Sponsorlu Bağlantılar

Marka Şehir Olmak

MARKA TESCİL kategorisinde açılmış olan Marka Şehir Olmak konusu , ...


Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 16-2009   #1
Gıda Mühendisi
 
Muhittin YILMAZ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01-04-2008
Yaş: 39
Mesajlar: 1.122
Tecrübe Puanı: 100
Muhittin YILMAZ will become famous soon enoughMuhittin YILMAZ will become famous soon enough


Standart Marka Şehir Olmak

Sponsorlu Bağlantılar
Moda şehri Milano, romantizmin başkenti Paris, Cannes film festivali… Türkiye’nin adını bilmeyen yabancı insanların, yalnızca İstanbul dendiğinde, boğaz, şiş kebap diye saymaya koyulduğunu duymuşsunuzdur. Evet günümüzde, ülkelerden ziyade şehirler ön plana çıkmakta, ülkelerin itibarlarını şehirleri belirlemekte.

Bunun sebebi, farklı bölgelerdeki farklı şehirlerin oluşturduğu ülkenin, homojen bir yapıya sahip olmaması; farklı iklimlere, farklı şehirlerinde farklı sosyo-ekonomik, sosyo-kültürel altyapılara sahip olmasındandır. Ülkeyi oluşturan şehirlerin her birinin kendine ait önplana çıkan farklı yönleri olduğundan, insanların zihninde bir ülke için, tutarlı bir algı oluşturmak neredeyse olanaksızlaşıyor. Bu özellikle turizmde belirginleşiyor. İnsanlar tatil için Fransa’ya, İtalya’ya gitmiyor. Paris’e, Venedik’e, Dubai’ye gidiyor. Ülkelere burada düşen en büyük görev ise, şehirlerinin markalaşmasının önünü açmak ve markalaşan şehirlerin ülke ekonomisine katkısını arttırmak için doğru politikalar üretmek olarak görünüyor.

Markalaşmak, uzun soluklu, emek, sabır ve yatırım gerektiren stratejik bir iş. Marka olma yolunda, farklılıklarınızın farkına varıp, ya da yeni farklılıklar oluşturup, bunları doğru şekilde aktarmak gerekiyor. Algıda oluşturduğunuz farkı, gerçek hayatta da yansıtabilirseniz, o zaman algınız güçleniyor ve markalaşmaya başlıyorsunuz.

Markalaşmadan geri durmakta pek olası görünmüyor artık. Markalaşma kafalardaki imaj oluşturmak ise, Simon Anholt’un dediği çok doğru; “küçük köylerin bile, onlar hakkında biraz bilgiye sahip insanların gözünde marka imajları vardır. Hiçbir biçimde markaya sahip olmayan ülke, ancak hiç kimsenin adını bile duymadığı bir ülke olabilir.” İstesekte istemesekte, şehrimizin sahip olduğu bir marka imajı oluşuyor. Bilinçli ve stratejik markalaşma ise bu zorunlu süreci yönetmek ve istediğimiz mecralara, bizim için ekonomik ya da kültürel anlamda karlı tarafa akmasını sağlamakla oluyor. Böyle bir bilinçle sahip olduğumuz şehir algısını yönetmek de beslemek de daha kolay ve verimli oluyor.

Bu basit bir süreç değil. Şehri herhangi bir ürün gibi paketleyip, reklamlarla bir algı oluşturup satamazsınız. Şehir markalaşması sadece reklamcıların yapabileceği bir algı oyunu değil.

St.Petersburg, şehri Dostoyevski ile özdeşleşmiş, onun romanlarında okurları tarafından algılanmış, büyülü bir şehirdir. Rusyadaki, değişimlerin okunduğu, eski ve yeninin yanyana yaşadığı bu şehrin imajının oluşmasını büyük ölçüde Dostoyevskiye borçluyuz. Halbuki, Dostoyevski St.Petersburg’u ne markalaştırmaya çalışıyordu, ne de St.Petersburg’u anlatmak gibi bir derdi vardı. Sadece romanları için bir fon olarak St.Petersburg’u kullanmıştı. St.Petersburg ise, Dostoyevski’yi sahiplenmiş, bu büyük yazarın esin kaynağı olan bu şehri görmek isteyen insanlar için bir Dostoyevski müzesi oluşturmuş, tanıtım broşürlerinde Dostoyevski’yi ön plana çıkarmış, ve bu eşsiz kültürel mirasını değerlendirmeyi bilmiştir. Aynı şeyi, romanlarında İstanbul’u romantize ederek anlatan, Orhan Pamuk için biz neden yapmayalım?

Yazarların yanı sıra popüler kültür, (özellikle sinema) beynimize ülkeler ve şehirlerle ilgili imajları kazıyor. Çoğumuz Eyfel kulesini bir kere görmemiş olabiliriz. Buna rağmen, oturup onu çizebiliriz. Görsel kaynaklarla oluşturulmuş bu algı çoğu zaman yanıltıcı olabiliyor tabi… Amerikan filmlerinde gördüğüm, 2-3 katlı, güzel bahçeli evler, trafiğin olmadığı bomboş mutlu sokaklardan sonra, oraya giden arkadaşlarımın, farelerle dolu evlerde yaşayıp, metro istasyonlarında farelerle birlikte metro beklediklerini duyduğumda çok şaşırmıştım. Buradaki algı oluşturma süreci, basit reklam kampanyalarıyla değil, filmlerle, dergilerle, televizyonla yavaş yavaş oluşan ve çoğu zaman farkına varamadığımız bir süreç. Hiçbir zaman televizyonu açınca, “Paris! Romantizmin şehri! Gelin ve romantizmi bu şehirde doruklarda yaşayın!” diye bağıran bir reklam görmedik belki ama bu algı bir şekilde, çeşitli ortamlar kullanarak beynimize kazınmış oldu. Müzikler, filmler, Paris’te geçen aşk hikayeleri, Paris’i romantizmin başkenti olarak algılamamızı sağladı bu sürecin farkında bile olmasak da… Böyle bir algı oluşturulması, hem zamana yayılmış uzun bir süreci, hem de verdiğiniz bu imajı destekleyecek politikaları da beraberinde üretmemizi gerektiriyor. Milano’yu bir moda kenti diye lanse ediyorsanız, yüksek kalitede, yenilikçi tasarımlara sahip giysiler üretmeniz, bu giysileri sergileyeceğiniz defileler düzenlemeniz ve bu defilelerin dünya çapındaki moda dergilerine yansımasını sağlamanız gerekir. Bunu yapmazsanız ne olur? Milano olamayıp, Kayseri olursunuz. Kayseri’nin tekstil üretiminde tutturduğu kalite Milano’yla rekabet edebilecek seviyede olsa bile, Milano’nun sahip olduğu moda şehri olma vizyonuna sahip olmadığı için, dünya çapında rekabet etmesi zorlanıyor. Ancak ucuz fiyatlandırma politikasıyla var olmaya çalışınca da, karlılık düşük seviyede olmuş oluyor. Dünya çapında tanınmış markalarda böylelikle doğmuyor.

Anadolu, bir uygarlıklar beşiği. Çoğu kentimizin gerek antik zamanlardan, gerekse İslam medeniyetini barındıran, farklı kitlelere hitap edebileceği bir çok kültürel birikimi, bize marka konusunda büyük olanaklar sunuyor. Diğer markalaşan şehirlerin “taklit etmeyerek”, ama onların kullandıkları yöntemleri kullanmaya çalışarak, bunları başarabileceğini biliyoruz. Amerika, hiç olmayan tarihinden kovboyları çıkarmış, filmlerini yapıp bütün dünyaya satmış, Marlboro gibi markalar, bu kültürü kullanıp reklamlarını yapmışken, biz üzerinde yaşadığımız toprakların kültürünü neden kullanmayalım ki? Sonraki yazılarımda bunlara değineceğim.

Kaynak: Onur Eyüboglu
__________________
Gıda Mühendisi Muhittin YILMAZ
Muhittin YILMAZ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Bu mesajdan alıntı yap
Cevapla

Tags
marka sehir olmak, sehirlerin markalasmasi


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)

 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Marka İmajı Oktay SARI MARKA TESCİL 0 11-2009 08:37 PM
denetçi olmak için neler yapılmalı... l@cto|>@cillus Yardımlaşma 1 26-2009 11:41 AM
Yanlış Olarak Bilinen Şehir Efsanelerinin Doğrusunu Öğrenebilirsiniz. Oktay SARI Gıdacılar Kafe 12 11-2009 02:22 AM
bir işte başarılı olmak hatsam Gıdacılar Kafe 4 17-2008 12:27 AM
Türk Olmak!! inci Gıdacılar Kafe 5 29-2008 01:55 PM


Şu anda saat : 11:12 AM.