Sponsorlu Bağlantılar

İnsan Sağlığı Açısından Omega-3

Kolesterolün İnsan Sağlığı Açısından Önemi kategorisinde açılmış olan İnsan Sağlığı Açısından Omega-3 konusu , ...


Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 07-2008   #1
Gıda Mühendisi
 
Muhittin YILMAZ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01-04-2008
Yaş: 39
Mesajlar: 1.122
Tecrübe Puanı: 100
Muhittin YILMAZ will become famous soon enoughMuhittin YILMAZ will become famous soon enough


Standart İnsan Sağlığı Açısından Omega-3

Sponsorlu Bağlantılar
İnsan Sağlığı Açısından Omega-3 Yağ Asitlerinin Önemi
İnsan sağlığı üzerine gıdalarla alınan kolesterol miktarının yanı sıra tüketilen yağ
asitlerinin çeşit ve miktarı da oldukça önemli rol oynamaktadır. Günümüzde özellikle
son 100-150 yıl içerisinde insanların gıda tüketim alışkanlıklarındaki değişimlere bağlı
olarak margarin ve kızartma yağlarının tüketiminin artması linoleik asit (omega-6)
tüketiminin artmasına yol açmıştır . Oysa bir diğer esansiyel yağ asidi olan linolenik asit (omega-3) kolaylıkla aynı formdaki eikosapentaenoik asit (EPA) ve dokosahekzaenoik asit (DHA) gibi uzun zincirli doymamış yağ asitlerine dönüşmektedir. Ayrıca uzun zincirli doymamış yağ asitlerinden olan linoleik, linolenik ve araşhidonik yağ asitlerinin vücuda yeterli miktarda alınması durumunda, bunlardan
omega-3 serisinden olan çoklu doymamış yağ asitleri de sentezlenebilmektedir.
Omega-3 serisinden çoklu doymamış yağ asitlerinin kalp hastalıklarının önlenmesi,
erken dönemde beyin ve hücre gelişimi, hastalıklara karşı vücut direncinin artırılması
vb. olumlu etkilerinin bulunduğu bildirilmektedir. İnsan vücudunda sentezlenemedikleri
için gıdalarla dışardan alınmaları gereken omega-3 yağ asitleri tüketiminin
artırılmasının, kan kolesterol seviyesini düşürdüğü, arteroskleroz oluşumunu
geciktirdiği ve damarlarda meydana gelen trombozu engelleyerek, kalp krizi riskini
önemli derecede azalttığı saptanmıştır. Çoklu doymamış yağ asitlerinin gelişme
çağındaki canlılarda büyümenin uyarılması, derinin canlılığının sürdürülmesi ve bazı
deri hastalıklarının önlenmesinde etkili oldukları bildirilmektedir. Hatta omega-6 grubu
yağ asitlerinin prostaglandin E2 düzeyini artırdığı, bu hormonun da kemik gelişimini
baskıladığı bildirilmektedir. Bu nedenle omega-3 yağ asitlerince zenginleştirilmiş bir
rasyonla beslemenin prostaglandin E2’nin salınımını baskılayarak, kemik gelişimini
teşvik ettiği ileri sürülmektedir. Yine AIDS’li hastaların tedavisinde bile olumlu
etkilerinin olduğu bildirilmektedir Omega-3 yağ asitleri grubuna üye olan çoklu doymamış yağ asitleri, kanda pıhtılaşmanın ve arterik
fonksiyonların kontrolünü sağlayan prostaglandin hormonunun sentezi için gerekli olup,
kalp ve damar hastalıklarına karşı önleyicidirler. Özellikle çocuk gelişiminde zeka
fonksiyonlarının artırılması için de omega-3 tüketiminin artırılması gerektiği
bildirilmektedir. Hamilelik dönemlerinde yeterli miktarda omega-3 yağ asitlerini alan
annelerin erken doğum risklerinin azaldığı, bu annelerin çocuklarının beyin hücrelerinin
ve görme yeteneklerinin diğer çocuklara nazaran daha fazla geliştiği saptanmıştır.
Depresyondaki insanların ve kanserli hastaların tedavisinde omega-3 yağ asitlerinin
önemli derecede rol oynadığı bildirilmektedir (Amer. Heart Assoc. 1988).
İnsanlarda damar sertliği, yüksek tansiyon, koroner kalp rahatsızlıkları gibi hastalıkları
artırdığı ifade edilen kolesterolün çoğunun vücut tarafından sentezlendiği, az bir
kısmının ise gıdalarla dışarıdan alındığı ve gıdalarla alınan kolesterolün kan kolesterol
seviyesine çok az etkisinin olduğu belirtilmektedir. İnsan vücudunda bulunan yüksek
yoğunluklu lipoproteinler (HDL) kalp krizini azalttığı için iyi kolesterol, düşük
yoğunluklu lipoproteinler ise (LDL) kalp krizini artırdığı için kötü kolesterol olarak
ifade edilmektedir (Ceylan ve ark. 1999). Damar sertliği; kolesterol ve lipid gibi
maddelerin atar damar çeperlerinde yağlı sarı bir birikim oluşturmasıdır. Yağ benzeri
yapıdaki arteroskleroz plak, damar iç yüzeyini kaplayarak kan akımını azaltmaktadır.
Kalbi besleyen koroner atar damarlardan biri bu yağ artıkları ile tıkanırsa miyokardiyal
enfarktüs veya kalp krizi oluşmaktadır. Arterosklerotik plak oluşumunda düşük dansiteli
lipoproteinlerin (LDL) oksidatif modifikasyonu önemli rol oynamaktadır (Alhan ve Şan
2002).
Bununla beraber sağlıklı beslenme açısından omega-6 ve omega-3 yağ asitleri
arasındaki oran da önemlidir. Günlük olarak gıdalarda 10:1 ile 25:1 olduğu tahmin
edilen oranın 1:1 ile 1: 4 olması önerilmektedir. İngiliz Beslenme Vakfının verilerine
göre yetişkin bir insanın günde ortalama olarak 1.25 g omega-3 yağ asidi tüketmesi
gerekmektedir. Çünkü omega-3 yağ asitleri kalp ve damar rahatsızlıklarıyla beraber
yüksek kolesterolden özellikle LDL ve VLDL kolesterolden kaynaklanabilecek risk
faktörlerini azaltmaktadır. Yapılan araştırmalar koroner kalp yetersizliğine bağlı olarak
ölen insan sayısının oldukça fazla olduğunu ve son yıllarda ölüm oranında önemli
derecede artışın olduğunu göstermiştir (Ayerza ve ark. 2002).
Nüfusunun büyük bir kısmını gençlerin oluşturduğu Türkiye’de nefes darlığı, kalp
yetmezliği ve felç gibi vakalara bağlı olarak iş ve üretkenlik kayıplarına neden olan bu
hastalık salgınının önlenmesi için toplumca beslenme konusunda çok daha fazla bilinçli
olunması gerekmektedir. Türkiye’de diğer Avrupa ülkelerinden farklı olarak Türk
mutfağının çok yağlı diyetlere dayanması ve hayvansal kaynaklı yağ kullanımının da
yüksek düzeyde olması dezavantaj teşkil etmektedir. Buna karşın Türkiye’de Akdeniz
ve Ege bölgesinde yaşayan insanların beslenmesinde, sıvı yağlara ve sebzeye dayalı
beslemenin ağırlıklı olması nedeniyle bu bölgelerde kalp-damar rahatsızlıkları,
depresyon, kanser vb. hastalıkların daha az görüldüğü de bildirilmektedir. Dolayısıyla,
Akdeniz mutfağının daha çok bitkisel yağ ve yiyecekler ağırlıklı olması özellikle
zeytinyağı ağırlıklı beslemeyle, insan sağlığına olan tehdit unsurlarının azaltılması
mümkün olabilecektir. Omega-3 yağ asitlerince zengin gıdalarla beslenen toplumlarda
kalp ve damar hastalıklarının oranının diğer toplumlara nazaran daha düşük olduğu
saptanmıştır. İyi beslenme kavramından insanların beslenmesinde yağların önemini de
anlamaktayız. Yağlar, vücudumuzun esas enerji kaynakları olup, sinir hücrelerini
sarmakta, beyin ve hücre zarlarının yapısında bulunmakta, kadınlarda cinsiyet
hormonlarının çalışmasında, vücut sıcaklığının düzenlenmesinde, kalp, sinir ve böbrek
gibi hayati önem taşıyan doku ve organların zedelenmelerinin önlenmesinde önemli rol
oynamaktadır (Leaf ve Weber 1988, Barlow ve Pike 1991, Şenköylü 1999a).
Gıdalardaki yağlar vücut tarafından sentezlenmeyen esansiyel yağ asitlerini
içermektedir. Linoleik ve linolenik yağ asitleri denilen esansiyel yağ asitleri sıvı
yağlarda bulunmaktadır. Zeytin yağı, ayçiçek yağı, mısır özü yağı, soya yağı gibi yağlar
birden fazla çift bağ içerdikleri için çoklu doymamış yağlar olarak bilinirler.
Muhittin YILMAZ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Bu mesajdan alıntı yap
Cevapla

Tags
sagligina etkisi, prostaglandin, organik tarimin insan, omega tketim alskanlk, linolenik linoleik arashidonik, kolesterolun insan sagligi, kalp sinir bobrek, kalp krizi sentez, cift bag doymamis, beyin hucre direnc, aids, tromboz coklu doymamis, zeytin soya misir


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)

 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Şu anda saat : 12:34 AM.