Sponsorlu Bağlantılar

Organik Tarım

Organik Tarım Esasları Ve Uygulaması kategorisinde açılmış olan Organik Tarım konusu , ...


Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 14-2008   #1
S Moderator
 
Gülsel ŞEN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 22-05-2008
Yaş: 41
Mesajlar: 1.134
Tecrübe Puanı: 80
Gülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond repute


Standart Organik Tarım

Sponsorlu Bağlantılar
Tarımsal üretimde kullanılan kimyasalların (ilaç, gübre gibi) olumsuz etkilerinin insan ve toplum sağlığı üzerindeki zararları artarak kendini hissettirmeye başlamıştır. Tüm bu olumsuz etkilerin ortadan kaldırılması amacıyla kimyasal gübre ve tarımsal savaş ilaçlarının hiç ya da mümkün olduğu kadar az kullanılması, bunların yerini aynı görevi yapan organik gübre ve biyolojik savaş yöntemlerinin alması temeline dayanan Ekolojik Tarım Sistemi geliştirilmiştir. FAO ve Avrupa Birliği tarafından konvansiyonel tarıma alternatif olarak da kabul edilen bu üretim şekli değişik ülkelerde farklı isimlerle anılmaktadır. Almanca ve Kuzey Avrupa dillerinde “Ekolojik Tarım”, Fransızca, İtalyanca ve İspanyolca’da “Biyolojik Tarım”, İngilizce’de “Organik Tarım” Türkiye’de ise "Ekolojik veya Organik Tarım" eş anlamlı olarak kullanılmaktadır.

Organik Tarım, ekolojik sistemde hatalı uygulamalar sonucu kaybolan doğal dengeyi yeniden kurmaya yönelik, insana ve çevreye dost üretim sistemlerini içermekte olup, esas olarak sentetik kimyasal tarım ilaçları, hormonlar ve mineral gübrelerin kullanımını yasaklaması yanında, organik ve yeşil gübreleme, münavebe, toprağın muhafazası, bitkinin direncini artırma, doğal düşmanlardan faydalanmayı tavsiye eden, bütün bu olanakların kapalı bir sistemde oluşturulmasını öneren, üretimde sadece miktar artışının değil aynı zamanda ürün kalitesinin de yükselmesini amaçlayan alternatif bir üretim şeklidir.
ORGANİK TARIMIN İLKELERİ
Ekolojik tarımın başlıca 3 ilkesi bulunmaktadır. Bunlar:
Doğa ile uyumlu üretim
Kapalı Sistem (Kendine Yeterli Tarım)
Ekim Nöbeti
Bu ilkeler altında ülkesel ve yöresel koşullar dikkate alınarak ekolojik tarım aktiviteleri değişkenlikler kazanabilirler. Ancak, genel olarak aşağıdaki faaliyetleri içerirler.
Bitkisel Üretimde;
* Uygun yöntemlerle minimum toprak işleme
* Toprak verimliliğinin korunmasına ve artırılmasına yönelik çalışmalar
* Kimyasal gübre yerine organik gübre kullanımı
* Dayanıklı, sağlıklı tohum ve bitki çeşitlerinin seçimi
* Uygun ekim-dikim yöntemi
* Bitki korumada doğrudan kimyasal girdi kullanımı yerine ekolojik yöntem ve girdi kullanımı
* Hasat, depolama, işleme ve paketleme faaliyetlerinin ekolojik yöntemler içinde yürütülmesi.
DÜNYADA ORGANİK TARIM
Ekolojik Tarım Avrupa’da 1910’larda uygulanmaya başlamış, kontrollü üretim ise 1930’lu yıllarda yaygınlaşmıştır. Zaman içerisinde küçük çapta da olsa artan oranda bir gelişme göstermiş ve 1970’li yıllarda ticari anlamda önem arzetmeye başlamıştır. Bu hareket 1972 yılında Almanya’da Uluslararası Ekolojik Tarım Hareketleri Federasyonu’nun (IFAOM) kurulmasıyla daha düzenli bir hale gelmiştir. IFAOM tüm dünyadaki ekolojik tarım hareketlerini bir çatı altında toplamayı, hareketin gelişimini sağlıklı bir şekilde yönlendirmeyi, gerekli standart ve yönetmelikleri hazırlamayı, tüm gelişmeleri üyelerine ve çiftçilere aktarmayı amaçlamaktadır.
Ekolojik Tarım uygulanan alanlar Avrupa ülkelerindeki tarım alanlarının % 2-3’ü dolayındadır. Bunda tarımsal hareketler üzerinde kuvvetli bir etkiye sahip olan kimyasal endüstrinin etkisi büyüktür. Tüm bunlara karşın ekolojik tarım faaliyetleri her yıl yaklaşık %20-30’luk büyüme hızındadır. 1986 yılında 120.000 hektar olan üretim alanı 1977’de 1,8 milyon hektara ulaşmıştır. Aynı dönemde işletmelerin sayısı da 7.000'den 73.000'e yükselmiştir. Bazı tahminlere göre önümüzdeki 10 yıl içinde dünya ticaret hacminin 11 milyar'dan 100 milyar ABD dolarına yükseleceği tahmin edilmektedir. Özellikle AB Ülkelerinde bu konunun önemi anlaşılmış olup; hükümetler düzeyinde ve üniversitelerde büyük gelişmeler görülmektedir.
Avrupa Ülkelerinde ekolojik tarımın bu denli hızlı gelişmesinde 2078/92 tarih ve sayılı ortak tarım çerçevesinde alınan kararlar etkili olmuştur. Ekolojik üretim 1988 yılında AB ve EFTA (European Free Trade Association) ülkelerinde 85.337 tarım işletmesi ile 2 milyon hektara ulaşmıştır.
TÜRKİYE’DE ORGANİK TARIM
Dünya ticareti 1970'li yıllarda başlamış olan ekolojik tarımdaki gelişmelere uygun olarak, Avrupa kökenli firmalar Türkiye'deki firmalardan ekolojik ürün talebinde bulunmuş ve böylece 1984-1985 yıllarında ülkemizde ekolojik tarım başlamıştır. Bu yıllarda Türkiye‘nin geleneksel ihraç ürünlerinden kuru incir ve kuru üzüm ile Ege Bölgesi’nde gerçekleştirilmiştir. Daha sonra bu ürünlere kuru kayısı, fındık gibi ürünler de katılarak farklı bölgelerimize yayılmıştır.İlk yıllarda Avrupa kökenli bazı firmalar kendi ihtiyaçları olan ürünleri anlaşmalı çiftçilerle yetiştirmek ve elde edilen ürünleri Türk ihracatçıları vasıtasıyla kendi ülkelerine ithal edebilmek için Türkiye'de ekolojik üretim projeleri tesis etmişlerdir. İlk yıllardaki bu ekolojik üretim faaliyetlerinin danışmanlık, teftiş ve sertifikasyon gibi vazgeçilmez esasları tamamıyla yabancı kişi ve kuruluşlarca yerine getirilmiştir. 1990'lı yılların başında bu konularda az sayıda da olsa Türk uzmanlar yetişmişler ve yabancı firmaların ülkemizdeki temsilciliğini yapmaya başlamışlardır.Ekolojik Tarım hareketini sağlıklı bir şekilde gerçekleştirmek amacıyla 1992 yılında Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği (ETO) kurulmuştur. Aynı yıl içinde İzmir'de yapılan "2. Akdeniz Ülkelerinde Ekolojik Tarım Konferansı", ETO tarafından organize edilmiştir.Bu şekilde ekolojik tarım alanında ülkemizde yeni bir süreç başlamış olup, İzmir bu hareketin merkezi durumuna gelmiştir.Ekolojik Tarım faaliyetlerinin ülkemizde ilk olarak Ege bölgesinde İzmir'de başlamış olması, ürün işleme tesislerinin büyük kısmının İzmir'de olması ve üretilen ürünlerin büyük kısmının İzmir limanından ihraç edilmesi nedeniyle, organizasyon kuruluşları, kontrol ve sertifikasyon firmaları gibi ekolojik tarım sektörünün tüm kuruluşlarının merkez büroları İzmir'de yer almaktadır.ETO’nun da katkılarıyla "Bitkisel ve Hayvansal Tarım Ürünlerinin Ekolojik Metotlarla Üretilmesine İlişkin Yönetmelik", Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından 18 Aralık 1994 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu yönetmelik AB normlarına uygun olarak hazırlanmıştır. Organik ürünlerin dış satımını düzenlemek üzere çalışmalar da devam etmektedir. Günümüzde yaklaşık 92 değişik üründe, 46.523 bin hektarlık arazi üzerinde 12.275 kadar üretici 168.306 ton ekolojik üretim yapmaktadır. Gümrük mevzuatındaki bazı problemler nedeniyle ekolojik tarım sektörünün dışsatım yoluyla ekonomiye katkısı net olarak bilinmemekle birlikte yıllık 150 milyon dolar civarında olduğu tahmin edilmektedir.
Üretim ve Dışsatım
Ülkemizde ekolojik tarımın gelişimini ürün çeşitliliği, üretim alanı ve üretici sayısındaki değişim ortaya koymaktadır.
Üretilen ekolojik ürün çeşitlerinin sayısı 1990 yılında 8 iken, 1999 yılında 92'ye ulaşmıştır.1990 yılında 1.037 hektar olan üretim alanı ise 9 yıl içinde 1999 yılında 46.523 hektar; 1.037 adet olan üretici sayısı ise aynı süre içerisinde 12.275 üreticiye ulaşmıştır.

Ülkemizde üretilen ekolojik ürünlerin hemen hemen tamamı ihraç edilmektedir. 1998 verilerine göre
14.307,52 ton kuru ve kurutulmuş meyveler
3.172,3 ton yaş meyve
187,6 ton sebze
2.684,17 ton tarla bitkileri
11,66 ton tıbbi bitkiler
502,92 ton diğerleri
Sözleşmeli Üretim
Ülkemizde üretilen ekolojik ürünler büyük ölçüde yurt dışı pazarlara gönderildiğinden ekolojik ürün üretim miktarı ve çeşitliliği yurt dışından gelen talepler doğrultusunda şekillenmektedir. İhracat organizasyonunun gerekliliğinden dolayı üretimler sertifikasyon kuruluşları tarafından sözleşmeli olarak çiftçilere yaptırılmaktadır.Sözleşmeli tarım üreticilere fiyat ve satış garantisi getirerek avantaj sağlamaktadır. Yapılan sözleşmede taraflar üretim ile ilgili koşulları, fiyat ve varsa prim miktarını açıklayarak mahkemeye başvurma hakkı saklı olmak koşulu ili kanuni güvence altına alınmaktadır.
Ekolojik üretimde belirli yasakların olması ve 2-3 yıllık bir geçiş sürecinden sonra ekolojik üretime geçilebilmesi, uzun dönem üretim planlamasını zorunlu kılmaktadır. Bu nedenle yapılan araştırmaların yasal geçerliliğinin olması ve taraftarların uyması ekolojik tarımın başarısı için şarttır.
Organik Tarım Sisteminin Avantajları;
• Ülkemizde sentetik kimyasallar çiftçilerimizin büyük bir kısmı tarafından ya çok az kullanılmakta, ya da hiç kullanılmamaktadır. Bu nedenle ekolojik tarıma geçişin kolay olması beklenebilir.
• Üretici geliri ürüne bağlı olarak artmaktadır (Ortalama %10-20 artış olduğu tahmin edilmektedir.).
• Fiyatı hızla artan kimyasal gübre, pestisit ve enerji girdilerinden tasarruf edilmektedir.
• Sözleşmeli tarımla üreticinin tüm ürününün alınması garanti edilmektedir.
• Ekolojik ürünlerin ihraç fiyatı diğer ürünlerden % 10-20 oranında daha yüksektir.
• Ekolojik Ürünlerin ihracatı ile ülkemiz tarım ürünleri için ilave bir kapasite yaratılmaktadır. Dolayısıyla ihraç edilen her ton daha önce ulaşılamayan tüketici kitlesine gitmektedir.
• Özel bilgi isteyen ekolojik tarım modeli Ziraat mühendisleri için yeni istihdam sahaları yaratmaktadır.
EKOLOJİK TURİZM VE AGRO-EKO TURİZM
"Agro-eko turizm” ve “eko turizm” iç içe geçmiş iki kavramdır. Eşzamanlı ve ziraatla birlikte gelişen bir turizm modelini tanımlayan sözcüklerdir. Kırsal alanlarda yaşayanlar tarafından verilen turizm hizmeti olarak tanımlanabilir. “Turiste” değil, “misafir yolculara” yönelik bir faaliyetler zinciridir. Amaç kitle turizmiyle, beton yığınlarından oluşan dev otellerle çevreyi yok eden, tüm ülkeleri, tüm toplumları birbirinin kopyasına dönüştüren turizm anlayışına karşı bir alternatif oluşturmak ve bu amaç doğrultusunda kırsal alanın, köyün ve orada yaşayanların özelliklerini, kültür birikimlerini yüceltmektir.İlk kez 1983'de Yunanistan kadın erkek "Eşitlik Bakanlığı" önderliğinde, Petra köyünde bir "Kadın Agro/Eko-turizm Kooperatifi" kurulmuştur. Bu harekete önce beş kadın, sonra yirmi, daha sonra ise kırk kadın katılmıştır. Çoğu eğitimsiz ve parasız kadınlar... Yunanistan Ziraat Bankası,Turizm Bakanlığı , yerel yönetim, en önemlisi Avrupa Ekonomi ve Toplumsal Fonu parasal katkı sağlamıştır. O güne kadar Petra köyünün kadınları yalnız hizmet sektöründe çalışırlarken, kooperatifin kurulmasıyla hepsi üretici olmaya, becerilerini sermaye olarak kullanmaya başlamışlardır. İlk iş olarak kendi yöreleri hakkında bilgilenmişler ve yöresel kaynakları, yöresel kültürü ve malzemeyi yüceltme bilincini edinmişlerdir. Evde üretilen erişte makarna, reçel çeşitlerini ve bahçelerinde yetiştirdikleri tüm sebze ve meyveleri değerlendirmişlerdir. Tavukçuluk, balıkçılık, zeytincilik baş tacı edilmiştir. Yörenin mimarisini yansıtan evler onarılmış, bir bölümü pansiyona dönüştürülmüştür. Bu pansiyonlar başlangıçtaki kırk yatak iken, sonraları iki yüzü aşkın yatak kapasitesine ulaşmıştır. Kadınların işlettiği lokantalarda yalnız yöresel yemekler hazırlanmaktadır.
Sonuçta; Kadınlar para kazanır duruma gelmiştir. Kadınlar ve köyün gençleri, iş bulmak için başka kentlere gitmekten kurtulmuş, bu sırada köylerini, çevresel ve kültürel değerleri korumuşlardır.
Yerel halk, eko-turizmden hatırı sayılır bir gelir elde etmektedir. Turistler kamping, doğa yürüyüşü, bitki ve –özellikle- kuş gözlemlemek gibi etkinliklerin yer aldığı turlara kişi başına 25-30 dolar ödemektedirler.
Turizm sektörü, dünyada ve ülkemizde doğa, özgün kimlik ve aktif tatil arayışının giderek arttığı yeni bir süreç içine girmiştir. Ülkemiz sahip olduğu çok zengin doğal değerler ile doğa sporlarına yönelik büyük bir potansiyeli de bünyesinde barındırmaktadır. Değişik iklim koşullarının bir arada yaşandığı Karaburun, botanikle ilgilenen turistler için oldukça cazip bir bölgedir. Bunun yanı sıra Karaburun bir yarımada olduğu için kıyı turizmi açısından da oldukça önemlidir. Yine coğrafi yapısı, bitki örtüsü ve av kaynakları açısından bir potansiyele sahip olmasına karşın; tüm dünyada önemli gelişmeler kaydetmiş, nerdeyse bir sanayi haline gelmiş olan av turizmi yarımadada hiç yer almamaktadır.Ayrıca Eko-turizmin son halkası olan ve ABD’de bilinçli tüketicilerin rağbet ettiği ‘yeşil’ otel akımı, Birleşmiş Milletler’in 2002 yılının eko-turizm yılı olacağını ilan etmesi üzerine Avrupa’yı da sarmaya başlamıştır. Bu otellerin restoranlarında sunulan yemeklerde asla genetik olarak değişime uğramış besinler kullanılmamaktadır. Mutfağa hormonlu sebze ve meyvelerin girmesi de yasaktır. Otellerin inşaatında toksit boyalar ve maddeler kullanılmamakta; tuvaletlerde yağmur suyundan yararlanılmakta, çatılarda ise ahşap malzemeler kullanılmaktadır.Ekolojik otellerin özelliklerinden biri de araba garajının bulunmamasıdır. Arabayla gelen müşterilerin araçları otelin dışında bir yere park edilmektedir ve müşteriye, tesis içi ulaşımı için bisiklet verilmektedir.
Sonuçta Karaburun’da yürüttüğümüz çalışma için ekolojik turizm ve Argo-Eko-Turizm oldukça önemli bir yer tutmaktadır. Eğer organik tarımı temel dönüşüm için başat araç olarak kabul edersek, eko-turizm ve argo-eko-turizm onun ayrılmaz parçaları olacaktır. Zira argo-eko-turizmin gerçekten işlevsel olabilmesi için organik tarım bir mecburiyettir. Turizm faaliyetlerinin ekolojik bir perspektifte yapılması ise, hem eko-sistemi korumak için hem de organik üretime zarar vermemek için bir zorunluluktur. Farklı biçimlerde birbirini determine eden bu üçlü, Karaburun’un geleceğinde önemli değişimler yaratabileck güçtedir. Organik tarım, ekolojik turizm ve argo-eko-turizm bu bakış açısıyla kavranmalıdır. Birbirini destekleyen, birbirini yeniden üreten bir zincir gibi…
Organik Tarım (Biyolojik, Ekolojik Tarım): Tarımsal üretimin insana ve çevreye zarar vermeden gerçekleştirildiği, ekolojik sistemde sentetik kimyasallar ve bu kimyasalların hatalı uygulamaları sonucu kaybolan doğal dengeyi yeniden kurmaya yönelik bir tarım yöntemidir. Organik tarım bir “alternatif tarım” yöntemi değildir. Geleneksel tarımın, günümüz teknoloji ve koşullarında uygulanmasıdır. Konvansiyonel tarım ise “sentetik kimyasal tarım” olarak ifade edilmelidir. Sürdürülebilir, IPM, alternatif, iyileştirilmiş tarım yöntemleri organik tarım olarak değerlendirilemez. Bu tarım yöntemlerinde sentetik kimyasalların kullanımı kontrol altına alınırken organik tarımda sentetik kimyasal girdiler kullanılmamaktadır.Gelişimi
Avrupa’da 1910 ‘larda uygulanmaya başlamış, kontrollü üretim ise 1930’lu yıllarda yaygınlaşmıştır. Danimarka, İngiltere ve İsviçre Avrupa’da biyolojik tarımın temellerini atan ülkeler olmuşlardır. 1970’li yıllarda ticari anlamda önem arz etmeye başlamıştır. 1972 yılında Almanya’da “Uluslararası Ekolojik Tarım Hareketleri Federasyonu’nun (IFOAM)” kurulması ile daha düzenli hale gelmiştir. IFOAM (International Federation of Organic Agriculture Movements)’ ın temel fonksiyonu, dünyada organik tarımla ilgili bilgi ağının koordinasyonu olarak tanımlanabilir. Avrupa orjinli firmaların talepleri doğrultusunda 1984-85 yıllarında ülkemizde organik tarım başlamıştır. 1992 yılında “Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği (ETO)” kurulmuştur. Avrupa Birliği, ilk organik ürün yönetmeliğini 24 Haziran 1991 tarihinde yayımlamıştır. Bu yönetmelik yanızca bitkisel ürünleri kapsamaktadır. Daha sonra hayvansal üretimi de içine alan “Organik tarım Yönetmeliği” 24 Ağustos 2000 tarihinde yayımlanmıştır. Ülkemizde “Bitkisel ve Hayvansal Tarım Ürünlerinin Ekolojik Metotlarla Üretilmesine İlişkin Yönetmelik” 18 Aralık 1994 tarihinde ve “Organik Tarımın Esasları ve Uygulamasına İlişkin Yönetmelik” de 11 Temmuz 2002 tarihinde yayımlanarak yürürlüğü girmiştir. Bölgelere göre incelendiğinde Ege yüzde39, Akdeniz yüzde 24, İç Anadolu ise yüzde11 üretim oranlarına sahiptir. Çiftçi sayısı dağılımda Ege 6.123, Karadeniz 2.800, İç Anadolu 2.017; üretim alanlarında Ege 42.500 ha, İç Anadolu 34.000 ha ve toplam üretim dağılımında ise Ege 80.400 ton, Marmara 79.600 ton ve Güney Doğu Anadolu 43.500 ton değerleri ile karşımıza çıkmaktadır. Dünyada üzerinde 120 ülkede 17.2 milyon ha alanda organik üretim yapılmaktadır. Avustralya 7.7 milyon ha, Arjantin 2.8 milyon ha ve İtalya 1 milyon ha alan ile önde gelen ülkelerdir. Avrupa’da toplam üretim alanı 3.8 milyon ha ve organik tarım toplam tarım alanın yüzde2.8 ine tekabül etmektedir.
Neden Organik Tarım
Sağlıklı ve uzun yaşam doğal gıdaların tüketilmesiyle mümkündür. Konvansiyonel (Organik tarım metodu dışındaki tüm geleneksel metotlar) tarım sayesinde dünya gıda üretimi bir miktar artmakta ancak toprak-su ve atmosfer oldukça hızlı kirlenmekte ve sonuçta insan yaşamı olumsuz etkilenmektedir. Bu şekilde giderse toprak daha ne kadar insanlığa hizmet verebilir? Hiç kuşkusuz bu süre, sanılandan çok daha kısa olacaktır. Her geçen gün hızla tükenen dünyamızda doğal kaynakların dengeli kullanımını ve uzun vadede ekonomik gelişimini hedefleyen yeni bir tarımsal anlayış modelinin uygulamaya konulması gerekmektedir. Bu gereklilikten ötürü “Organik Tarım” kaçınılmazdır.
Gelişmiş ülkelerdeki Pazar fırsatları, gelişmekte olan ülkeleri organik tarıma yöneltmektedir. Organik tarım ürünleri, diğer konvansiyonel tarım ürünlerine göre, ortalama 4 katı fiyatla alıcı bulabilmektedir.
Organik Tarımın Özelliği
Organik tarım, sözleşmeli tarım esasına dayanır. Sözleşmeli tarım, planlı üretimin gerçekleştirilmesi ve yetiştirilen ürünler için pazar talebinin olması açısından önem kazanmakta, çiftçi ürettiği ürünün satışından emin olmaktadır. Ayrıca, çiftçiye üretimin nasıl yapılacağı konusunda danışmanlık hizmeti verilmesi gerekmekte buda sözleşmeli üretimi gerektirmektedir. Böylece çiftçi sözleşmeli olduğu işletmenin uzmanları veya danışmanları tarafından bilgilendirilmektedir. 30 Haziran 1996 tarihinde yayımlanan “Sözleşmeli Tarımsal Ürün Yetiştiriciliği ile İlgili Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ” çerçevesinde sözleşmede yer alacak hususlar, ödemeye ilişkin fiyat ve sözleşmeye uyulmaması halindeki durumlar belirlenmiştir.
Organik tarım, belli tekniklerle donanmış bir üretim disiplinidir. Organik üretimin özelliği, her aşamasında kontrollü olması ve ürünün sertifikalandırılmasıdır. Kontrol; organik tarımın sözleşmeli tarım şekli olması itibariyle üretimin başından sonuna kadar muntazam kayıtlar tutma, üretim sürecini gözlem altına alma, gözlem sonuçlarını rapor etme, ürünün organik niteliğini laboratuar analizleri ile test etme ve denetlemedir. Sertifikasyon ise; bütün kontrol yöntemlerini uygulayarak elde edilen organik ürünün geldiği aşamanın belgelenmesidir. Hammadde halindeki organik ürüne “hammadde Sertifikası”, işlenmiş ürüne “Organik Ürün sertifikası” verilir.
Türkiye’de yetkilendirilmiş kontrol ve sertifikasyon kuruluşları OR-SER (Ankara)IMO(İzmir), BCS(İzmir), SKAL(İzmir), ECOCERT(İzmir), ETKO(İzmir), EKOTAR(Mersin)’ dır. Bunlardan OR-SER(Ankara)ETKO ve EKOTAR’ın yerli kuruluşlardır.
Dünya Ticaretine Konu Olan Organik Tarım Ürünleri
Yaş meyve-sebzeler, çorbalar, dondurulmuş gıdalar, su ürünleri, şeker ve şekerli ürünler, bebek gıdaları, diyet ürünleri, gıda katkı maddeleri, soslar, kuru ve sert kabuklu meyveler, bakliyat, baharatlar, tıbbi ıtri bitkiler, yağlar, et ürünleri, bal, peynir, un ve unlu mamuller ve bira, şarap, meyve suları, kahve, çay gibi alkollü ve alkolsüz içecekler sayılabilir.
Organik Besin
Ürün yetiştirmede kimyasal savaş yerine biyolojik savaş (Kültür bitkilerinde zararlılar ve yabancı otlar aleyhine yaşayan organizmaları kullanmak suretiyle zararlı populasyonu ekonomik zarar eşiği altında tutmak amacıyla yapılan çalışmalardır.
Predatör: Zararlı böcekleri yiyenler.
Parazitoid: Zararlı böceklerin yumurtasını yiyenler.
Patojen: Zararlı böcekleri hastalandıranlar.); suni gübre yerine organik gübre (fekaller-insan gübresi, kompost-bitki ve hayvan kalıntılarının çürütülmesi, yeşil gübreler-genelliklebaklagil bitkilerinin yeşilken toprağa gömülmesi, şehir artıkları-çöp gübresi, guano-yarasa gübresi, güvercin ve tavuk gübresi, kan, deri, boynuz ve tırnak tozları vb.) kullanılması, hormon (büyüme ve gelişme olaylarını yönlendiren, çok düşük yoğunlukta bile etkili olabilen ve bitkilerde sentezlenerek taşınabilen maddelerdir), sentetik koruyucu ve katkı maddesi içermeyen ürünlerdir.
Organik Tarımın Uygulanamayacağı YerlerAna yollara 1 km. mesafedeki tarım arazilerinde; ağır sanayi tesisleri, reaktörler, hidrolik ve termik enerji santrallerine, maden işletmelerine kentsel atıkların toplu olarak bırakıldığı alanlara 3 km. mesafedeki tarım arazilerin de organik tarım yapılamaz; çevre kirliliği açısından şüphe duyulan alanlarda konu uzmanının raporu istenerek ve/veya sertifikasyon kuruluşu tarafından karar verilir.
__________________
Bulutlar ağlamasa yeşillikler nasıl güler?
Mevlana
Gülsel ŞEN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Bu mesajdan alıntı yap
Cevapla

Tags
organik tarim besin


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)

 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular

Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
organik kimya Gülsel ŞEN Organik Kimya 0 13-2008 03:40 PM
Tarım Bakanlığı AB ye Hazırlanıyor Muhittin YILMAZ Avrupa Birliği Sürecinde Gıda İle Alakalı Haberler Başlıkları 0 06-2008 03:02 PM
Dünyada ve Türkiye'de Organik Tarım Muhittin YILMAZ Dünyada Ve Türkiyede Organik Tarım 0 05-2008 08:27 PM
Organik Tarım Sözlüğü Muhittin YILMAZ Organik Tarımın Nitelikleri 0 05-2008 08:17 PM
Organik Tarım Nedir? Muhittin YILMAZ Organik Tarımın Önemi 0 05-2008 08:07 PM


Şu anda saat : 06:57 AM.