Sponsorlu Bağlantılar

Kolesterol nedir?

Kolesterol nedir? kategorisinde açılmış olan Kolesterol nedir? konusu , ...


Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 07-2008   #1
Gıda Mühendisi
 
Muhittin YILMAZ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01-04-2008
Yaş: 38
Mesajlar: 1.122
Tecrübe Puanı: 100
Muhittin YILMAZ will become famous soon enoughMuhittin YILMAZ will become famous soon enough


Standart Kolesterol nedir?

Sponsorlu Bağlantılar
Kan yağları esas olarak 2 çeşittir:
1. Kolesterol
2. Trigliserid
Kolesterol Nedir?
Kolesterol, normalde her insanın kanında bulunan ve hücre zarları ile bazı hormonların yapımında kullanılan bir maddedir. Büyüme ve gelişmeyi sağlar. Kolesterol büyük oranda vücutta üretilir, az bir kısmı ise dışarıdan besinler yolu ile alınır. Kolesterol tüm hayvansal besin ve yağlarda (et, süt, tereyağı vb.) bulunurken, bitkisel besin ve bitkisel yağlarda (meyve, sebze, tahıl vb.) bulunmaz.
Kötü kolesterol: LDL
Kolesterolün bir parçası olan LDL kolesterol, kanda kolesterolü taşıyan esas maddedir. LDL kolesterol oranının yüksek olması tehlikelidir, kalp-damar hastalıklarına yakalanmayı artırır ve bu hastalıkların ilerlemesini hızlandırır. LDL kolesterol damarların içyüzüne yapışarak plak denilen yapılar oluşturur ve bunlar da ilerleyerek damarlarda darlık ve tıkanıklıklara neden olur. Bu olaylar ise, kalpte miyokart infarktüsüne (kalp krizi), beyinde ise felce yol açar. Son yapılan çalışmalar açıkça göstermiştir ki LDL kolesterol yüksekliği kalp damar hastalığının en büyük nedenlerinden biridir. Bundan dolayı günümüzde kolesterol yüksekliğinin tedavisinde esas hedef, LDL kolesterolün düşürülmesidir.
İyi kolesterol: HDL
HDL kolesterol LDL kolesterolü taşıyarak damar duvarından uzaklaştırır. HDL kolesterolün yüksek olmasının kalp-damar hastalıklarından koruyucu rolü vardır. Sigara, HDL kolesterol oranını azaltırken, egzersiz ve spor artırmaktadır.
LDL (kötü) kolesterol, damar duvarlarında damar sertliğinin bulgusu olan "plak" denilen yapıları oluşturmaya çalışırken, HDL (iyi) kolesterol ise tam tersine bunları damar duvarından uzaklaştırmaya çalışır.
(Genellikle HDL (iyi) ve LDL (kötü) kolesterol karıştırılır. LDL kolesterolü "lanet kolesterol" olarak düşünerek aklımızda tutabiliriz.)
Besinlerle alınan yağlar
Biliyoruz ki besinlerle alınan yağlar, kan yağlarını etkilemektedir. Besinlerle alınan yağlar 3 çeşittir:
1. Doymuş yağ: tereyağı, hindistancevizi yağı, hayvan eti yağları (koyun, kuzu, sığır, domuz eti, ördek vs), yağlı sütten yapılmış süt ürünlerinde,
2. Çoklu doymamış yağ: ayçiçeği ve mısırözü yağı gibi sıvı yağlarda,
3. Tekli doymamış yağ: zeytinyağı, fındık, ceviz, avokado'da bulunur.
Çoklu doymamış ve tekli doymamış yağların kalp damar sağlığını koruyucu etkileri vardır. Doymamış yağlar HDL (iyi) kolesterol düzeylerini yükseltirler, LDL kolesterolü ve trigliseridleri ise düşürürler. Bunların içinde LDL kolesterolü yükselten yağlar doymuş yağlardır. Doymuş yağlar oda ısısında katı durumdadır.
Margarinler: Bundan başka doymamış yağların hidrojenizasyon işlemine tabi tutulmasıyla katı nebati yağlar (margarinler) elde edilir (trans fat). Bu yağlar fast food, patates cipsi ve hazır dondurulmuş gıdalarda bolca kullanılır. Bu yağlar da oda ısısında katıdır ve kalp damar sağlığı açısından son derece zararlıdır, kötü kolesterol ve trigliserid düzeylerini yükseltirler.
Sonuç itibarıyla katı yağların her türlüsünden uzak durmamız gerekiyor. Günlük toplam kalorinin en fazla %30'u yağlardan alınmalıdır. Bu miktar erkekler için günde 55-70 gr, kadınlar için 50-60 gr demektir.
Trigliserid
Bunlar vücudun enerji depolarını oluşturur. Yağın doğada bulunduğu şekildir. Tıpkı kolesterol gibi bir kısmı vücutta yapılır. Bir kısmı ise besinlerle alınır. Kolesterol kadar olmamakla birlikte kandaki oranının yüksek oluşu, kalp hastalığı riskini artırmaktadır.
Neden kiminin kan yağları yüksek, kiminin düşük?
Kolesterol ve trigliserid düzeyleri her zaman yenilen yiyeceklerin etkisiyle yükselmez. Kandaki düzeyleri "doğuştan gelen ve çevresel faktörlerin" bir birleşimi olarak ortaya çıkar. Dolayısıyla kişinin genetik yapısı da önem kazanmaktadır. Yağların emilmesi, karaciğerde işlenmesi, yapılması, hücreler tarafından alınması, çeşitli faktörlerin etkisi altındadır. Bu faktörler kan düzeylerinin de farklı olmasına yol açar. Toplumlar için de durum aynıdır. Diyetlerinde fazla yağ bulunan toplumların ortalama kan kolesterol düzeyi, yağ tüketimi düşük olanlara göre daha yüksektir. Kişinin yapısal özelliklerinin de önemli olmasından dolayı, katı yağlar hiç alınmasa bile kolesterol düzeyi yüksek çıkabilir.

Sonuç olarak kolesterol içeren gıdaları hiç tüketmesekte vücudumuz kendisi için gerekli olan kolesterolü kendisi üretebilir.Aslında kolesterol normal değerler arasında olmak koşuluyla vucudumuzun istemiş olduğu bir kavramdır ama herşeyde olduğu gibi fazlası zarar verir.
Muhittin YILMAZ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Bu mesajdan alıntı yap
Alt 27-2008   #2
S Moderator
 
Gülsel ŞEN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 22-05-2008
Yaş: 41
Mesajlar: 1.134
Tecrübe Puanı: 80
Gülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond repute


Standart

Sponsorlu Bağlantılar
Kolesterol
Kolesterol; Vücutta yaygın olarak bulunan ve yaşam için gerekli olan bir çeşit yağdır. Kolesterol vücutta hormon (kortizon, seks hormonu), D vitamini ve yağları sindiren safra asitlerinin sentezlenmesinde kullanılır. Sağlıksız beslenme, hareketsizlik, sigara, fazla kilolar, yaş ve kalıtsal faktörler yüksek kolesterol seviyelerine sebep olabilir. Yüksek kolesterol seviyeleri, kan damarlarının zamanla tıkanıp daralmasına yol açabilir. Bu birikim çok yavaş gerçekleşir. Kan damarları daraldıkça, kalbe giden kan azalır. Kalbe giden kanın sınırlandırılması, göğüs ağrısına yol açabilir. Kalbe giden kanın büyük ölçüde azalması veya tamamen durması ise kalp krizi ile sonuçlanabilir.

İyi kolestrol – Kötü kolestrol ?
Kolesterol, kanda çözünmesi ve taşınması için karaciğerde bir protein ile birleştirilir. Bu kolesterol ile protein birleşimine lipoprotein adı verilir. Bu lipoproteinlerin çeşitleri vardır.

· Düşük yoğunluklu lipoproteinler (Low-Density Lipoproteins = LDL): Kan kolesterolünün yaklaşık olarak %70'ini taşımaktadırlar. Kan damarları duvarlarına girebilmek için yeterince küçüktürler ve damarlara zarar verirler. Kötü kolesterol olarak da adlandırılırlar.

· Yüksek yoğunluklu lipoproteinler (High-Density Lipoproteins = HDL): Vücudun kullanamadığı yağı karaciğerden safraya boşaltmak üzere taşır. Kolesterolün bir cins ters naklini yaptığı için iyi kolesterol olarak adlandırılır.

Eğer kanda fazla miktarda kolesterol varsa, kolesterol akyuvarlar, kan pıhtısı, kalsiyum... gibi maddelerle beraber kan damarlarının duvarlarında birikir ve kan damarlarının sertleşmesine, daralmasına (ateroskleroz) yol açar. Halk arasında bu olay, damar sertliği ya da damar kireçlenmesi olarak bilinmektedir.

Kanda kolesterol ve LDL-kolesterolün yüksek olması yüksek risk oluşturmaktadır. Ayrıca HDL-kolesterolün düşük olması da bir risktir. Bu riske sahip kişilerde, kalp krizi, felç, damar tıkanıklığı, böbrek yetersizliği gibi hastalıkların ortaya çıkma olasılığı artmaktadır.
20 yaşın üzerindeki kişilerde, kan kolesterol düzeylerinin 200 mg/dl'nin altında olması, kan LDL-kolesterol düzeylerinin 130 mg/dl'nin altında olması ve kan HDL-kolesterol düzeylerinin de 40 mg/dl'nin üzerinde olması istenilen değerlerdir. Kolesterol > 200 mg/dl ya da LDL-kolesterol > 130 mg/dl ya da HDL-kolesterol < 40 mg/dl ise kalp damar hastalıkları RİSKİ FAZLADIR. İyi kolesterol olan HDL-kolesterol'ün düzeylerindeki artış bu riski azaltmaktadır.

Kanda kolesterolün yüksek olması, yağ ****bolizması bozukluğunun olduğunu gösterir. Yağ ****bolizması bozukluğundan şüphe edilen bir hastada yapılması gereken işlem, kan alınarak öncelikle total kolesterol, LDL-kolesterol, HDL-kolesterol ve trigliserid düzeylerinin ölçülmesidir.

Kolestrol düzeyini etkileyen faktörler;
Kalıtımsal faktörler, Yediğimiz gıdalar , Şişmanlık, Yaşam tarzı, Yaş, Diyabet, Yüksek tansiyon, Bazı böbrek ve tiroid hastalıkları, Sigara, Stres gibi faktörler kolesterolü ve kötü kolesterolü (LDL-kolesterol) yükseltir.

Kalıtımsal nedenler: Ailede erken yaşlarda geçirilmiş kalp krizi veya kalp krizine bağlı ölüm öyküsü varsa koroner arter hastalığı veya yüksek kolesterol riski ailevi olarak artmaktadır.
Yağlı yiyecekler: Kolesterol et, peynir gibi hayvansal gıdalarda ve hazır gıdalarda çokça bulunur. Bunları tükettiğinizde vücudunuz daha çok doymuş yağ ve kolesterol emer.
Aşırı kilo: Ciddi derecede şişman kişilerin kanlarında kolesterol ve trigliserid miktarları oldukça yüksektir.
Hareketsiz yaşam tarzı:Fiziksel aktivite ile kolesterol düzeyleri arasında direkt ilişki olduğunu göstermektedir. Fiziksel aktivitesi az olan kişilerde HDL-kolesterol düşük, LDL-kolesterol ise yüksektir. Düzenli olarak egzersiz yapmak iyi kolesterolü artırmaktadır.
Yaşlanma: Yaşın artmasıyla beraber genellikle kolesterol düzeylerinde de artış görülür.Erkeklerde 45 yaş ve üzerinde yüksek LDL-kolesterol düzeyleri görülme sıklığı artar. Kadınlarda ise menapozu izleyen dönemlerde kolesterol seviyesinde belirgin artış görülür.
Uzun Süreli Hastalıklar: Kronik hastalıklar yüksek kolesterole neden olabilirler.(Diabet, böbrek hastalıkları, karaciğer hastalıkları ve hipotiroidi )
Sigara: Sigara içenler yüksek kolesterol seviyeleri açısından risk grubundadırlar. Sigara içenlerin damar duvarlarının yüzeylerinde düzensizlikler oluşur ve bu düzensiz yüzey daha çok yağ tutulumuna sebep olur. Sigara içenlerde HDL-kolesterol miktarları yaklaşık olarak %15 azalmaktadır.

Tedavi Prensipleri
Yüksek kolesterolün kontrol altına alınması ile yaşam süresinin uzadığı, kalp ve damar hastalıklarına bağlı ölümlerin azaldığı ve kalıcı sakatlıkların önlendiği kesin olarak gösterilmiştir. Kolesterol yüksekliğine ilaveten şişmanlık, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, sigara gibi diğer kardiyovasküler risk faktörlerinin tedavisi de planlanmalıdır.
Tedavi iki aşamada gerçekleştirilir:
1. İlaçsız tedavi
2. İlaç tedavisi
Her hasta için farklı tedavi uygulanabilir. İlaçsız tedaviler kesinlikle ihmal edilmemeli ve özenle sürdürülmelidir. İlaç tedavisi, kesinlikle doktor denetiminde olmalıdır.

1. İlaçsız tedaviler
Alışılmış yaşam düzeninin değiştirilmesi olarak da düşünülebilir.
Sağlıklı beslenme yoluyla kolesterol düzeyinizle başa çıkmanız mümkün. Sağlıklı beslenmenin en önemli kurallarından biri düşük miktarda doymuş yağ tüketimidir. Doymuş yağların yerini, tekli veya çoklu doymamış yağların alması gerekir. Aynı zamanda, bitki sterolleri veya stanol içeren margarin ve diğer yiyecekler de, kolesterolü düşürmede yardımcı olur. Bunun yanında, kilo verme, düzenli fiziksel aktivite ve sigarayı bırakma gibi yaşam biçimi değişiklikleri de kolesterolü düşürmede yardımcı olur. Kolesterolü düşürmek için yararlı olabilecek aşağıdaki önerileri okuyunuz. Unutmayın - herşeyi birden değiştirmeye kalkmayın, değişimler teker teker yapıldığında ortaya mükemmel sonuçlar çıkacaktır!


Faydalı öneriler!

Sağlıklı Beslenme Daha az hayvansal (doymuş) yağ tüketin. Alabildiğiniz en ince et dilimlerini satın alın.
Etten gözle görülebilen tüm yağları, ve tavuğun derisini ayırın.
Daha az hazır bisküvi, pastane ürünü ve kek tüketin.
Çoklu veya tekli doymamış yağlar açısından zengin yağ ve margarinleri tercih edin.
Yemek pişirirken katı yağlar yerine ayçiçek yağı, mısırözü veya zeytinyağı gibi bitkisel yağlar kullanın.
Bu yağları ayrıca salatalarınıza sos olarak da kullanabilirsiniz.
Bitki sterolleri açısından zengin yağları tercih edin.
Yağsız veya yarım yağlı süt, az yağlı yoğurt, ve az yağlı peynir gibi, düşük yağ içeren günlük ürünleri tercih edin.
Haftada en az bir kez yağlı balık (örneğin somon, sardalya, ton - konserve şeklinde de olabilir) tüketmeye özen gösterin.
Bol bol meyve, sebze ve baklagil tüketin (mercimek ve fasulye gibi).
Günde toplam en az 5 porsiyon tüketin. Bir porsiyon, 2-3 kaşık sebze, bir adet meyve (mesela bir muz) veya 2-3 adet küçük boy meyve (örneğin erik), 1 küçük kase meyve salatası, veya bir bardak taze sıkılmış meyve suyuna denktir.
Makarna, pirinç, ekmek, buğday, patates ve mısır gevreğinden oluşan nişastalı yiyecekleri, öğünlerinizde düzenli olarak tüketin.
Tam buğday ekmek gibi işlenmemiş karbonhidratları tercih etmeye özen gösterin.
Alkolü çok kaçırmayın, ölçülü tüketin. Bu ölçü, kadınlarda günde bir birim (birime linkle), erkeklerde ise iki birimi (birime linkle) geçmemelidir.
Diğer Yaşam Biçimi Faktörleri Sigarayı bırakın.
Fazla kiloluysanız, kilo verin.
Hareketlenin. Her gün 30 dakikalık fiziksel aktiviteyi hedefleyin (bu süreç, üç adet 10'ar dakikalık seanslardan oluşabilir). Tempolu yürüyüş ideal olacaktır. Stresinizle başa çıkmayı ve rahatlamayı öğrenin.

2. İlaç tedavisi ;

Tedavide kullanılan ilaçlar , yağ ****bolizmasındaki bozuklukların düzenlenmesi amacıyla geliştirilmişlerdir. ·

Statinler: Kolesterol düşürücü tedavide uzun yıllar boyunca yapılmış çalışmalarla etkinlik ve güvenliliklerini kanıtlamış statinler çok yaygın olarak kullanılmaktadırlar. Kötü kolesterolü düşürmenin ve iyi kolesterolü artırmanın yanı sıra bu ilaçlar, yüksek kolesterol düzeyleri ile ilişkili kardiyovasküler olayları da azaltmaktadırlar.
__________________
Bulutlar ağlamasa yeşillikler nasıl güler?
Mevlana
Gülsel ŞEN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Bu mesajdan alıntı yap
Alt 27-2008   #3
S Moderator
 
Gülsel ŞEN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 22-05-2008
Yaş: 41
Mesajlar: 1.134
Tecrübe Puanı: 80
Gülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond repute


Standart

Ülkemizde genelde kolesterol düzeyi düşük olmakla birlikte, 6 milyon kişi sınırda yüksek kolesterol (200-239 mg/dl) düzeyine, 2 milyon kişi ise yüksek kolesterol ( 240 mg/dl üstü) düzeyine sahiptir. Ortalama HDL-kolesterol seviyesi düşük, trigliseridleri yüksektir. Özellikle kadınlarda 40 yaşından sonra şişmanlık ve diyabete eğilim artar, genelde hipertansiyon sıklığı yüksek ve fizik aktivite alışkanlığı eksiktir.
Sigara tüketiminin de önemli bir sorun olduğu ülkemizde, sağlıksız yeme alışkanlığının gelişmesi nedeni ile total kolesterol değerlerinin, ileri yıllarda giderek yükselmesi beklenmektedir. Fizik aktivite azalıp, vücut kitle indeksi arttıkça, total kolesterol değerlerindeki yükselme ile birlikte, trigliserid düzeyleri artmakta ve sigaranın da katkısı ile HDL düzeylerinde önemli ölçüde düşme meydana gelmektedir. Vücut kitle indeksine paralel olarak, hipertansiyon, hiperinsülinizm ve tip II diabetes mellitus görülme sıklığı artmaktadır. Bütün bunlar göz önüne alındığında, ülkemizde koroner kalp hastalığından primer korunmada aşağıda belirtilen noktalar çok önemlidir.

1- Halen toplumumuzda çok yaygın olan sigara kullanımının yoğun halk eğitimi ile azaltılması, hem HDL seviyesini yükseltmek, hem de önemli bir risk faktörünü ortadan kaldırmak açısından önemlidir.
2- Toplumda, sağlıklı bir diyetin belirlenmesi ve daha az hayvani yağ, daha az kırmızı et ve daha fazla sebze-meyve içeren bir beslenme alışkanlığının kazanılması, lipid profilini olumlu yönde etkileyecektir.
3- Her yaşta fizik aktivitenin arttırılması ve spor yapılmasının desteklenmesi, ideal kiloya ulaşma ve HDL seviyesini yükseltme açısından önemli olacaktır.
4- Halk eğitimi ve kişilerin kendi lipid ve kan basıncı değerlerini bilmeleri ve belirli aralıklarla kontrol ettirmeleri, ileri yaşlardaki hiperlipidemi ve hipertansiyonun kontrolüne olanak sağlayacaktır.
5- Toplumda yüksek risk altında olan kişilerin saptanması ve bunların yoğun bir şekilde tedavisi damar tıkanıklığı sıklığının azalmasını sağlayacaktır
__________________
Bulutlar ağlamasa yeşillikler nasıl güler?
Mevlana
Gülsel ŞEN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Bu mesajdan alıntı yap
Alt 05-2008   #4
S Moderator
 
Gülsel ŞEN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 22-05-2008
Yaş: 41
Mesajlar: 1.134
Tecrübe Puanı: 80
Gülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond repute


Standart

Kolesterol, hayvanların vücut dokularındaki hücre zarlarında bulunan ve kan plazmasında taşınan bir sterol, yani bir steroid ve alkol birleşimidir. Daha düşük miktarlarda bitkilerde de bulunur. İlk defa 1754\'te safra taşlarında kolesterol bulunduğu için bu maddenin ismi Yunanca chole- (safra) ve steros (katı) sözcükleri ile kimyadaki -ol ekinden türetilmiştir.
Kolesterol, özellikle hayvansal gıdalarda bulunur ama vücuttaki kolesterolun ancak ufak bir kısmı gıda kaynaklıdır; çoğu vücut tarafından sentezlenir. Vücudun her hücresinde bulunmakla beraber, onun sentezlendiği veya hücre zarlarının daha çok olduğu organ ve dokularda, örneğin karaciğer, omurilik ve beyinde, ayrıca ateromlarda, kolesterolun yoğunluğu daha yüksektir. Kolesterol kanda normalden fazla bulunması halinde damarlarda birikerek damar sertleşmesine (ateroskleroz) yol açar. Bazen de safra pigmentleri ile birleşerek safra taşlarının oluşumunda rol oynar.
Kolesterol pek çok biyokimyasal reaksiyonda yer almasına rağmen özellikle lipoproteinlerin kolesterolü taşıma biçimleri ve kandaki kolesterol düzeyleriyle kalp hastalıkları arasındaki bağlantıdan dolayı bilinir. Vücut, kolesterolü kullanarak hormonlar (kortizol, üreme hormonları), D vitamini ve yağları sindiren safra asitlerini üretir. Bu işlemler için kanda çok az miktarda kolesterol bulunması yeterlidir.
Eğer kanda fazla miktarda kolesterol varsa kan damarlarında birikir ve sertleşmeye ve daralmaya (ateroskleroz veya arteriyoskleroz) yol açar. Aterosklerozda damar duvarında biriken tek madde kolesterol değildir; akyuvarlar, kan pıhtısı, kalsiyum gibi maddeler de birikir. Ateroskleroza halk arasında damar sertliği, damar kireçlenmesi de denir. Yüksek kan kolesterolünün zararlarından bahsedilirken söz konusu olan \"kötü kolesterol\", yani düşük yoğunluklu lipoprotein (İngilizce low density lipoproteins LDL) tarafından taşınan kolesterol düzeyidir. Yüksek yoğunluklu lipoprotein (İngilizce high density lipoproteins HDL) tarafından taşınan kolesterola \"iyi kolesterol\" denir.
Fizyolojisiİşlevi:
Kolesterol hücre zarlarının (membranlarının) inşası ve bakımı için gereklidir. Kolesterol içeren membranlar daha geniş sıcaklık aralığında akışkanlıklarını korurlar. Kolesterol, yağların sindirimine yarayan safranın sentezlenmesinde kullanılır. Ayrıca aralarında yağda çözünen vitaminlerin (A,D, E ve K vitaminleri gibi) ****bolizmasında rolü önemlidir. Aldosteron, testosteron, östrojen ve projesteron gibi steroid hormonlarının ve kortizolun sentezlerinde yer alır. Başka araştırmalar kolesterolün sinir hücreleri arasındaki sinapslarda ve bağışıklık sistemi hücrelerinin işlevlerinde rol oynadığını gösterir. Hücre membranının yapısına etkisi sonucunda hücre sinyal aktarımına ve membranlardaki iyon ve proton geçirgenliğine de etki eder.

Kolesterol, D vitamini ve çeşitli steroid hormonlarının öncülüdür. Ayrıca safra asitleri de kolesterolden sentezlenir.

Özellikleri:
Kolesterol suda çok az çözündüğünden kanın sulu kısmında taşınamaz. Kolesterolün kanda taşınması, suda çözünebilen ve kolesterol ve diğer yağ türevlerini taşıyabilen lipoproteinler aracılığıyla olur. Bu lipoproteinlerin yüzeyinde yer alan proteinler, kolesterolün hangi hücrelerden alınıp hangi hücrelere taşınacağını belirler.
Şilomikronlar kolesterol ve trigliseritleri ince bağırsaktan karaciğere taşır. Bu kolesterolün bir kısmı besin yoluyla edinilmiştir, bir kısmı ise vücudun sentezleyip karaciğerden salgıladığı safradan kaynaklanır. Şilomikronlar taşıdıkları lipitlerin bir kısmını vücuttaki dokulara bırakıp sonra karaciğer tarafından alınırlar. Şilomikronların kalmadığı yemek arası zamanlarda ise kolesterolün başlıca kaynağı karaciğerdir. Karaciğerde üretilen kolesterol ve diğer lipitlerin vücuttaki diğer dokulara ulaştırılması için çok düşük yoğunluklu lipoproteinlerin (VLDL) içinde kana salgılanır. VLDL\'de bulunan trigliserit ve kolesterol hücrelere aktarıldıkça VLDL\'in yapısı ve yoğunluğu değişir, önce IDL, sonra da LDL\'ye dönüşür. Bu sürecin sonunda arta kalan kolesterolü içeren LDL karaciğer tarafından geri alınır. Kandaki LDL miktarının yüksek olması bu lipoproteinlerin arter damarlarının çeperlerinde birikmesine yol açar, bu da aterosklerozun ilk aşamasıdır. Yüksek yoğunluklu lipoproteinler (HDL) ise vücut hücrelerinde sentezlenen kolesterolü vücuttan atılması için karaciğere taşır.

Kolesterolün vücutta taşınması. Kalın siyah oklar, kolesterol ve diğer lipitleri taşıyan lipoproteinlerin oluşumlarını, dönüşümlerini ve kan dolaşımından çıkışlarını gösteriyor. Kırmızı ince oklar, kolesterol veya kolesterol türevlerinin (kolesteril esterler ve safra asitleri) hareketlerini gösteriyor. K, kolesterol; KE, kolesteril ester; LPL, lipoprotein lipaz; LCAT, lesitin kolesteril asil transferaz; CETP, kolesteril ester transfer proteini.
__________________
Bulutlar ağlamasa yeşillikler nasıl güler?
Mevlana
Gülsel ŞEN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Bu mesajdan alıntı yap
Alt 05-2008   #5
S Moderator
 
Gülsel ŞEN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 22-05-2008
Yaş: 41
Mesajlar: 1.134
Tecrübe Puanı: 80
Gülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond repute


Standart

Sentezi ve Hücre İçine Alımı:
Vücuttaki kolesterolün çoğu vücut tarafından imal edilir. Günlük üretimim %20-25\'i karaciğerde gerçekleşir, ayrıca, ince bağırsak, adrenal bezleri ve üreme organlarındaki sentezlenme miktarı diğer dokulara kıyasla daha yüksektir. Yaklaşık 70 kg ağırlığındaki bir kişinin vücudunda toplam 35 g kolesterol vardır. Günlük dahili üretim miktarı 1 g, besin yoluyla alınan miktar ise 200-300 mg\'dır. Bağırsaklara (safra ve besin yoluyla) giren 1.200-1.300 mg\'ın yarısı kana geçer.
Kolesterol çoğu hücre ve dokuda HMG-KoA Redüktaz enziminin başlattığı mevalonat yolu adlı reaksiyon zinciri ile sentezlenir (sağdaki şekle bakınız). Konrad Bloch ve Feodor Lynen 1964 Nobel Tıp ve Fizyoloji ödülünü, kolesterol ve yağ asidi ****bolizmasının mekanizması ve denetimi ile ilgili çalışmalarıyla kazandılar.

Kolesterolün sentezi. Mavi yazılar enzimleri, kırmızı yazılar da önleyici ilaçları belirtir.
Hücre İçinde Kolesterol Düzeyinin Denetimi:
Kolesterol biyosentezi, mevcut kolesterol seviyesine bağlıdır, ancak bunu sağlayan homeostatik mekanizma henüz bilinmemektedir. Besin yoluyla gelen girdideki bir artış, dahili üretimin azalmasına yol açar, besinden gelen miktarın azalması da karşıt sonucu doğurur. En önemli düzenleme mekanizması, hücre içinde endoplazmik retikulumdaki kolesterol miktarının SREBP1 ve 2 (İngilizce Sterol Regulatory Element Binding Protein, sterol düzenleme elemanına bağlanan protein 1 ve 2) tarafından algılanması ile gerçekleşir. Kolesterol bulunduğu zaman SREBP1 iki proteine bağlanır: SCAP (SREBP-cleavage activating Protein) ve Insig 1. Kolesterol seviyesi azaldığı zaman Insig1, SREBP-SCAP kompleksinden ayrışır, bu kompleks Golgi aygıtına geçer ve orada S1P ve S2P (İngilizce Site 1 Protease ve Site 2 Protease) tarafından kesilir (bu iki proteaz kolesterol seviyesi düştüğü zaman SCAP tarafından aktive olurlar). Kısalıp bir transkripsiyon faktörüne dönüşen SREBP hücre çekirdeğine girer ve orada bir takım genlerin önünde yer alan SRE\'ye (Sterol Regulatory Element) bağlanarak bu genlerın transkripsiyonunu artırır. Bu genler arasında HMG-CoA redüktaz ve LDL reseptörü genleri vardır. HMG-CoA redüktaz hücre içi kolesterol üretiminin artmasına neden olur, LDL reseptörü ise kanda dolaşan LDL\'in hücrelere bağlanıp taşımakta olduğu kolesterolü hücrelere vermesini sağlar.
Kanda aşırı miktarda kolesterol olması halinde bu kolesterol damarların çeperlerini oluşturan hücrelerde birikir. Bu birikmeyle başlayan ateroskleroz sonucunda damar tıkanabilir ve tıkanan damarın bulunduğu organa bağlı olarak, kalp krizi veya inme meydana gelebilir.
Yukarıda özetlenen mekanizmanın büyük bölümü Michael Brown ve Joseph L. Goldstein tarafından açığa çıkartıldı. Bu çalışmalarından dolayı Brown ve Goldstein 1985 Nobel Tıp ve Fizyoloji ödülünü kazandılar.
Vücuttan Atımı:
Kolesterol karaciğerden safra aracılığıyla atılır ve bir kısmı ince bağırsak tarafından geri alınır. Safra kesesi içinde, konsantrasyonunun yüksek olması nedeniyle kristalleşebilir ve bu durumda safra taşı oluşumuna yol açabilir (ancak daha ender olarak lesitin veya bilirubinden oluşmuş safra taşları da görülebilir).
__________________
Bulutlar ağlamasa yeşillikler nasıl güler?
Mevlana
Gülsel ŞEN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Bu mesajdan alıntı yap
Alt 05-2008   #6
S Moderator
 
Gülsel ŞEN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 22-05-2008
Yaş: 41
Mesajlar: 1.134
Tecrübe Puanı: 80
Gülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond repute


Standart

Aterosklerozdaki Rolü
Oksitlenmiş kolesterol içeren küçük boyutlu LDL taneciklerinin yüksek düzeyde olduğu hallerde bu LDL damar çeperlerinde aterom denen birikmelere yol açar, bu duruma ateroskleroz denir. Ateromlar hangi organın damarında birikirse o organa ait hastalıklar ortaya çıkar. Örneğin, kalbi besleyen atardamarlarda (koroner arterler) aterom koroner arter hastalığı\'na, böbrek damarlarında yüksek tansiyona ve böbrek yetmezliğine, beyin damarlarında ise inmeye yol açabilir.
HDL tanecikleri, özellikle büyük boyutlu HDL, ateromalardaki kolesterolü karaciğere geri taşıyabilir. Bu yüzden yüksek HDL ile aterosklerozun yavaşlaması hatta gerilemesi ile ilişkilidir. Aralarında LDL, IDL ve VLDL bulunan diğer lipoprotein türleri ateroskleroza yol açar. Bu lipoproteinlerde bulunan kolesterol miktarı ile aterosklerozun ilerlemesi ilişkili bulunmuştur. Bu yüzden toplam kolesterol seviyesine değil bu kolesterolün ne kadarının hangi tür lipoproteinlerde bulunduğuna bakılmalıdır.
Amerikan Kardiyoloji Derneği (American Heart Association) kolesterol düzeyleri hakkında aşağıdaki kılavuzu hazırlamıştır:

Düzey
mg/dL Düzey
mmol/L Yorum
<200 <5,2 Düşük kalp hastalığı riski için arzulanan düzey
200-239 5,2-6,2 Sınırda yüksek risk
>240 >6,2 Yüksek risk

Ancak günümüzdeki laboratuvar testleri LDL ve HDL kolesterolünü ayrı ayrı belirleyebildiği için, bu basit kılavuz artık biraz demode kalmıştır. Arzulanan LDL düzeyi 100 mg/dL\'dir (2,6 Mol/L), yakın zamanlarda elde edilen yeni bulguların ışığında yüksek riskli kişilerde hedef <70 mg/dL düşünülebilir. Toplam kolesterolün HDL kolesterola oranının 5:1 olması daha da sağlıklı sayılabilir.
LDL ölçüm teknikleri aslında LDL\'yi doğrudan ölçmez; ekonomik nedenlerden dolayı LDL değeri şu formüle göre hesaplanır:
hesaplanan LDL değeri = toplam kolesterol - toplam-HDL - trigliserit değerinin %20\'si

Kolesterol Düzeyinin Kontrol Altında Tutulması
Kolesterolü azaltmak için kişilerin hayat tarzlarında değişiklik yapmaları gerekir. Amerikan Millî Kolesterol Eğitim Programı\'nın bu konuda yaptığı öneriler şöyledir:
Diyet: Kalp hastası olmayan bir kişide yüksek kolesterol bulunduğu zaman doktorlar hastayı genelde Amerikan Kardiyoloji Derneği\'nin önerdiği \"Birinci Adım\" diyetine başlatır. Bu programda hasta günlük kalori gereksiniminin % 8-10\'unu doymuş yağlardan, %30\'dan azını yağlardan almalı, besin yoluyla günde 300 mg\'dan fazla kolesterol almamalı ve sağlıklı bir kiloda kalmasına yetecek kaloriden fazlasını almamalıdır. Eğer bu diyet programı kolesterol düzeylerinin inmesini sağlamazsa doktorlar \"İkinci Adım\" rejimi uygular; doymuş yağ miktarı toplam kalorinin %7\'sinin altına, kolesterol da 200 mg\'ın altına indirilir. \"İkinci Adım\" diyeti kalp hastalarına da uygulanır. Kolesterol düşürücü diyete başladıktan birkaç hafta sonra kolesterol seviyelerinin düşmesi gerekir. Diyet yoluyla zaman içinde toplam kolesterol rakamları 10-50 mg/dL kadar düşebilir.


Besinlerde Kolesterol Miktarları
Gıda Kolesterol
miktarı
(mg/100 g) Gıda Kolesterol
miktarı
(mg/100 g)
dana beyni 1 810 dana özdeni 225
yumurta sarısı 1 560 kaymak 124
koyun veya kuzu böbreği 400 tavuk 90 - 100
domuz böbreği 365 peynir 50 - 100
domuz ciğeri 340 dana eti 84
dana ciğeri 314 mezgit 77
sığır ciğeri 265 sığır eti 67
tereyağ 260 balık 60 - 70

Kilo Kaybı: Yüksek kilolu kişilerin kilolarını azaltmaları, özellikle düşük HDL, yüksek trigliserit veya büyük bel çevresi (erkeklerde 100 cm, bayanlarda 85 cm) gibi yüksek risk faktörleri bulunduruyorlarsa, önemlidir.
Egzersiz: Düzenli fiziksel faaliyet (her gün, veya çoğu gün, 30 dakika) HDL\'yi yükseltir, LDL\'yi azaltır. Egzersiz özellikle yukarıda belirtilen yüksek risk faktörlerini taşıyanlar için önemlidir.
İlaç Tedavisi: Diyet, egzersiz ve kilo kaybının fayda etmediği durumlarda kolesterol düzeylerinin kontrolü için lipit düşürücü ilaç tedavisine baş vurulur. Statin grubundan ilaçlar, safra asidi ayırıcıları, nikotinik asit, fibroik asit ve kolesterolün bağırsaklardan emilmesini engelleyen ilaçlar kolesterol kontrolünde kullanılır. Statin grubu ilaçlar özellikle çok etkilidir. Diğer ilaçlar da bazen statinlerle beraber, bazen tek başlarına etkili olur.
Doğal Ürünler: Enginar yapraklarında bulunan cynarin adlı madde karaciğerin safra üretimini artırarak vücuttaki fazla kolesterolun atılmasına yardımcı olur. Enginar yaprak ekstreleri içeren kapsüller alan kişilerin LDL kolesterolunun plasebo alanlara oranla %10 düştüğü, HDL seviyelerinin de yükseldiği gösterilmiştir. Enginar yapraklarında bulunan antioksidan maddelerin de ateroskleroz gelişimini yavaşlattığına dair bulgular vardır.
Balıklarda bulunan omega-3 yağ asitleri yağları da kolesterol kontrolünde kullanılır.
Bitkilerde Kolesterol: Bazı kaynaklar (ve hatta ders kitapları) bitkilerde kolesterol bulunmadığını iddia etse de, bu doğru değildir. Bu yanılgının kaynağı bitkilerde kolesterolün çok daha az miktarda olmasıdır (kolesterolün toplam lipit miktarına oranı, hayvanlarda 5 g/kg, bitkilerde ise 0.05 g/kg\'dır). Bitkilerde kolesterolden çok sitosterol ve kamposterol adlı steroller bulunur ama bitkiler hem kolesterolü hem diğer sterolleri hücre membranlarının inşası için kullanırlar. Hayvan bağırsaklarında bitki sterolleri emildikten sonra kolesterol hariç diğerlerinin çoğu bağırsağa geri atılır.
__________________
Bulutlar ağlamasa yeşillikler nasıl güler?
Mevlana
Gülsel ŞEN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Bu mesajdan alıntı yap
Alt 13-2009   #7
Junior Member
 
Üyelik tarihi: 13-03-2009
Mesajlar: 1
Tecrübe Puanı: 0
BAHARGUREL is on a distinguished road


Standart

merhaba bu siteye yeni uye oldum.gida muhendisligi son sinif ogrencisiyim tez kaynagi arastirmasi yapiyorum steroller ve fitosteroller uzerine.bana bu konuda yardimci olabilirmisiniz??
simdiden cok tesekkur ederim
BAHARGUREL isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Bu mesajdan alıntı yap
Alt 14-2009   #8
S Moderator
 
Gülsel ŞEN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 22-05-2008
Yaş: 41
Mesajlar: 1.134
Tecrübe Puanı: 80
Gülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond repute


Standart

STEROLLER (STORELER/STERİDLER)
Steroller lipit (yağ) bileşenleridir, kimyasal olarak benzemezler ancak benzer fiziksel özellikleri vardır. Steroller, kristali alkoller olup doğada serbest halde yada yağ asitleriyle bileşim halinde (mumlar) bulunurlar.
Bitki steroidleri “iltihaplanmayı önleyici (anti-enflamatuar)” maddelerdir, bileşiminde bulunanlar şunlardır; kolesterol, campesterol,lupeol.
Kolesterol
Kolesterin olarak da bilinir, insan vücudunun başlıca sterolüdür. Bütün dokulara dağılmış halde bulunur. Önemli miktarda beyinde, karaciğerde, adrenal bezlerinde, sinir dokusunda ve deride bulunur. Karaciğerden salgılanan kolestrenin %90’ı safra asitlerine dönüşür(oksitlenir), bir kısmı ise değişime uğramadan safraya karışır ve safra kesesi taşlarını oluşturabilir. Storedi hormonların ön maddesidir;cinsiyet hormonları (androgen ve östrogen) bunlardandır.
Hayvanların dokularında bulunan bir tip kolesterol (7-dehidrokolesterin) güneş ışınlarıyla D vitaminine dönüşür. 7- dehidrokolesterin insan için en önemli provitamindir, deride oldukça yüksek konsantrasyonda bulunur. Güneş ışınları yada UV ışınları tarafından fotokimyasal reaksiyona uğrayarak önemli bir bileşime dönüşür (dehidroksikolekalsiferol). Bu bileşim iskeletin özellikle mineralleşmemiş bölgelerinde iyi bir şekilde mineralleşmeyi sağlar. Kemiğin önemli bileşimleri olan kalsiyum ve fosforun dağılımı sağlamak suretiyle diş ve kemiğin oluşumunda etkilidir. Bileşimin etkisi raşitizm hastalığına neden olur.
B Sitosterol
Bitki dokularındaki sterol B sitosteroldür. Bitkisel steroller kolesterolden farklı olarak insanlarda az miktarda emilirler. Hatta fazla miktarda bulunan bitkisel steroller kolesterolün emilimini azaltırlar (inhibe ederler).bu durum yüksek plazma kolesterol düzeyi “hiperkolestrolemi” problemini azaltmak için önerilmektedir.
SPONİNLER
Doğada az miktarda fakat dağılmış halde bulunur. Renksiz kristal acı maddelerdir. Suda iyi çözünen çok köpüren çözeltiler oluştururlar, kullanımları da bu özelliğinden gelir. Bu özellikleri dışında suda çözünmeyen bileşimleri de vardır ve bunların seyreltik çözeltileri bile zehirlidir, kana şırınga edildiğinde zehirli olan bu bileşimler ağız yoluyla da alınabilirler. Bu bileşimler eskiden ilaç ve ok zehiri olarak kullanılırdı.
ANTRAKİNONLAR VE TÜREVLERİ
Bu bileşenler tek başına jelde bulunurlar. Genellikle zehirli maddeler olarak bilinirler ve tek başlarına yoğun oranda olukları zaman bu etki gözlenebilir. Ancak eser miktarda bulunmak zorundadırlar ve zehirlidirler. Laksatif etki gösteririler, barsaklardaki emilmeyi arttırırlar ve ağrı kesici (aneljezik) etkilerinden yararlanılır. Güçlü antibakteriyel (bakterilere karşı) ve virüsidal (virüs öldürücü) etkiye sahiptirler.
Bileşimin de acı bir tat katarlar ve jel/usare karışımına sarı veya portakal rengini verirler. Renk antrakinoun yapısından ileri gelir. Bunlar çiçek, gövde yaprak ve kök hücrelerinin özünde çözülmüş olarak bulunurlar.
Emodin
Bakterileri öldürür ve cilt problemlerinde etkilidir
Antrasen
antibiyotik ve anti-enflamatuar (iltihap önleyici)
Antronol
antibiyotik özellik gösterir.
Chrysophanic
Acıt cilt mantarlarını önleyici etki gösterir.
Eterel yağ
analjezik etki gösterir
Sınnamonik acıt esteri
Analjeik ve anestetik etki gösterir
Izobarboloin
Aneljezik ve antibiyotik etki gösterir
Resistanol
Bakterileri öldürür.
__________________
Bulutlar ağlamasa yeşillikler nasıl güler?
Mevlana
Gülsel ŞEN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Bu mesajdan alıntı yap
Alt 14-2009   #9
S Moderator
 
Gülsel ŞEN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 22-05-2008
Yaş: 41
Mesajlar: 1.134
Tecrübe Puanı: 80
Gülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond repute


Standart

1.1 FİTOSTEROLLER

1.1.1. FİTOSTEROLLERİN TANIMI

Fitosteroller; kolesterolle benzer yapıda olup, bitkisel kaynaklı sterollerdir. Genel olarak bitkisel sterol olarak adlandırılır ve üç grupta sınıflandırılırlar:

1. 4-Desmetilsteroller (kolestan serileri); normal fitosteroller (4.karbon atomlarında metil grubu yoktur)

2. 4-Monometilsteroller (4α-metilkolestan serileri)

3. 4,4’-Dimetilsteroller (lanostan serileri, triterpen alkoller olarak da bilinirler) [3]

Doğal olarak; bitkisel yağlar, yağlı tohumlar, bitki tohumları, tahıllar ve tanelerde bulunmaktadır [3]. Bazı kaynaklarda bitkilerde 40 çeşitten fazla [3,4], bazılarında ise 200 çeşitten fazla sterol bulunduğu belirtilmekte [5,6]; en bol bulunanları ise en başta betasitosterol (%80) olmak üzere [7], stigmasterol, kampesterol [3,4] ve ergosteroldür [5]. Bu fitosteroller ve kolesterolün hepsi 4-desmetilsterol grubunda yer almaktadır [3]. Brassikasterol, Δ5-avenasterol, sitostanol ve kampestanol gibi diğer bitkisel steroller ise bitkilerde düşük miktarlarda bulunmaktadır [8].

Stanol diye adlandırılan doymuş steroller doğada eser miktarda bulunmaktadır [3]. Sterol halkasında çift bağı yoktur. Stanoller, doğada sterollerden daha az bulunmakta ve sterollerin hidrojenlenmesi sonucu oluşmaktadır [9]. Sitosterollerin doyurulması ile sitostanoller; kompesterollerin doyurulması ile kompestanoller oluşmaktadır [10].

4-Metilsteroller (4-monometilsteroller ve 4,4’-dimetilsteroller) sterol biyosentezinde orta derecede bulunmakta ve 4-desmetilsterollerle birlikte doymuş yağ ve sıvı yağlarda bulunmaktadır [3]. En baskın 4-metilsteroller; sitrostadienol, obtusifoliol, graisterol ve cycloeucalenollerdir. 4,4’-Dimetilsteroller ise bitkisel yağlarda az miktarda bulunmaktadır [3].

1.1.2. FİTOSTEROLLERİN YAPISAL ÖZELLİKLERİ

Fitosteroller ve kolesterol yapısal olarak birbirine oldukça benzemektedir. Fitosterollerde, kolesterolden farklı olarak yan zincirlerinde ekstra bir metil ve etil grubu ve bir çift bağ bulunmaktadır. Kampesterolün 24.karbonunda ek olarak bir metil grup, sitosterolün 24.karbonunda bir etil grup ve stigmasterolün ise 24.karbonunda bir etil grup, 22.karbonunda etilenik bağ bulunmaktadır (Şekil 1) [3]. Bu fitosteroller kolesterolden (27 karbon atomu) farklı olarak ayrıca 28 ve 29 karbon atomu içermekte [6,3], bu durum fitosterolleri kolesterolden daha hidrofobik yapmaktadır (Tablo 1) [3].

Fitosterollerin serbest ve esterleşmiş formları olmak üzere 2 ana formu vardır. Genellikle serbest formda bulunurlar, fakat yağ asitlerinde, şeker tanelerinde veya fenolik asitlerde esterleşmiş şekilde de bulunabilirler [9] Besinlerde doğal bir şekilde serbest alkol, uzun zincirli yağ asitleriyle esterleşmiş halde veya steril glikositler veya açillenmiş steril glikositler (genellikle düşük miktarda) halinde bulunabilmektedirler [11,8]. Yemeklik yağların içerisinde ise serbest veya esterleşmiş formları bulunmaktadır [8].
1.1.3. FİTOSTEROLLERİN EMİLİMİ

Fitosteroller, miçel formdayken barsaklarda çözünebilmektedir. Bu miçeller fırçamsı kenar hücreleriyle etkileşerek enterositlerin içine taşınmaktadır. Bitkisel steroller bu enterositlerin içinde esterleşir, şilomikronların içinde toplanarak limfatiklerin içinden salınırlar. Esterleşmemiş fitosteroller ise sterolin sayesinde lümene geri taşınırlar.

Stanoller sterollerden daha az emilmektedir (%0-3). Yan zincirlerin uzamasıyla fitosterollerin hidrofobisitesi artmakta ve emilimi azalmaktadır. Sterollerin emilimin düşük olması ve safra atımındaki önceliği nedeniyle bitkisel sterollerin insan vücudundaki toplam sterole (örn; kolesterol) oranı %1’dir. [12].

Fitosteroller kolesterolle benzer özelliklerde olduklarından kolesterole benzer şekilde emilmektedir [13]. Fakat kolesterol gibi insan vücudunda sentezlenmez, kolesterolden (%60) daha az miktarda emilirler (%4.2-12.5) [3,14] ve karaciğer tarafından atılmaları sağlanır. Bu nedenle serum seviyeleri genellikle 1.0mg/dl’nin altındadır [3,12]. Başka bir deyişle; kandaki seviyeleri kolesterolün %0.1–0.14 oranındadır [14].

Emilim sıralarına bakıldığında kolesterol > fitosterol > fitostanol’dür [5]. Bu emilimler değişik hızlarda olabilmektedir. Bu değişikliklerin en büyük nedeni miçelin çözünürlüğüdür. Hücre yüzeyinden hücre içine transfer hızı, kolesterolle karşılaştırıldığında bitkisel sterollerin çok düşüktür [13].



1.1.4. BESİNLERİN FİTOSTEROL İÇERİKLERİ

Fitosteroller adından da anlaşılacağı gibi bitkisel kaynaklı sterollerdir. Bitkilerde en çok bulunan steroller 4-desmetilsterollerdir (sitosteroller, kampesterol, stigmasterol, Δ5-avenasterol ve Δ7-avenasterol). Sitosteroller en baskın sterollerdir (%80). Doymuş stanoller ve biyosentez yoluyla sentezlenen steroller ve 4-monometil ve 4.4’-dimetilsteroller gibi steroller genellikle düşük miktarda bulunmaktadır.

Besinlerde bitki sterolleri; serbest steroller, yağ açil esterler, glikositler ve yağ açil glikositler (birbirinin yerine geçerek) olarak bulunurlar. Bu nedenle; toplam sterol içeriği bütün bu sterollerin toplamı olarak tanımlanmaktadır, buna karşın kolesterol; ya serbest alkolik steroller ya da kolesteril esterleri olarak tanımlanmaktadır [5].



Sebzeler ve meyveler düşük miktarda fitosterol içermekte (net ağırlıklarının %0.05’i), yağlı tohumlar ve bitkisel yağların %1 veya daha fazlası fitosterollerden oluşmaktadır. Mısır ve pirinç kepeği yağları yüksek seviyede sterol içermektedir. Bazı besin ve bitkisel yağların sterol içerikleri tablo 2’de listelenmiştir. [3].

Fitosteroller bitkisel yağlarda doğal olarak bulunan öğelerdir. İnsan diyetindeki en önemli bitki sterol kaynağı; bir kısım da tohumlar, kuru baklagiller, sebzeler ve rafine edilmemiş bitkisel yağlarda bulunmasına karşın; yağlar ve margarinlerdir [4,5]. Yemeklik yağlardaki fitosterol seviyeleri farklılık göstermektedir. Soya fasulyesi yağında stigmasterol ve sitosterol içerikleri sırayla 61 ve 118mg/100g olarak belirtilmiştir [5]. Yağların rafine olması ve olmaması fitosterol içeriğini etkilemektedir. Örneğin; rafine zeytinyağının fitosterol içeriği, rafine edilmemiş yağlara karşılaştırıldığında %19, yer fıstığı yağını ise %33 oranında düşmektedir [6]. Rafine edilmiş bitkisel yağlarda %20–60, hidrojenlenmiş yağlarda ise %20–40 civarında sterol düşüşü gözlenmektedir [3].

Tahıl ürünleri zengin bir bitkisel sterol kaynağıdır (serbest esterleşmiş ve steril glikositler), bunların içerikleri sebzelerden daha fazladır. Toplam sterol içeriklerine bakıldığında; çavdar 95.5mg/100g, buğday 96mg/100g, arpa 76.1mg/100g, yulafın 44.7mg/100g olarak Finlandiya’da rapor edilmiştir. Tahıllardaki ortama fitosterol konsantrasyonu 49mg/100g’dır ve en baskın olanı (%62) betasitosterol, takiben kampesterol (%21), düşük miktarda da stigmasterol (%4), betasitostanol (%4) ve kampestanol (%2) bulunmaktadır. Kılçıksız buğday (triticum spelta) ve kışlık buğdaydaki (triticum aestivum) serbest ve esterleşmiş sterol konsantrasyonu 52.7 ve 52.8mg/100g, ayrıca glikosillenmiş sterol konsantrasyonu 123.8 ve 112.6mg/100g olarak belirtilmiştir [5]. Mısır yağında 150-300mg/100g bitkisel sterol doğal olarak bulunmaktadır. Ayrıca işlenmemiş buğday tohumunda 328mg bitkisel sterol bulunmakta ve bitkisel sterol içermeyen buğday tohumuyla karşılaştırıldığında kolesterolü %42.8 daha fazla düşürdüğü belirtilmiştir [14].

Fitosteroller yağlı tohumlar ve tohumlarda da bulunmaktadır. En yüksel içeren 400–413 mg/100g ile susam tohumu, en düşük içeren ise 95mg/100g ile Brezilya fıstığıdır. betasitosterol, Δ5-avenasterol ve kampesterol en baskın formlarıdır. Yağlı tohumlarda (ceviz, badem, yer fıstığı, fındık) betasitosterol en bol bulunan steroldür. Toplam sterol içeriği 99.1–209.2mg/100g’dır. Kampesterol ve stigmasterol içeriği arasında küçük bir fark bulunmaktadır. Cevizde kampesterol içeriği 6mg/100g, yer fıstığındaki stigmasterol 3.81–3.83mg/100g’dır.

Hayvansal kaynaklı besinler arasında, özellikle kabuklu deniz hayvanlarında 20 farklı sterol bulunmaktadır. Başlıca olarak kolesterol (%13–39) bulunmakta, trans–22-dehidrokolesterol, brassikasterol, 24-metilenekolesterol ve kampesterol bulunmaktadır [5].
__________________
Bulutlar ağlamasa yeşillikler nasıl güler?
Mevlana
Gülsel ŞEN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Bu mesajdan alıntı yap
Alt 14-2009   #10
S Moderator
 
Gülsel ŞEN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 22-05-2008
Yaş: 41
Mesajlar: 1.134
Tecrübe Puanı: 80
Gülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond repute


Standart

1.1.5. FİTOSTEROLLERİN GÜNLÜK ALIM DEĞERLERİ

Fitosterolerin, diyetle ortalama alımları değişik popülasyonlarda 200-300mg/gün arasında değişmektedir [3]. Ancak insanlık tarihinin başlarında, yani 5–7 milyon yıl önce “Myocene” diyetinde günlük alımı 1g’a ulaşmaktadır [14]. Batı tarzında bir diyet ortalama 160-360mg/gün sitosterol ve kampesterol; 20-50mg/gün sitostanol içermektedir. Geleneksel bir Asya diyetinde, bitkisel sterol içeriği 350-400mg/gün; vejetaryen diyetinde ise bu değer 600-800mg/güne çıkmaktadır [7]. Stanollerin tüketimi ise mısır, buğday, çavdar ve pirinçten sağlanmaktadır (yaklaşık 25mg/gün) [3].

Diyetle alımı Finlandiya’da 140-360mg/gün, Britanya’da 163mg/gün olarak belirtilmiştir. Hollanda’da 123 kişinin 24 saatlik besin tüketim kaydına göre ortalama kolesterol 202 mg/gün, kampesterol 27 mg/gün, stigmasterol 15 mg/gün, betasitosterol ise 102 mg/gün alınmaktadır. Başka bir araştırmada ise Hollanda’daki ortalama fitosterol alımı 359 mg/gün olarak saptanmıştır (bunun; %64’ü betasitosterol, %18’i kampesterol, %9’u stigmasterol kaynaklıdır) [5].



1.1.6. FİTOSTEROLLERİN KOLESTEROL DÜŞÜRÜCÜ ETKİSİ

Fitosterollerin kolesterol düşürücü etkisi yıllardır bilinmekte ve fonksiyonel besin alanında uzun süredir kullanılmaktadır. Aşağıda fitosterollerin kolesterol düşürücü etkisinin tarihçesi ve mekanizması anlatılmaktadır. Fakat bunları anlayabilmek için önce kolesterolü ve etkilerinin bilinmesi gerekmektedir.



1.1.6.1 Kolesterol

Kolesterol 27 karbonlu, hayvanlarda bol miktarda bulunan sterollerdir. Hücre membranın başlıca yapısal komponenti olan ve özellikle LDL (küçük dansiteli lipoprotein) olmak üzere plazma lipoproteinlerinin yapısını oluşturan [3,10] kolesterol hayvan dokularında bulunan bir steroiddir. LDL kolesterolün vücutta fazlası koroner kalp hastalığı riskini artırmakta ve ölümlere neden olmaktadır [10]. Safra asiti, provitamin B ve steroid hormonunun ön maddesidir. Kolesterol; yağ asitleriyle birlikte hidroksil grubunda serbest veya esterleşmiş şekilde, çeşitli zincir uzunluğu ve doygunluk derecesiyle bulunmaktadır. Kolesterol ayrıca çok az miktarlarda olmak üzere bitkilerde ve deniz yosununda bulunmaktadır [3].

Batı ülkelerinde ortalama günlük kolesterol alımı 400mg’dır ve başlıca yumurta sarısı, memeli hayvan karaciğeri ve kabuklu hayvanlardan gelmektedir [10].

Diyet kolesterolü ile total serum kolesterol arasındaki ilişki sürekli araştırılmakta, diyet kolesterolün koroner kalp hastalığı gelişme risk faktörü olduğu belirtilmektedir. Bu nedenle yüksek kolesterol içeren besinlerin düşük miktarlarda alınması korunmak amacıyla önerilmektedir. [3]. Aslında uzun yıllardır etkinliği kesin olarak bilinen statin ilaçları kolesterolü düşürmek amacıyla kullanılmaktadır [9,4]. Statinler HMG-CoA redüktaz enzimini inhibe ederek, kolesterol sentez hızını sınırlandırmakta, kolesterolü böylece düşürmektedir. Ayrıca yükselmiş LDL kolesterolü baskılamakta ve HDL kolesterolün artmasına neden olmaktadır [15].

Kolesterolü düşürmenin ilaçsız ve başka bir yolu da; diyetle birlikte fitosterol alımının artırılmasıdır.



1.1.6.4. Etkili Doz

Etkili doz olarak 2-3g/gün fitosterol alımının serum LDL konsantrasyonunu %8-15 oranında düşürdüğü kaynaklarca gösterilmektedir [8,4]. Yüksek dozlarda alımın ise LDL kolesterol konsantrasyonu üzerinde daha fazla azalmaya neden olmadığı gösterilmiştir [9,4].

Hiperkolesterolemi tedavisinde; Amerika Ulusal Kolesterol Eğitim Programı uzman panelinde, Amerikan Kalp Birliği (AHA) ve Uluslararası Aterosklerozis Topluluğu da bitkisel sterol ve stanollerin diyette 2-3g/gün olmasını önermektedir [4].
1.1.6.5. Fitosterollerle Zenginleştirilmiş Fonksiyonel Besinler

1.1.6.5.1. Fonksiyonel Besinler

Fonksiyonel besinler; besin değeri artırılmış, sağlığı geliştirmeye yardımcı olan besinlerdir [17].

Bir fonksiyonel besin aşağıda belirtilen koşulları karşılamalıdır

· Bireyin beslenmesine katkıda bulunmalı; sağlığının korunması ve daha iyi duruma getirilmesine yardımcı olmalı,

· Besleyici ve sağlığı olumlu yönde etkileyici özelliklerinin beslenme bilimi ve tıp açısından sağlam temelleri olmalı,

· Tıbbi ve beslenme bilgilerimize dayalı olarak söz konusu besin veya besin ögesi için günlük uygun alım miktarları belirlenmiş olmalı,

· Söz konusu besinin tüketiminin güvenilir olduğu ortaya konulmuş olmalı,

· Söz konusu besin bileşenlerinin fizikokimyasal özellikleri, niceliksel ve niteliksel özellikleri belirlenmiş olmalı,

· Söz konusu besin işlenerek fonksiyonel özellik kazanmışsa; besleyici özelliğinde kayıp olmamalı,

· Söz konusu besin seyrek olarak tüketilen değil, günlük beslenmede sıkça kullanılan bir besin olmalı

· Söz konusu besin doğal olarak tüketildiği şeklinde olmalı,

· Söz konusu besin veya bileşeni ilaç olarak kullanılan bir madde olmamalı [18].
1.1.6.5.2. Fitosterollerle Zenginleştirilmiş Fonksiyonel Besinlerin Özellikleri

Statin ve diğer farmakolojik tedavi müdahalelerinin kolesterol düşürücü etkisi üzerine birçok olumlu çalışma olmasına karşın, birçok insan serum kolesterol konsantrasyonlarını diyet yoluyla düşürmeyi tercih etmektedir [16]. Diyet ve yaşam tarzı kolesterolün düşmesinde anahtar role sahiptir [4]. Düşük yağlı ve sebze, meyve tüketiminin yüksek olduğu diyetin; LDL kolesterolü % 5 oranında düşürdüğü, HDL kolesterolü ise %6 artırdığı gösterilmiştir [16]. Diyette bitkisel sterol ve stanollerden zengin fonksiyonel besinlerin olması ise kolesterolün düşürülmesine yardımcı olmaktadır [4,5]. Bu nedenle bitki sterolleriyle zenginleştirilmiş fonksiyonel besinler geliştirilmiştir [5].

Margarinleri bitkisel sterol ve stanoller ile zenginleştirmek kolesterolün hem emilimini engellemekte hem de endojen üretimini yarı yarıya azaltmaktadır. Emilimdeki bu azalma kolesterolün karaciğer ve diğer dokulardan sentezinin azalmasına karşı devam etmektedir [9].

Bitki sterollerinin kolesterol düşürücü ilaç olarak kullanımı sınırlıdır, bundaki en büyük etki statinlerin etkinliğinin çok açık olmasıdır [9,4]. Statin kolesterolü %20–40 oranında düşürmekte ve buna bağlı koroner kalp hastalığından ölüm riskini azaltmaktadır. Bitkisel sterol ve stanollerle birlikte kullanılmasıyla LDL kolesterolün ek %39 düştüğü gözlenmiştir (şekil 4)


1980lerden sonra, yiyeceklere doğal olarak bitki sterol ve stanollerinin eklenebileceği fark edilmiştir. Çünkü yağlar çözünebilen sterollere ihtiyaç duymaktadır; krem peynir, salata sosları ve yoğurt kullanılması karşın bu etki en iyi margarinlerde gözlenmiştir. Bitkisel sterol ve stanollerin uzun zincirli yağ asitleriyle esterleştirilmesi, yağ çözünürlüğünü ve besin içindeki birleşebilme yeteneğini artırmaktadır [9].

Benecol ilk zenginleştirilen margarindir. Bu margarine; kolesterolü düşürme bakımından sterollerden daha etkili ve barsaklardan emilen miktarının ihmal edilebilir miktarda olduğu düşünülen stanoller eklenmiştir [9]. Şu an ülkemizde kullanılmakta olan diğer ürünler Proaktiv ve Danacol’de ise bitkisel steroller kullanılmaktadır [19].

1.1.6.5.3. Fitosterollerle Zenginleştirilmiş Fonksiyonel Besinlerin Günlük Alım Miktarları

Avrupa’da tereyağı ve margarin tüketimi her birey için 25 g olarak belirtilmiştir. Bitkisel sterol ve stanolle zenginleştirilmiş ürünlere her porsiyon için 2g bitkisel sterol ve stanol eklenmiştir [9]. Danacol’ün yoğurdunun 100 g’ında 1.6 g serbest bitkisel sterol bulunmaktadır [19]. 2 g bitkisel stanol içeren Benecol ürünlerinden ise yoğurt içeceği 100 g, yoğurt 115 g, margarin 30 g (3 tatlı kaşığı), sütlü içeceğinden ise 500 ml (2 su bardağı) tüketilmesi gerekmektedir [20]. Becel Pro-activ ise margarin ile piyasada olup günlük tüketimi 25–30 g’dır.



1.1.6.5.4. Fitosterollerle Zenginleştirilmiş Fonksiyonel Besinlerle İlgili Yasal Düzenlemeler

Fonksiyonel besinler, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın tebliğine göre; besleyici etkilerinin yanı sıra bir ya da daha fazla etkili bileşene bağlı olarak sağlığı koruyucu, düzeltici ve/veya hastalık riskini azaltıcı etkiye sahip olup, bu etkileri bilimsel ve klinik olarak ispatlanmış gıdalar olarak tanımlanmaktadır [21].

Bitkisel sterol ve stanol eklenmiş fonksiyonel besinlerin etiketinde mevzuata göre aşağıdaki maddelerin olması zorunludur:

1. Sterol/stanol miktarının en az 0,75 g/porsiyon olması; en az 1 g/gün, en çok 3 g/gün tüketilmesi gerektiğinin beyan edilmesi,

2. Gıdanın adının görüş alanı içine veya yanına “bitkisel sterol/stanolü” içerdiğinin açık ve okunaklı yazı ile belirtilmesi,

3. Gıdanın özellikle kolesterol seviyesini düşürmek isteyen kişiler için üretildiğinin belirtilmesi,

4. Kolesterol düşürücü ilaç kullanan hastaların tüketimi için doktora başvurmalarının önerilmesi,

5. Karotenoid dengesinin korunması için meyve ve sebze tüketimi ile desteklenmesi gerektiğinin belirtilmesi,

6. Hamile ve emzikli kadınlar ile 5 yaşın altındaki çocuklar gibi özel beslenme ihtiyaçları olan kişiler için uygun olmayabileceğinin beyan edilmesi gerekmektedir.

Ayrıca üzerinde “Bu gıda bitkisel sterol/stanol içerir” ve “Bitkisel sterol ve/veya stanol kolesterol oranını düşürmeye; düşük kolesterol kalp ve damar sağlığının korunmasına yardımcı olur” ibaresinin bulunma gerekmektedir [22].

1.1.7. FİTOSTEROLLERİN DİĞER FİZYOLOJİK ETKİLERİ

Bitki kaynaklı olan fitosterollerin, diğer fitokimyasallar gibi birçok fizyolojik etkileri mevcuttur [14]. Bu fizyolojik etkilerinin başında gelen kolesterol düşürücü etkisi yıllardır araştırılmakta ve kesinliği artık tartışılmamaktadır. Diğer fizyolojik etkileri ise; anti-aterojenik etki, anti-kanser etki, anti-inflamatuar etki, anti-oksidan etki, anti-ülser etki ve anti-fungal etkisidir [14]. Bu fizyolojik etkiler aşağıda geniş bir şekilde açıklanmıştır.
1.1.7.1. Antiaterojenik Etkisi

Bitkisel steroller kolesterol gibi potansiyel aterojenik etkiye sahiptir, fakat aterojenezis meydana gelmez çünkü çok az miktarda bitkisel sterol emilmektedir (örneğin; B-sitosterolün %5’i, kampesterolün %15’i, diyet stanolünün %1’i emilmektedir) [9]. Çalışmalar bitkisel sterollerin, aterosklerozis gelişiminde büyük role sahip olan damar yüzeyindeki kas hücrelerinin hiperproliferasyonunu önlediğini göstermektedir. Tavşanlarda sitosterol ile beslendiklerinde aort içindeki koroner arterlerdeki plak birikimin düştüğü gözlenmiştir. 4g/gün stanol esteri tüketen sağlıklı bireylerde antitrombin III aktivitesinin kontrol grubuna göre arttığı gösterilmiştir. Yani; bitkisel steroller aterosklerozis gelişimini sadece kolesterol düşürücü etkisiyle yapmamakta, aynı zamanda anti-aterojenik etkisiyle destek olmaktadır [14].
1.1.7.2. Anti Kanser Etkisi

Bitkisel sterollerin tümör hücre büyümesini baskıladığı yayınlanan derlemelerde açıkça ve sıklıkla bahsedilmektedir [6,14]. Kolesterolle karşılaştırıldığında, betasitosterol kanserli hücre büyümesini %24 azaltmakta, apoptozisi (hücre parçalanması) 4 kat artırmaktadır [14]. Diyetin fitosterollerden zengin olması kanser riskini %20 oranında azaltmaktadır [6]. Örneğin fitosterolle beslenen farelerde meme kanseri tümörünün 8 hafta sonunda %33 küçüldüğü, yine aynı çalışmada prostat kanseri tümörünü ise %40–43 küçülttüğü gösterilmiştir [6]. Diğer bir çalışmada ise; 300 mg/gün kullanılan bitkisel sterolün kolon ve rektal kanseri riskini düşürdüğü gösterilmiştir [14]. Akciğer kanserine karşı da koruyucu etkisinin olduğu yapılan çalışmalarda gösterilmiştir [14]. Ayrıca; epidemiyolojik ve hayvan çalışmaları, fitosterollerin kolon tümör büyümesini baskıladığı göstermektedir [13]. Sonuç olarak; bitkisel steroller birden fazla kanser türünün gelişim riskini azalttığı yapılan birçok çalışma sonucu gösterilmiştir [14].
__________________
Bulutlar ağlamasa yeşillikler nasıl güler?
Mevlana
Gülsel ŞEN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Bu mesajdan alıntı yap
Cevapla

Tags
plak ceviz hormon, ldl hdl miyokart, kolesterol kan yaglar, et sut tereyagi, enerji trans fat, trigliserid damar duvar


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)

 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Şu anda saat : 04:59 PM.