Sponsorlu Bağlantılar

Gıda güvenliğini nasıl sağlayacağız?

Gıdacılar Kafe kategorisinde açılmış olan Gıda güvenliğini nasıl sağlayacağız? konusu , ...


Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 24-2009   #1
S Moderator
 
Oktay SARI - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 27-07-2008
Mesajlar: 689
Tecrübe Puanı: 18
Oktay SARI will become famous soon enough


Post Gıda güvenliğini nasıl sağlayacağız?

Sponsorlu Bağlantılar
Hasa Gıda Dergisi'nden Beytullah Kutlu'ya konuşan Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı Kemal Özer, “Türkiye Gıda güvenliği konusunda şaibeli bir ülke” dedi.

Gıdalar, yaşamamızı sağlayan doğal sağlık depolarıdır. Tatlılar, tuzlular ya da meyve, sebzeler… Bunların hepsinin kendisine has, farklı özellikleri ve ayrı besin değerleri vardır. Doğanın bize sunmuş olduğu, sağlıklı gelecek reçetesinde gıdalar, doğada bulunduğu gibi soframıza gelmemekte ve bir takım işlemlerden geçmektedir. Bu işlemler sonucunda, bazı gıdaların besin değerlerinde ve kalitesinde bir değişme olmamasına rağmen, bazılarının doğal yapısı bozulmakta, bazıları ise temiz olmayan ve kalitesiz ortamlarda üretilmektedir. İşte bu sağlıksız statüde olan gıdaları kontrol etmek ve halkı bu konuda bilinçlendirmek adına, Gıda Güvenliği Hareketi adında bir dernek kuruldu. Bizde, bu derneğin Genel Başkanı Kemal Özer ile güvenilir gıda konusu üzerine görüştük.



Kemal Bey ile sohbetimize Gıda Güvenliği Hareketi Derneği’ni anlatmasını isteyerek başladık ve neden böyle bir dernek kurma gereği hissettiğini sorduk.



“Türkiye Gıda Güvenliği Konusunda Şaibeli Bir Ülke”



Kemal Bey, Gıda Güvenliği Hareketi’nin çok genç bir sivil toplum örgütü olduğunu dile getirdi ve ekledi; “Türkiye, gıda güvenliği konusunda şaibeli bir ülkedir. Biz, bunun farkında olan ve güvenli gıdanın temel insan haklarından biri olduğuna inanan insanlar olarak “güvenli gıda” mücadelesi vermek üzere kurulduk. Bir yıldan fazla süren hazırlık sürecinden sonra iyi bir alt yapı ile ses getirecek projelerle kamuoyunun huzuruna çıktık.”



— Türkiye’yi gıda güvenliği konusunda şaibeli yapan şey nedir?



Ülkemiz gelişmekte olan bir ülke ve bu ülkenin en önemli meselelerinden birisi, hatta en önemlisi gıdadır. Gelişmiş ülkeler ve AB ülkelerine baktığımızda ülkemizin bu konuda çok geride kaldığını görüyoruz. Birçok alanda olduğu gibi gıda endüstrisi de batının geliştirdiği ve dayattığı bir teknoloji. Bu endüstrinin kâşifleri teknoloji transferi ile yetinmeyip kendi kültürlerini de transfer ederler ve etmekteler. Siz şayet batının sunduğu yanlışları doğru gibi kabul edip transfer etmeye kalkar ve tüm üretim süreçlerini buna göre düzenlerseniz, ürünleriniz birçok açıdan şaibeli hale gelir. Örneğin; ülkemizde bir firmanın aynı kategoride iki ürününü görebiliyoruz. Bunların birisi alt gelirliler için yapılıyor, diğeri üst gelirliler için. Oysaki bu kabul edilebilir mi? Yani gelip üst gelir grubundaki tüketiciye nitelikli alt gelir grubundaki tüketiciye niteliksiz ürün vereceksiniz? Eğer bu durum ülkemizde varsa -ki sayısız örneği var - bu ülkede gıda tümüyle şaibelidir.



— Peki, derneğinizin üyeleri kimler? Hangi sosyal gruplara hitap ediyorsunuz?



Kurucularımız ve üyelerimiz, gıda güvenliği konusunda “endişe” taşıyan kişilerdir ve endişe taşıyan herkes bize üyelik müracaatında bulunabilir. Yani bir sosyal sınıf ayrımı yapmıyoruz. Asıl olan gıda güvenliğidir.




“Domuz Eti Yemiş Olabiliriz”



— Gıda Güvenliği Hareketi’nin bakış açısından, güvenilir gıda nedir? Nasıl olmalıdır?



Biz, bunu, gıda başta olmak üzere tüm tüketim ürünleri “maddeden temiz, manen sakıncasız” olmalı diyerek özetliyoruz. Bu cümleyi açacak olursak eğer, ülkemizde her dinden insan yaşamaktadır. Bunlar ister Müslüman olsun, isterse başka bir dine mensup olsun, insanların tümü dinine ve ahlakî kurallarına uygun beslenebilme hakkına sahiptirler. Ülkemizde bu hakkın cari olduğunu söylemek mümkün müdür? Elbette hayır! Gelin görün ki bu ülkede domuz eti yemesi yanlış olan bir tüketiciye, domuz eti yediriyorsunuz. Sonra da “bundan sonra d. eti yazılmayacak domuz eti ise domuz eti, dana eti ise dana eti” yazılacak diyorsunuz. İşte bu gıda sakıncalı bir gıdadır ve bu ülke de gıda güvenliğinden söz etmek oldukça zordur. Sayın Müsteşar’ın, “bundan sonra” ifadesini her şeyi özetlemeye yetiyor.



Bunun yanı sıra hijyen kurallarına uyulmadan üretilen ürünler ise maddeten temiz olmayan ürünlerdir.



— Toplum, gıda güvenliği konusunda bilinçli mi? Sizce gıdalarda nelere dikkat etmeleri gerekiyor? Örneğin; bir ürünü alırken ambalajında nelere bakmalılar?



Bilinçli olduğunu söyleyebilmeyi çok isterdim. Ama üzgünüm. Bu bilincin oluşabilmesi için ilk önce, eğitimcilerin eğitilmesi gerekiyor. Okul kantinlerinin durumunu ve bu kantinlerde satılan ürünleri incelediğimiz zaman bu eğitimin önemi bir kez daha gözler önüne seriliyor. Evde, anne, baba ve kardeşler, okulda, öğretmenler çocuklara iyi örnek olmuyorlar. Sigara içen bir öğretmenin çocuklara içmeyin demesinin etkisizliği gibi, sağlıklı ürünler tüketmeyenlerin de, bu konuda çocukları eğitmesi imkânsızdır.



“Gıda Eğitimi Devletin Olduğu Kadar, Bireyinde Görevidir…”



Öte yandan bir ürünün ihtiyaç mı yoksa hazzın tatmini için mi olduğu önemlidir. Tüketici bir ürünü satın almadan önce buna ihtiyacı olup olmadığını düşünmelidir. Bu, devlet kadar bireylerinde görevidir. Eğer devlet, gıda konusundaki eğitimleri sağlayamıyor ise, bireyin aldığı tedbirleri arttırması gerekmektedir. Bireyler, bu aşamada, güvenilir firmaların ürünlerini tercih ederek işe başlayabilirler. Ama kimin güvenilir kimin güvenilmez olduğu da son derece karışmıştır. Reklâmı çok olan büyük firmalara güvenilir, diğerlerini değil derseniz bu asla doğru olmaz. Tersi de böyledir. Güvenilirlik ürün, etiketinin ve ürünün tanıtım metinlerinde kendisini gösterir. Şayet, reklâm ürünün tüm eksiklerini göz ardı edip hiç de gerekli olmayan bir özelliğini abartarak aktarıyorsa orada güvenden söz edilmez. Bir üretici, ürünlerinde kullandığı katkı maddelerini, tüketicinin sağlığını ön planda tutarak değil de ürünün lezzeti, görünümü ve raf ömrünü esas alarak üretiyorsa güven, o ortamı terk etmiş, para, insanlar için putlaşmıştır. Bu ortamda güvenden ve gıda güvenliğinden söz edilebilir mi?



Satın alınan ürünün etiketini mutlaka dikkatle okumalıyız. Mesela; artık her firma “ürünlerimizde alkol türevleri, domuz ve ürünleri yoktur” yazmaktadır. Bu tür gerçeği örten beyanların önemsiz olduğunu bilinmelidir. Bu ibarelerin birer moda ibareler olduğunu unutmamalıyız. Sanki ürününde “domuz veya alkol vardır” yazabilecek cesareti olan bir firma var mı? Elbette yok. Katkı maddeli ürünlerden tüketici uzak durmalıdır. Katkı maddelerinin Türkçe ismi ve E kodları yerine Latince isimlerini yazan bir ürünü tercih etmemeliyiz. Öte yandan soya, pamuk ve kanola gibi büyük kısmı GDO’lu ürünler haline gelen ürünler ve bunların katıldığı gıdalardan uzak durulmalıdır.



Her şeye rağmen tüketmek zorunda isek, endüstriyel ürünler yerine doğal ürünlere yönelmeliyiz.



“Ürünün İçeriğini Tam Yazmayan Firma Katildir”



Tüketici bir ürünün, bütün içeriklerini eksiksiz bilebilmeli ve ürün üzerinde eksiksiz görebilmelidir. Bu bilgileri anlamak için bir uzman ve sözlüğe ihtiyaç duymamalıdır. En önemlisi ürünün bitkisel mi, hayvansal mı olduğuna emin olmalı. Düşünün, bir maddeye alerjiniz var ve ürünün içinde o madde var ama yazılmamış. Bunu yiyen kişinin, bu ürünü yediği için belki de ölecek olması hiçe sayılmış. Bir tüketici, örneğin çölyak hastası olan bir insan, bu yüzden ölürse firma katil değimlidir? Elbette katildir.



— Türkiye’nin gıda güvenliği ve kontrolü açısından geldiği nokta nedir? Yurt dışındaki çalışmalara dayanarak, bu konudaki genel durumumuzu değerlendirir mi siniz?



Türkiye bazı ülkelerden iyi düzeydedir ama AB ülkeleri başta olmak üzere birçok ülke ile mukayese edildiğinde, ülkemizde gıda güvenliğinden söz etmek imkânsızlaşır. Çünkü gelişmiş ülkelerde, gıda konusunda çeşitli normlar vardır. Elbette Türkiye’de de var. Ama bu normlar hem kültürümüze hem de inancımıza uygun değil. Domuz gribi olmasa “bundan sonra domuz veya dana yazılacak” ibaresi söylenecek miydi? Elbette hayır. O halde bu normların uygunsuzluğu ortada değil mi? Türkiye’nin en önemli sorunu denetim gibi gözüküyor. Ama bizce, ana sorun bu değil. Asıl sorun ilkeli olmak ve endişe taşımaktır. Yaptığınız işi bir görev olarak değil insana hizmet olarak görmek gerekiyor. Gıdanın insan yaşamı için öneminin idrakinde olmak gerekiyor. Gıdanın inançla ilgisinin farkında olmak gerekiyor. Gıdanın nesillerin geleceğini tahrip edebileceği endişesini taşımak gerekiyor. Bu endişeleri taşımıyorsanız her üreticiyi her gün denetleseniz ne olur ki? Bu ülke de üretim koşulları yerinde olmayan işletmelere, üretmeye devam et ve eksiklerini 30 günde tamamla demiyorlar mı? Aslında şunu diyorlar; insanları 30 gün daha zehirlemeye devam et. Bunu kabul edebilir misiniz?



— Bize birazda, Gıda Güvenliği Hareketi’nin, çalışmaları konusunda bilgi verir misiniz?



Biz iki noktadan hareket ediyoruz. Birincisi, toplum bilincini geliştirmek ve bu bilinci harekete geçirmek. Yani toplumun yeni talepler oluşturmasını sağlamak. İkincisi ise gıda konusundaki bilgi kirliliğini yok etmek. Çevremizde her gün yeni sandığımız bilgiler görüyoruz. Çoğu kirli ve ticari amaçlı bilgiler. Her kafadan bir ses çıkıyor. Birinin ak dediğine diğeri kara diyor. Konuşan herkesin bir fikri var ama çoğu kez içerik boş. Bu konularda çeşitli çalışmalar yapıyoruz ve tüketicinin gıda konusunda bilinçlenmesinin yanında, yasal düzenlemelerin yapılmasına dair raporlar hazırlıyoruz, bilim çevresi ile işbirliği yaparak çeşitli analizler ve araştırmalar yapıyoruz.



— Bir gıdanın güvenilirliğini nasıl test ediyorsunuz? Kimlerden yardım alıyorsunuz? Sonuçları nasıl değerlendiriyor ve toplumla paylaşıyorsunuz?



Toplumda, tüketilen bazı ürünlerin kimisi kanserojen, kimisi dinlerce yasaklanmış gıdalar, kimisi genetiği değiştirilmiş ürünler, kimisi ise alerjik ürünler. Bazıları da hijyen açısından, bazıları toplum sağlığı, bazıları ise çevre açısından sakıncalı. Biz bu ürünlerin insan ve çevre üzerindeki etkilerini görmek için, yurt içi ve yurt dışında çeşitli analizler yaptırıyoruz. Analizler sonucunda, o ürünlerle alakalı genel çerçevede bilgilendirme yoluna gidiyoruz. Bilgilendirmeyi ise, öncelikle internet’ten yapmakla beraber, görsel ve yazılı medyadan faydalanıyoruz. Bunun yanında sık sık konferanslara davet diliyoruz ve buralarda ilgili insanlarla bildiklerimizi paylaşıyoruz.



— Gıda güvenliği açısından uygun olmayan ürünlerin tüketilmesi sonucu ne tür sorunlarla karşılaşabiliriz?



Bu aşamada ilk olarak bireysel sorunlardan bahsedebiliriz. Ama güvenli olmayan bir gıda, onu tüketen kişinin dışında tüm toplumu hatta gelecek nesilleri etkiler. Gıda güvenliğine uygun olmayan bir besini tükettiğimizde, hem beden hem ruh sağlığımızda problemler oluşur. Ardından bu genetik olarak ileriki nesillere ulaşır. Kaldı ki bugünlerde gündemi çok meşgul eden grip türü hastalıklarda gıdalardan bulaşmakta, başka yöntemlerle de yayılmaktadır. Ayrıca, tükettiğimiz gıdaların içinde bulunan menşei bilinmeyen katkılar yüzünden insanların verimi azalıyor.



— Bildiğiniz gibi, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, ALO 174 uygulamasını başlattı. Bu uygulama, bazı konuların düzeltilmesine yardımcı oldu mu? Siz bu uygulama ile alakalı ne düşünüyorsunuz?



ALO 174 hattı, başlı başına bir konu aslında. Bu konudan o kadar çok şikâyet alıyoruz ki… İnsanlar her şeyden önce bugüne kadar neden ihmal edildiklerini soruyorlar. Bunun ardından da, sadece mesai saatleri içinde bu hatta ulaşabildiklerini belirtiyorlar. Düşünün, cumartesi sabahı bozuk bir gıda ile karşılaşıyorum. Ancak bunu bildirecek bir muhatap bulamıyorum. Pazartesi günü mesai başladığında bakanlığın bu durumdan haberi oluyor. Salı günüde duruma müdahale ediliyor. ALO 174, gıda polisi görevi görmeli. Trafik polisi bir kazaya günler sonra müdahale edebiliyor mu? Hayır! O halde gıda polisinin de böyle bir şansı yok. Tarım Bakanlığı bu konuya eğilmeli. Elemansa eleman, kaynaksa kaynak bulmalı ve bu hattı 7 gün 24 saat aktif olarak çalışır duruma getirmeli. Öncede belirttiğim gibi sorun sadece denetim elemanlarının sayısını artırmak değildir. Endişe taşıyan elemanlar şart.



— Gıda Güvenliği Hareketi’nin, geleceğe dair projeleri var mı? Var ise bizi bu konuda bilgilendirir misiniz?



2009 yılında, Türkiye’de çok beğenilecek ve çözüme katkı sağlayacak üç önemli projemiz var. Bunlardan birincisi cep telefonları ile alakalı. Cep telefonlarında, ürünlerin hemen tanımlanabileceği bir yazılım geliştirdik. Bu yazılımı ücretsiz dağıtacağız ve bunun sayesinde reyonda gördüğünüz bir ürünün içeriğine anında ulaşacaksınız.



İkinci çalışmamız ise şuanda detay veremeyeceğim ama dünyada bir ilk olacak, yeni bir gıda bilgilendirme çalışması ki sanıyorum bu çalışma ile ülkemizin gıda tarihi değişecek.



Son olarak ise, uzun zamandır çalışmasını yaptığımız Jelâtin ile ilgili raporumuz var.



— Bu güzel sohbet için teşekkür ederim. Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?



Ben, Hasad’a teşekkür ediyorum. Son olarak şunu söylemekte yarar olabilir. Tarım Bakanlığı bu yılı “Gıda yılı” ilan etti. Ancak, yılın beş ayı geride kalmış olmasına karşın şimdiye kadar, toplumu etkileyecek bir çalışma göremedik. Gıda yılında böyle yapılıyorsa, diğer yıllarda kim bilir neler yapılır?”
__________________


=======ஜ۩۞۩ஜ=======
◄█▓░GIDA TEKNİKERİ░▓█►
=======ஜ۩۞۩ஜ=======
ULUDAĞ ÜNİVERSİTESİ


“Hayat boyu başarılarınızın bir zeytin ağacı kadar köklü ve sağlam,
Mutluluklarınızın yeni filizlenen yemyeşil bir zeytin dalı gibi sürekli,
Yaşamınızın zeytinyağı ile daha sağlıklı ve güzel olması dileğiyle...”

DENETİMSİZ GIDAYA HAYIR
Oktay SARI isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Bu mesajdan alıntı yap
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)

 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
gıda teknikeri kendini nasıl geliştirir? pnrshn Mesleğin Geleceği 32 03-2013 07:23 PM
Çapraz kontaminasyon nedir, nasıl oluşur ve nasıl önleriz? Oktay SARI Hijyen ve Sanitasyon 0 29-2009 02:11 AM
Dünya'da Gıda Katkı Maddelerinin Kullanımına Nasıl Izin Verilir? Oktay SARI Gıda Katkı Maddeleri 0 12-2009 01:45 AM
Hormonlu Gıda Nasıl Anlaşılır ? Oktay SARI Hormonlu Gıdalar 0 01-2009 02:37 AM
Gıda nasıl kontamine hale gelir? Gülsel ŞEN Mikrobiyoloji 0 27-2008 04:24 PM


Şu anda saat : 01:36 AM.