Sponsorlu Bağlantılar

Almanya'dan gıdalar için yeni logo “Gen Tekniksiz’’

Gıdacılar Kafe kategorisinde açılmış olan Almanya'dan gıdalar için yeni logo “Gen Tekniksiz’’ konusu , ...


Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 14-2009   #1
S Moderator
 
Oktay SARI - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27-07-2008
Mesajlar: 702
Tecrübe Puanı: 19
Oktay SARI will become famous soon enough


Post Almanya'dan gıdalar için yeni logo “Gen Tekniksiz’’

Sponsorlu Bağlantılar
Almanya, AB’nde 1 Nisan 2008 yürürlüğe giren "gen teknik yasası" ile tüketicileri genetiği değiştirilmiş gıdalar hakkında tüketicileri bilgilendirmek için yoğun bir çalışma başlattı. Alman Bakan bu çerçevede gelkiştirilen “Gen Tekniksiz’’ logosunu tanıttı.
Almanya, AB’nde 1 Nisan 2008 yürürlüğe giren gen teknik yasası ile tüketicileri genetiği değiştirilmiş gıdalar hakkında bilgilendirmek için çalışma başlattı. Federal Tarım ve Tüketicileri Koruma Bakanı Ilse Aigner, tüketicilerin aldığı ürünlerin gen tekniğiyle üretilip üretilmediğini kolayca anlayabilmeleri için hazırlanan “Gen Tekniksiz’’ logosunu tanıttı.





Yapılacak düzenlemeler sonrası bu logo sonbahardan itibaren Almanya’da kullanılmaya başlanacak.



“Gen Tekniksiz’’ logosu için gıdaların, genetiği değiştirilmiş organizmalardan üretilmemesi gerekiyor.


“Gen Tekniksiz’’ logosu için gıdalarda kullanılan; gıda katkı maddeleri, vitaminler, aminoasitler, aroma maddeleri ve enzimlerin genetiği değiştirilmiş organizmalardan üretilmemesi gerekiyor.



Gıdalarda yüzde 0,1 den fazla genetiği değiştirilmiş organizma bulunursa bu logoyu alamıyor.


Hayvan yemlerinde ise yüzde 0,9 fazla genetiği değiştirilmiş organizma varsa etiketlerde “genetiği değiştirilmiş’’ yem ifadesi yazılmak zorunda.



Hayvanlara başka alternatif yoksa sağlık nedeniyle genetiği değiştirilmiş aşı ve ilaç verilebilmektedir.


ALMANCA


Das neue Logo für Lebensmittel “Ohne Gentechnik’’

Das neue einheitliche Logo "Ohne Gentechnik“ macht es den Verbraucherinnen und Verbrauchern leichter, sich bewusst für Lebensmittel ohne Gentechnik zu entscheiden.

Das europäische Lebensmittelkennzeichnungsrecht, das auch in Deutschland gilt, wird im Bereich Gentechnik von vielen Menschen als lückenhaft empfunden. Denn Verbraucher können beispielsweise nicht erkennen, ob tierische Produkte wie Milch, Fleisch oder Eier von Tieren stammen, die mit gentechnisch veränderten Futtermitteln gefüttert wurden. Darüber hinaus können in Lebensmitteln unter bestimmten Bedingungen geringe Mengen von gentechnisch veränderten Bestandteilen enthalten sein, ohne dass dies gekennzeichnet sein müsste. Die neue Ohne Gentechnik- Kennzeichnungsmöglichkeit auf der Rechtsgrundlage des EG-Gentechnik-Durchführungsgesetz vom 1. April 2008 soll dazu beitragen, diese Lücken zu schließen.

Das neue Label wird den Herstellern, die ihre Produkte als "Ohne Gentechnik“ kennzeichnen wollen, zur unentgeltlichen Nutzung angeboten. Damit wird die Verwendung für die interessierte Lebensmittelwirtschaft erleichtert. Gleichzeitig wird die Erkennbarkeit solcher Produkte für die Verbraucherinnen und Verbraucher einfacher gemacht.

Die Angabe "Ohne Gentechnik" darf nur verwendet werden, wenn

das Lebensmittel und die verwendeten Lebensmittelzutaten, Vitamine, Aminosäuren, Aromen, Enzyme keine gentechnisch veränderten Organismen (GVOs) sind und auch nicht aus GVOs hergestellt wurden.
Die Anforderungen an die "Gentechnikfreiheit" des Lebensmittels sind sehr hoch und erstrecken sich ausnahmslos auf die gesamte Lebensmittelbe- und -verarbeitung, einschließlich das Zubereiten und Mischen eines Lebensmittels.

Die neue Regelung des EG-GenTDurchfG setzt für Spurenverunreinigung mit gentechnisch verändertem (gv) Material nach Lebensmittel und Futtermittel nach Lebensmittel oder Futtermittel differenziert quantitative Obergrenzen:

Spurenverunreinigungen bei Lebensmitteln und Lebensmittelzutaten werden praktisch nicht geduldet, d. h. Verunreinigungen oberhalb der Nachweisgrenze von 0,1 Prozent sind ausgeschlossen.
Spurenverunreinigungen im Futtermittelbereich werden für die Ausnahmen geduldet, die das Gemeinschaftsrecht für die Kennzeichnung als "genetisch verändert" vorsieht. Zur Erläuterung: Nach Gemeinschaftsrecht nicht als "genetisch verändert" zu kennzeichnen sind Verunreinigungen, deren Eintrag zufällig oder unvermeidbar war, wenn ihr Anteil unter 0,9 Prozent liegt. In jedem Fall untersagt ist die Verwendung von Futtermitteln mit einem Anteil von genetisch verändertem Material über 0,9 Prozent, denn derartige Futtermittel sind immer als "genetisch verändert" zu kennzeichnen.
Die Anwendung von Tierarzneimitteln oder Impfstoffen aus gentechnischer Herstellung ist zulässig. Dies dient in erster Linie der Tiergesundheit, zumal bestimmte Arzneimittel oder Impfstoffe nur aus gentechnischer Herstellung verfügbar sind.
__________________


=======ஜ۩۞۩ஜ=======
◄█▓░GIDA TEKNİKERİ░▓█►
=======ஜ۩۞۩ஜ=======
ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ


“Hayat boyu başarılarınızın bir zeytin ağacı kadar köklü ve sağlam,
Mutluluklarınızın yeni filizlenen yemyeşil bir zeytin dalı gibi sürekli,
Yaşamınızın zeytinyağı ile daha sağlıklı ve güzel olması dileğiyle...”

DENETİMSİZ GIDAYA HAYIR
Oktay SARI isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Bu mesajdan alıntı yap
Alt 15-2009   #2
Member
 
Üyelik tarihi: 24-07-2009
Mesajlar: 39
Tecrübe Puanı: 11
lostmymindd is on a distinguished road


Standart

Sponsorlu Bağlantılar
Gen tekniğinin zararlı veya zararsız olduğuna dair bilimsel bir rapor var mı ?
lostmymindd isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Bu mesajdan alıntı yap
Alt 15-2009   #3
S Moderator
 
Oktay SARI - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27-07-2008
Mesajlar: 702
Tecrübe Puanı: 19
Oktay SARI will become famous soon enough


Standart

Alıntı:
lostmymindd´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Gen tekniğinin zararlı veya zararsız olduğuna dair bilimsel bir rapor var mı ?
Elimde bilimsel bir rapor yok fakat düşüncene cevap verebileceğine inandığım yazıyı okuyabilirsin.


GDG’lara Karşı Olanların Görüşleri

Genetik çeşitliliğin azalması ve gen kaynaklarının yok olma ihtimali çok yüksektir. Çok büyük coğrafyalarda tek yönlü yapılan tarım ile beraber o coğrafyaya ait biyolojik çeşitlilik geriye dönülmez bir şekilde azalıp yok olmaktadır. Bunun nedeni ise, mono kültür tarım ile her türlü hastalık ve zararlılarda meydana gelebilecek dengesizliklerdir. Neticede bu durum yaban bitki ve hayvan popülasyonun da telafisi imkansız hasarlara neden olacaktır.

Genetiği değiştirilmiş mikroorganizmalar, gıda olarak tüketildiklerinde girmiş oldukları hayvan ve insanlara ait canlı organizmalarla birleşme, onu yok etme, onu başkalaştırma ve neticesi belli olmayan tuhaf bir birleşik organizmanın meydana gelme ihtimali çok yüksektir.

İnsan ve hayvan sağlığı üzerinde GDO’ların; antibiyotiklere dayanıklılık, transfer edilen genlerin insan ve hayvan bünyesindeki bakterilerle birleşme ihtimali, olası toksik etkiler ve olası alerjik etkileri bulunduğu iddia edilmektedir.

Uygulanan teknik yöntemlerde oluşabilecek ve teknolojinin bilinmeyen sahasında kalan herhangi bir sürpriz ile, elde edilen gıdalarda şaşırtıcı menfi neticeler ile karşılaşılabilir. Çünkü genetik müdahale ile tabii denge üzerinde yapılan bu etkiler, istenmeyen dejenerasyonlara (bozulmalara) da sebebiyet verebilir. Böylece sürpriz bir şekilde çok kalitesiz ve niteliksiz ucube ürünler elde edilecektir.

Sosyal ve ekonomik anlamda, genetik olarak değiştirilmiş bitki tohumları üretiminin büyük ABD şirketlerinin (Monsantao, Novartis, Sygenta, Aventis…) tekelinde olması, bu şirketlerin genetiği değiştirilmiş tohumların patentini alarak, hukuken kendilerinin rızası olmadan bu tohumların kullanılmasını engellemeleri neticesinde, ortaya çıkacak tekel ve haksız rekabetin çok ciddi sorunlara yol açacağı ileri sürülmektedir.

Genetiği değiştirilmiş mikroorganizmaların toprak mikroorganizma yapısına menfi etkileri olacaktır. Teknolojik müdahaleler ile değişikliğe uğratılmış mikroorganizmalar, asıl ve hayati öneme haiz olan toprak bünyesindeki mikroorganizmaları menfi yönde etkileyerek mikro dengeyi bozabilecek, hatta bir çoğunun yok olmasına sebebiyet verebilecektir.

Genetiği değiştirilmiş tohumlardan elde edilen ürünlerin tekrar tohum olarak kullanılamaması nedeniyle, tarımsal üretimde en temel ve en eski yöntemlerden olan, kendi ürününden tohum elde etme imkanının ortadan kalması neticesinde, bu tür tohum üreten ülke ve/veya firmalara bağımlı hale gelinmesi ve tohum fiyatlarının yükselmesi gibi ciddi sakıncaların kaçınılmaz olacağı ileri sürülen görüşler arasındadır.

Aktarılan genlerin diğer alanlara ve doğal çevreye sıçraması kuvvetle muhtemeldir. Teknolojinin bir parçası olan gen aktarımı neticesinde genlerin istenmemesi durumunda bile diğer canlı ve tabii çevreye sıçraması sonucu, kontrolsüz bir açılım ve ardından biyolojik felaket olabilecektir.

Doğal zincirin bir halkası olan böceklerin beslenme zinciri içerisinde bu organizmalardan etkilenip, değişikliğe uğrayarak oldukça dirençli bir mekanizma geliştirebilmeleri riski vardır.

Ayrıca bir diğer iddia da, virüs kaynaklı genlerin, diğer virüslere gen transfer etme ihtimalinin olduğu yönündedir.

GDG’ların Lehine Olanların Görüşleri

Binlerce yıldan beri, geleneksel bitki yetiştirilmesinde, zaten bitkilerin seleksiyonu ve çaprazlaması yapılarak, istenen özellikleri taşıyan bitkiler elde edilmeye çalışılmakta, bu esnada ise istenmeyen bir çok başka gen de aktarılmakta iken, çok daha hassas olan gen tekniği ile istenilen özelliklere çok daha kolay ulaşılabilmektedir.

Amerika’da 1990’lı yılından beri genetik olarak değiştirilmiş ürünlerin kullanılmaya başlandığı ve günümüzde markette yer alan gıda ürünlerinin önemli bölümünde, gen teknolojisinin kullanılmasına karşın, Amerika’da bugüne kadar bu durumdan kaynaklanan ciddi bir sağlık problemi ile karşılaşılmadığı iddia edilmektedir.

Genetik olarak değiştirilmiş ürünler ABD’de pazara sunulmadan önce Amerikan Gıda ve İlaç Maddeleri Dairesi, Tarım Bakanlığı ve Amerikan Çevre Dairesince ciddi olarak incelenmekte, gerekli bilimsel çalışma ve incelemeler yapıldıktan sonra ürünlerin kullanımına izin verilmektedir. Bu kuruluşların ve üretici firmalar bu tür ürünlerin, insan ve hayvan sağlığı ile çevre üzerindeki etkilerini bilimsel olarak incelenmekte ve izlemektedir.

Dünya nüfusu hızla artarken çevresel nedenlerle ekilebilir tarım alanları azalmakta olduğundan dünyanın bir çok yerinde yaşanan açlık problemlerinin artmasına kesin gözüyle bakılmaktadır. Genetik olarak geliştirilmiş tarım ürünlerinin hem günümüzde yaşanan ve hem de gelecekte yaşanması kuvvetle muhtemel olan açlık problemlerine çözüm olacağı da iddia edilmektedir. Genetik devrim neticesinde hem verim artışı sağlanacağı, hem de her türlü iklim ve çevre koşullarında ürün alınabilmesine imkan yaratacağı öne sürülmektedir.

Uygun olmayan şartlarda bile yetişebilen ürün çeşitleri ortaya çıkabilecektir. Çok zor şartlara bile dayanabilen inatçı bir yapıya sahip güçlü ürün çeşitlerinin elde edilebilmesi neticesinde tarımsal üretim daha yaygın ve fazla olacaktır.

Genetiği değiştirilmiş ürün yetiştirilmesinde, yabancı haşarat ve otlar için ilaç kullanımının azalacağı ve bu durumun da hem maliyetleri düşüreceği hem de çevreye verilen zararların azalacağı da dile getirilmektedir.

Gen teknolojisi ile ürünlerin besin özelliklerinin artırılmasına yönelik çalışmalar yapıldığı, tahılların, meyve ve sebzelerin daha fazla besin değerine sahip olmasının sağlanmasına çalışıldığı, tüketiciler açısından gıdaların olumsuz bulunan özelliklerinin (Çabuk bozulmayan meyveler, tadı derecelendirilmiş yiyecekler elde edilmesi gibi) bertaraf edilmesi için çalışmalar yapılmasının da ciddi faydalarının olacağı ileri sürülmektedir. Besin öğelerince zenginleştirme imkanının kullanılması ile istenilen içerikte (A vitamini, demir katkısı vb.) gıda elde edilebilecektir.

Ayrıca bu tür gıdaların içerisine aşı yüklemesi yapılma şansı ile birçok hastalığın mücadelesinde pratik ve ucuz yöntemlerin sağlanması mümkün olabilecektir.

Yadsınamayacak Riskler

Gen teknolojisi ile elde edilmiş olan ürünlerin genetik müdahaleler esnasında arzu edilmeyen ve beklenilmeyen nitelikler kazanması ihtimalinin çok yüksek olduğu bilim çevrelerince kabul edilmektedir.

Her bir türün kendi içindeki genetik çeşitliliğin korunması güç hale gelmektedir. Modern tarım birçok çiftçiyi verimi yüksek tek tip bitki ve hayvan çeşitlerine yöneltmektedir. Gıda üreticileri çeşitliliği bir kenara bıraktıklarında, kimi özelliklerle birlikte çeşitler ve ırklar da ortadan kaybolabilmektedir. Gen havuzundaki bu daralma kaygı vericidir. FAO (Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü) tahminlerine göre tarımsal ürünlerdeki genetik çeşitliliğin yaklaşık dörtte üçü son yüzyıl içinde kaybedilmiştir. 6.300 hayvan ırkından 1.350’si ya tamamen yok olmuş ya da yok olma tehdidi altındadır. Bu bakımdan, bitki ve hayvanların gen bankalarında, botanik bahçelerinde ve hayvanat bahçelerinde korunmasına yönelik küresel çabalar büyük önem taşımaktadır. Ancak, tarım yapılan alanlarda ve doğada biyolojik çeşitliliğin korunması da en az bunun kadar önemlidir. Çünkü tabiatta dengeleri bozmak hızlı ve kolay, eski haline döndürmek hem masraflı, hem de oldukça güçtür. Kaybolan biyolojik çeşitliliği geri kazanmak neredeyse imkansızdır.

Gen teknolojisi ile üretimde, insan ve çevre sağlığını olumsuz yönde etkileyebilecek sonuçların ortaya çıkma ihtimalinin oldukça yüksek olduğu yadsınamaz.

Dünyada 840 milyon insan hala açlık çekmektedir ve bundan çok daha fazla sayıda insan da yetersiz beslenmeye maruz kalmaktadır. Bu güne dek sergilenen küresel çabalara rağmen dünyadaki açların sayısının azaltılabilmesi adına yeterli mesafe alınamamıştır. Ancak asıl sorun acaba yetersiz gıda üretimi midir? Yoksa haksız ve dengesiz paylaşım, hırs ve ülkelerarası politik çekişmeler mi bu sonucu yaratmaktadır?

Tarımda en çok üzerinde çalışılan özellikler, hastalıklara ve zararlılara karşı, yabancı ot ilaçlarına karşı dayanıklılık, meyve olgunlaşma sürecinin değiştirilmesi, raf ve depolama ömrünün uzatılması ve aromanın arttırılmasıdır. Bu teknolojinin en başarılı olduğu bitkiler, domates, patates, mısır, soya fasulyesi, pamuk, tütün ve kolzadır. Bu alanda en fazla üretim ve çalışma yapan ülkeler, ABD, Arjantin, Kanada ve Çin’dir.

Günümüzde genetiği ile oynanmış pek çok ürün bulunmaktadır. Özellikle mısır, domates, patates, pirinç, soya, buğday, kabak, bal kabağı, ayçiçeği, yer fıstığı, bazı balık türleri, kolza, kasava, papaya bunların başında gelmektedir. Bunların dışında muz, ahududu, çilek, kiraz, ananas, biber, kavun, karpuz, kanola gibi ürünlerle ilgili çalışmalar yapılmaktadır. Mısır ve soya genleriyle oynanmış bitkiler arasında ilk sıralarda yer aldığı için bu bitkilerden üretilen yan ürünlerin kullanıldığı bütün ürünler GDO’lu olma riski taşımaktadır. Mısır ve soyadan üretilen yağ, un, nişasta, glikoz şurubu, sakkaroz, fruktoz içeren gıdalar günlük tüketim maddeleri arasında yer almaktadır. Örneğin bisküvi, kraker, pudingler, bitkisel yağlar, bebek mamaları, şekerlemeler, çikolata ve gofretler, hazır çorbalar, mısır ve soyayı yem olarak tüketen tavuk ve benzeri hayvanlardan elde edilen gıdalar ve pamuk GDO’lu olma riski taşıyanların başında gelmektedir.

Yasal Düzenlemeler

Nairobi’de 24.05.2000 tarihinde imzalanan “Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesinin Biyogüvenlik Kartagena Protokolü” 17.06.2003 tarihli, 4898 sayılı Kanun ile onaylanarak, 24.06.2003 tarihli, 25148 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış, ayrıca konuyla ilgili olarak Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesinin Biyogüvenlik Kartagena Protokolünün Onaylanması Hakkında 2003/5937 sayılı Karar da 11.08.2003 tarihli, 25196 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

Kartegana Protokolünün amacı, insan sağlığı üzerindeki riskler gözönünde bulundurularak ve özellikle sınır ötesi hareketler üzerinde odaklanarak, biyolojik çeşitliliğin korunması ve sürdürülebilir kullanımı üzerinde olumsuz etkilere sahip olabilecek ve modern biyoteknoloji kullanılarak elde edilmiş olan değiştirilmiş canlı organizmaların güvenli nakli, muamelesi ve kullanımı alanında yeterli bir koruma düzeyinin sağlanmasına katkıda bulunmak olarak belirlenmiştir.

Gen teknolojisi kullanılarak üretilen gıdaların risk taşıdığı görüşü bir çok gelişmiş ülkede daha ağır basmaktadır. Bu nedenle de özellikle AB üyesi ülkelerde bu konuda gerekli güvenlik tedbirlerinin alınması amacıyla gerekli yasal düzenlemeler yapılmıştır. Ülkemizde ise henüz gen teknolojisi ve genetiği değiştirilmiş organizmalar konusunda herhangi bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Dünyadaki gelişmelere paralel olarak bir an evvel biyogüvenlik yasasının çıkarılması gerektiği düşünülmektedir.

Sonuç

Gen teknolojisi ile elde edilen gıdaların risk taşıdığı, kontrolsüz bir şekilde tüketilmesinin doğru olmadığı yadsınamaz bir gerçektir. Ancak genetik olarak değiştirilmiş gıdalar ile ilgili lehe veya aleyhe olan görüşler incelendiğinde bu tür gıdalara tamamıyla evet veya hayır demekte oldukça zordur. Yani, genetiği değiştirilmiş gıdalar artık dünyanın bir gerçeği haline gelmiştir. Sınırların kalktığı globalleşen günümüz dünyasında bu gerçekten kaçamayacağımızın bilincinde olmamız ve bir an evvel gen teknolojisi konusundaki tüm altyapı ve teknolojik eksikliklerimizi gidermemiz bir zorunluluktur. Zira bu teknolojiye sahip olmak aynı zamanda bu tür gıdaların risklerinin ve zararlarının bilincinde olmak anlamına da gelmektedir. Kanımca bu teknolojiden faydalanmaktan çok risklerinden korunabilmek için bu konuda gerekli altyapı ve teknolojiye sahip olmamız gerekmektedir. Diğer taraftan, bir an evvel biyogüvenlik yasasının çıkarılması ve genetiği değiştirilmiş gıda ithalatının kontrol altına alınması da bir zorunluluktur. Ayrıca tarım alanlarının genişliği, verimliliği, ürün zenginliği açısından dünyanın bir çok ülkesine göre oldukça şanslı olduğumuz gerçeği göz ardı edilmeden organik tarımın teşvik edilmesi gerektiği düşünülmektedir.
__________________


=======ஜ۩۞۩ஜ=======
◄█▓░GIDA TEKNİKERİ░▓█►
=======ஜ۩۞۩ஜ=======
ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ


“Hayat boyu başarılarınızın bir zeytin ağacı kadar köklü ve sağlam,
Mutluluklarınızın yeni filizlenen yemyeşil bir zeytin dalı gibi sürekli,
Yaşamınızın zeytinyağı ile daha sağlıklı ve güzel olması dileğiyle...”

DENETİMSİZ GIDAYA HAYIR
Oktay SARI isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Bu mesajdan alıntı yap
Alt 15-2009   #4
Member
 
Üyelik tarihi: 24-07-2009
Mesajlar: 39
Tecrübe Puanı: 11
lostmymindd is on a distinguished road


Standart

Metin için teşekkürler
lostmymindd isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Bu mesajdan alıntı yap
Alt 15-2009   #5
S Moderator
 
Oktay SARI - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27-07-2008
Mesajlar: 702
Tecrübe Puanı: 19
Oktay SARI will become famous soon enough


Standart

Alıntı:
lostmymindd´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Metin için teşekkürler
Önemli değil. İstediğiniz soruya yeterli bir cevap olduysa güzel.
__________________


=======ஜ۩۞۩ஜ=======
◄█▓░GIDA TEKNİKERİ░▓█►
=======ஜ۩۞۩ஜ=======
ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ


“Hayat boyu başarılarınızın bir zeytin ağacı kadar köklü ve sağlam,
Mutluluklarınızın yeni filizlenen yemyeşil bir zeytin dalı gibi sürekli,
Yaşamınızın zeytinyağı ile daha sağlıklı ve güzel olması dileğiyle...”

DENETİMSİZ GIDAYA HAYIR
Oktay SARI isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Bu mesajdan alıntı yap
Cevapla

Tags
gen teknik yasasi, gen tekniksiz, ohne gentechnik


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)

 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Espresso’nun hazırlanışı Gülsel ŞEN Kahve Teknolojisi 1 06-2014 11:13 AM
Bir ‘silah’ olarak gıda Oktay SARI Gıdacılar Kafe 0 24-2009 03:44 AM
Türkiye’ye 300 milyon liralık kaçak et Oktay SARI Modern Bir kesimhanede Üretilebilecek Ürünler 0 29-2009 02:25 AM
Sütte KDV yüzde 1’e iniyor AlgaReN Sütün Tanımı ve Bileşimi 0 14-2009 01:26 PM
Nietzsche’nin sevgilisi Salome’ye gönderdiği mektuptan bir bölüm! inci Şiir 3 25-2008 12:37 AM


Şu anda saat : 10:45 PM.