Ancak bu konuda tüketicilerin de yeterli ve doğru bilgi sahibi olmaları büyük önem taşıyor. Türkiye’de gıda sanayinin gelişmesine paralel olarak çok çeşitli hazır gıda maddesi ile karşı karşıya kalan tüketici bu gıda maddelerinin üretimi, satın alınması ve kullanımı konusunda yeterli bilgiye sahip değil. Tüketicilerin bu konuda uzman kişiler tarafından eğitilmelerinin büyük önem taşıdığını düşünüyorum. Etiket bilgileri üzerinde katkı maddesi, fonksiyonu ve oluşturabileceği etkilerin yer alması tüketicileri bilinçlendirmek açısından yararlı olacak.
__________________


=======ஜ۩۞۩ஜ=======
◄█▓░GIDA TEKNİKERİ░▓█►
=======ஜ۩۞۩ஜ=======
ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ


“Hayat boyu başarılarınızın bir zeytin ağacı kadar köklü ve sağlam,
Mutluluklarınızın yeni filizlenen yemyeşil bir zeytin dalı gibi sürekli,
Yaşamınızın zeytinyağı ile daha sağlıklı ve güzel olması dileğiyle...”

DENETİMSİZ GIDAYA HAYIR
Oktay SARI isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Bu mesajdan alıntı yap
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)

 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
acaba biri bana hangi belgeleri almam gerektiğini yazabilirmi? alonewolf46 Yardımlaşma 8 08-2009 08:31 PM
Kürüsel düzlemde bazı Fermente et ürünü çeşitleri mosesspm Fermente Et Ürünleri Ve Sucuk Üretimi 2 11-2009 01:05 PM


Şu anda saat : 03:45 PM.