Geri git   Türkiyenin Gıdacılar Topluluğu - Gıda - Gıda Mühendisleri > Gıdacılar Kafe > Gıdacılar Kafe
Connect with Facebook
Kayıt ol Arama Yeni Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 26-2010   #1
Member
 
Üyelik tarihi: 16-11-2009
Mesajlar: 56
Tecrübe Puanı: 12
Tecrübe Puanı: 10
Tecrübe Derecesi : Harun YILMAZER is on a distinguished road
Harun YILMAZER is on a distinguished road
Exclamation Şişmanlığın Çaresi; Enerji Yoğunluğu ve Düşük Diyet

ABD’de Harvard Tıp Fakültesi’nde yapılan bir toplantıda fazla kilolarından şikayetçi olanlara kalıcı olarak zayıflamaları için “enerji yoğunluğu düşük diyet” yapmaları önerildi.

Harvard Tıp Fakültesi’ndeki şişmanlık konulu sempozyumda yeni gelişmeler açıklandı.

Şişmanlığın güncel ve yeni tedavileri, ABD’deki Harvard Tıp Fakültesi’nde düzenlenen uluslararası sempozyumda tartışıldı. 17-23 Haziran tarihleri arasında düzenlenen toplantıda Dünya’daki her iki kişiden birinin kilo alma nedeninin ****bolizma hızındaki yavaşlama olduğu açıklandı. Uzmanlar kalıcı ve sağlıklı kilo vermek isteyenlere ise gramında 1.5 ile 4 kalori içeren yağsız süt, peynir, balık, kuru baklagil ile sebze ve meyvelerden oluşan düşük enerji yoğunluklu diyet önerdiler

“Kilo Yönetimi, Şişmanlığın Güncel ve Yeni Tedavileri” konulu uluslararası Amerikan Diyetisyenler Derneği Denizaşırı Ülkeler Türkiye Temsilcileri Uzman Diyetisyen Selahattin Dönmez ve Diyetisyen Füsun Atayata da katıldı. Şişmanlığın nedenleri ve zayıflamada kullanılan yeni yöntemlerle ilgili sorularımızı beslenme ve diyet uzmanı Selahattin Dönmez’e yönelttik.

-Kilosundan memnun olan insan sayısı çok az. Kilonun neden olduğu estetik sorunlar her zaman konuşuluyor. Bu toplantıda şişmanlığın neden olduğu sağlık sorunları konusunda hangi önemli başlıklar ele alındı.
“Harvard Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Beslenme Bölümü Öğretim Üyesi Frank Hu toplantıda şişmanlığı değerlendirirken tek başına beden kitle indeksini kullanmamak gerektiğini, mutlaka karın bölgesindeki yağın ölçümünde bel çevresi değerlendirmesinin yapılmasını önerdi. Biliyorsunuz bel ölçüsünün kadınlarda 85, erkeklerde 102 santimetrenin üzerinde olması risk faktörü olarak kabul ediliyor. Shanghai Women’s Health Statü çalışmasını örnek gösteren Frank, özellikle bel ve kalça oranındaki artışın kadınlarda kardiyovasküler hastalıklardan ölüme neden olduğunu belirtti. Toplantıda insülin direnci ile damar sertliği arasında pozitif bir ilişki olduğu açıklandı. Özellikle insülin direnci olan olan şişman bireylerde yeni bir kriter olan trigiliserit (kan yağı)/ HDL (iyi kolesterol) oranının mutlaka değerlendirmesi gerektiği vurgulandı.

Mayo Klinik Beslenme Profesörü Donald D. Hensrud şişmanlığın klinik yönünü anlattı. Amerika Birleşik Devletlerinde 2006 yılı verileri, toplam nüfusun % 32’si şişman, % 66’sının ise hafif şişman olduğu bildirildi. Şişmanlığın getirdiği sağlık sorunlarının uzun uzun tartışıldığı toplantıda birçok klinik sorun da tanımlandı. Tip 2 Diyabet, yüksek tansiyon, yüksek kan yağları sorunu, inme, koroner damar hastalığı, birçok kanser çeşidi, solunum yolu hastalıkları, reflü, karaciğerde yağlanma, jinekolojik sorunlar (anormal adet kanamaları, kısırlık, polikistik yumurtalık sendromu), deri problemleri (selülit) şişmanlığın neden olduğu başlıca sağlık sorunları arasında yer alıyor.

İŞTAH KONTROLÜ
-Şişmanlıktan iştah sorumlu tutuluyor. İştahın kontrol altında tutulması mümkün mü? İştahın kontrolünde hangi faktörler rol oynuyor? Bu konuda da yeni bilgiler ele alındı mı?
“Toplantının en ilgi çekici konuşmalarından birisi bu konuyla ilgiliydi. Purdue Üniversitesi Beslenme ve Diyet Bölümü Öğretim Üyesi Richard Mattes beslenmemizde iştahın nasıl bir rolü olduğu konuşması büyük ilgi gördü. Temelde problemin enerji dengesinde, besinin kısıtlanmasında, ve besinin yasaklanmasında oluşan dengesizliklerden kaynaklandığını vurguladı. Özellikle fiziksel aktivite yapan bireylerde iştahın uyarıldığı, yüksek enerjiyi CHO’lardan ve yağlardan sağlayan bireylerin de iştahlarının sürekli açık olduğunu belirtti.

FAZLA DÜŞÜK GLİSEMİK İNDEKSLİ GIDA TÜKETMEK DE SAKINCALI
-Zayıflamak isteyen kişilere kan şekerini yükseltmeyen düşük glisemik indekse sahip besinler önerilir. Bu bilgi hala geçerli mi?
“Richard Mattes, karbonhidratlar ve iştah, besin seçimi ve enerji dengesi arasında bir karmaşanın olduğunu, bu nedenle glisemik yükü (indeksi) düşük olan besinlerin seçiminin açlığı baskıladığı, leptin, insülin ve grelin hormonlarının çalışmasında da olumlu katkılar sağladığını söyledi. Yüksek glikoz içeren besin tüketildiğinde insülin salınıyor, kan glikozu düşmekte, açlık tetiklenmekte, besin alımı artmakta enerji dengesi bozularak ağırlıkta artmakta. Ancak bazı bireyler glikoz yerine yüksek fruktoz içeren glisemik indeksi düşük görünen besini tükettiğinde de insülin düzeyi düşerek serum leptin düzeyi de aynen glikoz içeren bir ürün gibi açlık tetiklenmekte, vücut ağırlığı da artmaktadır. Bu nedenle glisemik indeksi düşük besinler seçilirken dikkat edilmelidir. Bireyler acıktığında en çok midede kazınma, midede asit artışı, baş ağrısı, baş dönmesi, anksiyete, konsantrasyon kaybının oluştuğu belirtiliyor. Bilimsel olarak “iştahın hiç bir zaman ölçülebilecek bir parametre olmadığı” açıklandı. İştah, enerji alımı ve harcaması arasında bir köprü kurarken yeterli enerji alımı ile kontrol edilebilen ancak akut streslerden korunduğunda da kontrol edilebilen mekanizmadır.”

-Sempozyumda şişmanlığın nedenleri arasında genetik faktörlerin yeri de sorgulandı mı? Şişmanlıkla ilgili hala bilinemeyen faktörler var mı?
“Kaliforniya Üniversitesi Beslenme ve Tıp Bölümü Öğretim Üyesi Greenwood, salgın hastalık olan şişmanlığın genetik kompanentler açısından güçlü etkinin olduğunu ve yaklaşık olarak genetim geçişin % 30-70 arasında olduğunu söyledi. Hala şişmanlığın bilinmeyen yönünün %10 olduğunu belirtiliyor.

İLAÇLARDA KİLO ALDIRIYOR
-Özellikle 40 yaş üstündeki insanlarda birden fazla kronik hastalık görülme sıklığı çok fazla. Bu hastalıkların tedavilerinde de değişik ilaçlar kullanılıyor. İlaçlarla kilo ilişkisi konusunda yeni bilgiler var mı?
“Kilo değişikliğine etken olan ilaçlar da toplantıda anlatılan en önemli konulardan biri idi. Bu nedenle ilaç kullananların ilaç prospektüsüne bakıp bu etken maddeleri kesinlikle kontrol etmeleri uyarı bulunuldu. Kilo almaya neden olan etken maddeler; kortikosteroidlerden prednisone, antidiyabetiklerden insülin, antikonvülzanlardan karbamazepin, duygu dengeleyicilerden lityum, antidepresanlardan olanzapin, antihipertansiflerden propranol, oral kontraseptiklerden depo-progesteron etken maddeler.. Kilo kaybına neden olan etken maddeler ise; antidiyabetiklerden metformin, antikonvülzanlardan topiramate, antidepresanlardan bupropion olarak bildirildi.

AZ UYUMAK ŞİŞMANLIK NEDENİ
-Kilo olmaya neden olan faktörler içerisinde en önemlilerini sıralarsanız nasıl bir tablo ortaya çıkıyor?
“Kilo alımına etken olan risk faktörleri de şöyle sıralandı: Endokrin-****bolizma hipotroidi, düşük ****bolizma hızı, gebelik dönemi ortalama ayda 1.5-3 kg arasında kilo alımına neden oluyor.. Sigara bırakma ile bireyler ayda ortalama 2-4 kg arasında kilo alma riskine sahip. Ayrıca sigara ve alkol kullanımının vücutta yağlanmaya neden olduğu bilimsel çalışmalarla toplantıda desteklendi. Yetersiz uykunun da bireylerin kilo almasına neden olduğu anlatıldı ve günde 8 saatin üzerinde uyumayla, 5 saatin altında uyumanın yağlanmayı artırdığı açıklandı. Kilo almaya neden olan diyetsel faktörler ise şöyle belirtildi. Bireyin kalori alımını arttıran, ev dışında yemek yeme, büyük porsiyonlarda besin tüketme, çeşitli besinlerden fazla yeme, rafine besinlerin fazla tüketilmesi şekerli içecekler, pizza ve abur cubur yemenin sıklaşması olarak belirtildi. Ayrıca diyetin yağ içeriğinin ve şeker içeriğinin devamlı olarak artması bireyde bel çevresini arttırdığı bu nedenle yüksek lif içeren ve düşük yağlı diyetlerin kilo verme ve korumada en iyi yol olduğu bildirildi.

-Kilo vermek için önerilen binlerce diyet söz konusu. Bilimsel ve etkin bir diyet hangi özelliklere sahiptir? Diyet yapanlar nelere özen göstermeli?
“Kilo vermek için uygulanan yöntemler tek tek tartışıldı. Dünyada güncel olarak uygulanan diyet yöntemleri şunlardır: Günde normal zamanda alınan günlük enerjinin 500-1000 kalori azaltma yapılarak erkeklerde 1200-1600 kalori, kadınlarda 1000-1200 kalorilik diyetlerin uygulandığı sistem, yağ sayma diyetleri, puanlama sistemi diyetleri, alternatif besin seçme diyeti, besin tipine göre porsiyon azaltma diyetleri, çok düşük kalorili diyetler, sıvı besinlerle öğün planlama, enerji yoğunluğu diyetleridir. Son zamanlarda yeni bir kavram olan Harvard Tıp Fakültesi Beslenme Bilimlerinin de önerdiği düşük enerji yoğunluğu diyetlerini tavsiye ediyor.
Harun YILMAZER isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Bu mesajdan alıntı yap
Cevapla

Tags
sismanligin caresi, fazla kilo, dusuk diyet, diyet, az uyku, sismanlik


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)

 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Düşük Kalorili Içecekler Oktay SARI Kilo Vermeye Yönelik Öneriler 0 07-2009 02:34 PM
gıda işlemede enerji alperen Yardımlaşma 0 18-2009 11:53 PM
düşük yağ oranlı mayonez nepalm Yardımlaşma 0 19-2009 01:05 PM
Şişmanlığın Önlenmesi Muhittin YILMAZ Diyet Yaparken Nelere Dikkat Edilmeli 0 04-2008 02:32 AM
Şişmanlığın Zararları Muhittin YILMAZ Diyet Yaparken Nelere Dikkat Edilmeli 0 04-2008 02:28 AM



Şu anda saat : 05:46 AM.



Powered by vBulletin® Version 3.8.3
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
LinkBacks Enabled by vBSEO 3.6.0 © 2011, Crawlability, Inc.