Sponsorlu Bağlantılar

Sıcak Havada Açık Süt

İçme Sütü Teknolojisi kategorisinde açılmış olan Sıcak Havada Açık Süt konusu , ...


Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 04-2008   #1
Moderator
 
Üyelik tarihi: 14-04-2008
Nerden: Akşehir/KONYA
Mesajlar: 545
Tecrübe Puanı: 0
AlgaReN is a name known to allAlgaReN is a name known to allAlgaReN is a name known to allAlgaReN is a name known to allAlgaReN is a name known to allAlgaReN is a name known to all


Exclamation Sıcak Havada Açık Süt

Sponsorlu Bağlantılar
AÇIK HAVADA SÜT

Sıcak havada açıkta satılan süt sağlığı tehdit ediyor

SICAK HAVADA SÜT AMBALAJA EMANET

Benzersiz bir besin kaynağı olan süt, aynı zamanda en hassas gıda maddelerinden biri. Özellikle sıcak havalarda sütün tüketime sunulma şekli daha da önem kazanıyor. Uzun süre sıcakta kalan açık süt, içindeki zararlı mikroorganizmaların hızla çoğalması nedeniyle bir hastalık kaynağı haline gelebiliyor. Marmara Üniversitesi Sağlık Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. Yaşar Keskin içilen sütün sağlığa uygunluğundan emin olmanın en iyi yolunun ısıl işlemden geçirmiş, ambalajlı sütleri tercih etmek olduğunu vurguluyor.22 Ağustos 2005, İstanbul;
Süt, sağlık için ihmal edilmemesi gereken, tüketirken de büyük özen isteyen en hassas gıda maddeleri arasında yer alıyor. Ancak sağlık için içilen süt açıkta tüketiciye ulaştırıldığında bir hastalık tehdidi haline gelebiliyor. Hijyenik şartlara uyulmadan elde edilen ve dağıtılan süt, içerdiği hastalık yapan patojen mikroorganizmalardan dolayı özellikle yaz aylarında sağlık sorunlarının yaşanmasına neden oluyor. Yaz aylarında, hastalık yapan mikroorganizmalar sütün içinde uzun süre canlı kalarak hızla çoğalabiliyor.Süt, gerekli önlemler alınmadığı takdirde patojen mikroorganizmaları vücuda taşıyabiliyor. Süt yoluyla bulaşan hastalıklar arasında brusella, tifo, paratifo, sarılık, tüberküloz, şarbon da bulunuyor. Hastalıklı hayvanlardan elde edilen süt ısıl işlemden geçirilmeden tüketildiğinde, çeşitli hastalıklara ve gıda zehirlenmelerine yol açabiliyor.Yaz aylarında açık sütle geçen hastalıklara dikkat Özellikle yaz aylarında, açıkta satılan sütün neden olabileceği hastalıklardan korunmak için ambalajda sunulan, ısıl işlemden geçirilmiş sütü tercih etmek gerekiyor.
Açık sütün tüketiminin yasa ve yönetmeliklerce de yasak olduğuna dikkat çeken Marmara Üniversitesi Sağlık Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Yaşar Keskin, konuyla ilgili şunları söyledi: "Süt protein, yağ, karbonhidrat, mineral madde, vitamin, enzim, su gibi besin maddeleri ve büyüme için gerekli tamamlayıcı faktörleri içerdiğinden insanlar için vazgeçilmez bir besin kaynağı olma özelliği taşıyor. Ancak sütün üretiminden tüketimine kadar olan tüm aşamalarında hijyen kurallarına dikkat etmek gerekiyor. Ülkemizde süt ve süt ürünleri standartları ve denetlenmesine dair yeterli yasa ve yönetmelikler bulunuyor. 30.03.2005 tarih ve 25771 sayılı resmi gazetede yayınlanan "Gıda ve Gıda ile Temasta Bulunan Madde ve Malzemelerin Piyasa Gözetimi, Kontrolü ve Denetimi ile İşyeri Sorumluluklarına Dair Yönetmelik" ile de pazar yerleri, cadde ve sokaklarda, yaş meyve ve sebze hariç her türlü gıdanın açıkta satışı yasaklanıyor. Sağlık için ciddi bir tehdit oluşturan bu uygulamalar için yönetmelik ve kanunların uygulanması gerekiyor.
UHT süt tüketimi ise, mikroorganizmalar ile bulaşan hastalıklar ve zehirlenmelerin önlenmesinde en güvenilir yöntemler arasında yer alıyor. Özellikle bulaşıcı hastalık riskinin ve gıda zehirlenmelerinin arttığı sıcak yaz aylarında güvenli tüketim için, ambalajlarda sunulan, ısıl işlemden geçirilmiş sütler doğru tercih olacaktır."
UHT ve aseptik ambalaj, sütü tüketmenin güvenli yoluUltra Yüksek Isı yani UHT işlemiyle süt, 2 ile 6 saniye süre ile 135 - 150 C arası ısıya tabi tutulduktan sonra hızla oda sıcaklığına soğutuluyor. Modern tesislerde, her türlü dış etkiye kapalı sistemlerde dolumu gerçekleştirilen süt aseptik ambalajlarda tüketiciye sunuluyor. Böylece hiçbir katkı maddesi içermeyen süt altı katmanlı aseptik ambalaj açılmadığı takdirde 4 ay boyunca ilk günkü tazeliğini koruyor. UHT işleminden geçirilerek içindeki tüm zararlı mikroorganizmalardan arındırılan sütü, aseptik karton ambalajın altındaki logodan ayırt etmek mümkün oluyor.

Kaynak: Tetra Pak
AlgaReN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Bu mesajdan alıntı yap
Alt 14-2011   #2
Junior Member
 
Üyelik tarihi: 14-09-2011
Yaş: 28
Mesajlar: 1
Tecrübe Puanı: 0
sütçüü is on a distinguished road


Standart

Sponsorlu Bağlantılar
Reklamlara inandık, bir nesil margarinle büyüdük. Reklamlara inandık, mahallemizi kapı kapı dolaşan sütçümüzü bıraktık, marketlerden kutu süt alır olduk.
Kutu süt üreten şirketler, sokak sütünün (diğer adıyla çiğ sütün) sokakta uzun süre gezdiğini, mikrop ürettiğini, sütçünün su kattığını, pis olduğunu söylediler. Kendi ürettikleri kutu sütler “hijyenik” koşullarda el değmeden hazırlanıyordu, söylediklerine göre.
Atılan onca çamura rağmen, bilim dünyası, sokak sütünün masum olduğunu kanıtladı. Kutu sütlerse, maruz kaldıkları "teknolojik" işlemlerin ardından neredeyse ölüyor. Hatta “öldürüyor”! Dr. Pottenger daha 1930’lu yıllarda ilginç bir deneyle bunu kanıtladı. Pottengers’ Cats – Pottenger’in Kedileri isimli eseri bu konuda yazılmış en önemli kitaplardan biri kabul ediliyor.
UHT süt ve pastörize süt nedir?
Kutu süt derken UHT (uzun ömürlü) ve pastörize sütleri kastediyoruz. UHT süt 135-150 derece sıcaklıkta 2-4 saniye ısıtılır. Pastörize süt ise 72-75 derecede 15-20 saniye tutulur. Metnin kalan kısmında “çiğ süt” ifadesini göreceksiniz; bu ifade işlem görmemiş sokak sütü için kullanılıyor.
UHT sütten uzak durun
Cerrahpaşa Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ahmet Aydın pastörize veya UHT teknolojisi ile üretilmiş sütlerden uzak durulmasını tavsiye ediyor.
Hakan Arabacıoğlu’nun çevirdiği “Pastörize süt mü, çiğ süt mü?” başlıklı yazı ise "teknolojinin elini değdirdiği sütün" zararlarını ortaya koyuyor. Yazıda UHT ve pastörize sütlerle ilgili çarpıcı bölümler şöyle:
"Pastörize süt mü, çiğ süt mü?
Bugün süt, içindeki doğal enzimleri yok eden ve nâzik proteinleri değiştiren pastörizasyonun her yerde uygulanması yüzünden, sindirilemez hâle gelmiştir.
Çiğ süt, sütün sindirimini sağlayan laktaz ve lipaz aktif enzimlerine sahiptir. Canlılığını yitirmiş laktazı ve diğer aktif enzimleri içeren pastörize süt, yetişkin mideler tarafından gerektiği gibi sindirilemez.
Biberonla beslenen bebeklerin yaşadığı karın ağrısı, pişik, solunum rahatsızlıkları, gaz ve diğer rahatsızlıkların da gösterdiği gibi çocuklar bile bu konuda sıkıntı çeker. Enzimlerin eksikliğinin ve hayâtî proteinlerin değişmesinin, sütteki kalsiyumu ve mineral elementleri erittiği de kuşku götürmez.
1930'larda Dr. Francis M. Pottenger, pastörize ve çiğ sütle beslenmenin 900 kedi üzerindeki etkilerine ilişkin 10 yıllık bir çalışma yürüttü. Bir grup yalnızca çiğ süt alırken, diğer grup aynı kaynaktan alınan pastörize sütle beslendi.
Çiğ süt içen grup kuvvet bularak büyüdü, hayatı boyunca sağlıklı, aktif ve canlı kaldı ama pastörize sütle beslenen grup kısa süre sonra durgun, sersem ve normalde insanlarla ilişkilendirilen kalp krizi, böbrek yetmezliği, tiroit bozukluğu, solunum rahatsızlıkları, diş kaybı, kemik zayıflığı, karaciğer iltihabı gibi kronik yozlaştırıcı rahatsızlıklara karşı savunmasız hâle geldi.
Ama Dr. Pottenger'in en çok dikkatini çeken ikinci ve üçüncü nesillere olanlardı. Pastörize sütle beslenen grubun yavrularının hepsi pastörize sütten kalsiyum emiliminin olmadığını gösteren zayıf ve küçük dişler, kalsiyum eksikliğinin açık ifadesi olan güçsüz kemiklerle doğdular.
Çiğ sütle beslenen grubun yavruları ebeveynleri gibi sağlıklı kaldı. Pastörize sütle beslenen grubun üçüncü kuşak yavrularının birçoğu ölü doğarken, kurtulanlar ise kısırdılar ve üreyemiyorlardı. Çiğ sütle beslenen grup soyunu sürdürürken, pastörize sütle beslenen grupta dördüncü nesil olmadığı için deney bitmek durumunda kaldı.
Eğer bunlar pastörize sütün zararlı etkilerinin yeterli kanıtı değilse, ticârî süt endüstrisinin kabul etmekten kaçındığı, kendi annelerinden alınan pastörize sütle beslenen buzağıların genellikle 6 hafta içinde öldüğü gerçeğini dikkate alın.
Çiğ sütün lehinde, pastörize sütün aleyhinde bulunan bu gibi bilimsel kanıtlara ve yirminci yüzyılın başlarına kadar insan türünün çiğ sütle beslendiği gerçeğine rağmen bugün Amerika'da birkaç eyalet hariç çiğ süt satmak yasal değildir.
Doğal niteliklerinden uzaklaştırılmış süt, insan ömrünü uzatmada hiçbir fayda göstermezken; sütü pastörize etmek raf ömrünü uzattığından süt endüstrisi için daha kârlıdır. Dahası, pastörizasyon hepsini olmasa da bazı tehlikeli mikropları öldürerek sıhhî olmayan mandıralardaki hasta ineklerden alınan sütü göreceli olarak "zararsız" hâle getirir ve bu da süt endüstrisinin mâliyetlerini azaltır.

Dr. Pottenger'in pastörize sütle beslenmiş kedilerinin kısırlaşması ve gücünü yitirmesi için yalnızca üç kuşak geçmesi yeterli olmuştur. Amerikalıların ve Avrupalıların neredeyse aynı sayıdaki kuşağı pastörize sütle beslenmiştir. Bugün, kısırlık Amerikan çiftleri için başta gelen sorunlardan biriyken; kalsiyum eksikliği de yayılmıştır.
Amerikalı çocukların yüzde doksanı kronik diş çürümesi sorunuyla karşı karşıyadır. İşin daha kötüsü, şimdilerde kaymağının ayrılmasını (yağın sütte toplanmasını) önlemek için süt "homojenize" ediliyor. Bu, yağ moleküllerinin sütün geri kalanından ayrılmayacağı noktaya kadar mayalanmasını ve öğütülmesini gerektiriyor. Ama aynı zamanda bu durum, süt yağının küçük parçacıklarının ince bağırsağın duvarından kolayca geçmesine izin vererek, doğal niteliğini kaybetmiş yağ ve kolesterolün vücut tarafından emilme miktarını büyük oranda arttırıyor.
Aslında homojenize sütten, saf kremadan aldığınızdan daha fazla süt yağı alırsınız! Kemik erimesi rahatsızlığı olan kadınların pastörize süt ürünleri ile ilgili gerçekleri dikkate almaları gerekir. Doğal niteliklerinden uzaklaştırılmış bu süt, bu durumu önlemek için yeterince kalsiyum sağlamaz.
Yetişkinler harika bir besin olan çiğ sütü temin edemedikleri sürece, günlük diyetlerinde yer alan sütü yeniden gözden geçirmelidirler.
Çocuklara "güçlü ve sağlıklı" büyüsünler diye pastörize sütü tıka basa içirtmek düpedüz deliliktir, çünkü en basitinden, bu sütler içlerindeki besin öğelerini sindiremezler. Aslında, doğal niteliğini yitirmiş süt ürünleri, bağırsakları tabaka tabaka balçık gibi çamurla tıkayarak organik besinlerin emilimine engel olduğundan erkekler, kadınlar ve çocuklar diyetlerindeki tüm pastörize süt ürünlerini çıkarmalıdırlar."
sütçüü isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Bu mesajdan alıntı yap
Alt 29-2012   #3
Junior Member
 
Üyelik tarihi: 28-10-2011
Mesajlar: 5
Tecrübe Puanı: 0
Esracomu is on a distinguished road


Standart

Diğer yorumlara bakıyorum herkes teknoloji hakkında çok bilgili. Ancak bu bölümü kimse devam ettirmemiş. Gıda Mühendisliğinin akademik kısmı bu konularla ilgili araştırmalar yapmıyor mu ? Gıda Mühendisleri akademik kariyeri sadece bir iş kapısı olarak mı görüyor ? Yoksa ellerinde bu araştırmaları yapacak uygun teknoloji yok mu? Ben hala UHT sütü savunuyorum. Ama bu şekilde açıklamalar duyunca benim bile kafamda soru işaretleri oluşuyor. Kimse net bir şekilde açıklama yapamıyor. Herkes birşeyleri savunmuş olmak için mi savunuyor yoksa gerçekleri mi söylüyor inanın kimse anlamıyor...
Esracomu isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Bu mesajdan alıntı yap
Cevapla


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)

 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
EbeGümeci Kavurma - Sıcak Sebze Yemekleri Lethe Sebze Yemekleri 1 20-2014 02:34 AM
Domatesli Yeşil Mercimek - Sıcak Sebze Yemekleri Lethe Sebze Yemekleri 0 24-2008 11:03 PM


Şu anda saat : 05:06 PM.