Sponsorlu Bağlantılar

suyun canlılar için önemi

Su İle Alakalı Bilgiler kategorisinde açılmış olan suyun canlılar için önemi konusu , ...


Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 26-2008   #1
S Moderator
 
Gülsel ŞEN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 22-05-2008
Yaş: 41
Mesajlar: 1.134
Tecrübe Puanı: 81
Gülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond repute


Standart suyun canlılar için önemi

Sponsorlu Bağlantılar
SUYUN CANLILAR İÇİN ÖNEMİ


Canlıların hayatlarını devam gelen biyokimyasal olaylar için su gereklidir.
ettirebilmeleri için suya ihtiyaçları vardır. Hücrenin büyük bir bölümü (2/3) sudan meydana gelmiştir. Hücrede meydana biyokimyasal reaksiyonlar için su gereklidir.Ayrıca dünyanın ¾ ü suyla kaplıdır. Bu suların ancak %0,003 ü içilecek niteliktedir. İçilecek su kaynakları,yer yüzü suları/baraj,göl,gölet) ve yer altı suları (kaynar,artezyenler)dır.




SU KİRLENMESİ

Su kirliliği ; su kalitesinin dolayısıyla su ortamının bozulması demektir ve aynı zamanda suyun normal durumundan ne kadar uzaklaştığını , halk sağlığına etkisini veya ekolojik etkisini belirtir.
Su kirleticileri bazı patojenik bakteri ve virüslerin yanı sıra fazla miktardaki ****lleri , bazı radyoaktif izotopları , koli basillerini , fosfor ,azot ,sodyum ve diğer yararlı hatta gerekli elementler içerir.
Deniz suyunda %3.6 oranında çeşitli tuzlar bulunur : en fazla bulunan NACI ‘dür.bununda %19 u klorür , %1.1 ‘de sodyum iyonudur.buna göre deniz suyunda yaklaşık 60 tane element vardır.
Yer yüzünün büyük bir kısmı su ile kaplı olmasına rağmen içme suyu miktarı sınırlıdır.artan nüfusla beraber bitki örtüsünün tahribata uğratılması ve gelişen endüstrinin suya ihtiyaç duymasıyla yer altı ve üstü kaynakları yetersiz kalmaktadır.önemli olan bir diğer hususta su kaynaklarının gün geçtikçe kirlenmesidir.bu kirlenme özellikle büyük şehirlerde ve sanayi bölgelerinde yoğundur.
Toplumumuzun tüm kesimleri (şehirsel,kırsal,endüstriyel,tarımsal ve askeri) su kirliliğinde pay sahibidir.
Su kirliliği kısa veya uzun vadede engellenemezse yakın bir zamanda kara ve okyanus sularını kirliliği çağdaş bir sorun olarak karşımıza çıkacaktır.
Sularda organik maddeleri çürüten bakteriler oksijene gereksinim duyarlar.Eğer yeterli bakteri faaliyeti varsa balıklar ve diğer organizmalar için uygun oksijen miktarı onları öldürecek düzeye düşer.Oksijeni olmayan sular , balıklar ve diğer organizmalar için ölü su sayılır.
En fazla erimiş oksijen içeren sular soğuk sulardır. Karadeniz çok özel bir durum göstermekte olup genellikle 200m derinlikten sonra oksijen bulunmamaktadır.oksijen okyanuslarda olduğu kadar , tatlı sulardaki organizmaların büyük bir kısmı için sınırlayıcı faktör oluşturmaktadır.
SU KİRLİLİĞİN ÖNEMİ VE ŞEKLİ

Su kirliliği altmışlı yıllarda hem okyanus hem de kara sularında endişe verici boyutlara ulaşmıştır.19.yy başlarında Türkiye dahil birçok Avrupa ülkesinde lağım suları nehirlere akıtılmaya başlamış yalnızca büyük ırmaklar kirletilmemekle kalmamış yer altı suları da kirletilmiştir.böylece sanayi ve tarımda kullanılan sular ve bazen de evlerde kullanılan sular kirlenmiştir.
SULARDAKİ BAŞLICA KİRLETİCİLER

1.Biyolojik kirlenme etkileri(mikroorganizmalar,fermante olabilir organik maddeler,bitkilerin çok fazla büyümesine neden olan kirleticiler
2.Kimyasal etkenler (çeşitli sentetik organik kirleticiler veya sulu ortamlarda ekolojik faktörleri değiştiren maddeler
3.Fiziksel kirlenme etkenleri (ısınma ve radyoaktivite ,sediment kökenli kirleticiler)
Kağıtçılık sanayi organik kirlenmede önemli rol oynamaktadır.bir kağıt fabrikası bugün ortalama 500 000 nüfuslu bir şehir kadar kirletmektedir.deniz kenarlarına kurulmuş olan bu kağıt fabrikaları bu çevredeki deniz hayatını yok etmektedir.

SU KİRLİLİĞİN EKOLOJİK SONUÇLARI
ORGANİK KİRLENMENİN ETKİLERİ:
Suların organik kirlenmesi ;akarsuların üzerine olduğu kadar , göl ve durgun sular üzerine de yapmaktadır. Diğer taraftan organik kirlenmenin küresel ekolojik sonuçları önemli farklılıklar gösterir bu nedenle limnik ekosistemlerin durgun ve akarsulardaki kirlilik problemlerini ayrı ayrı incelemek gerekir.
Akarsu ortamına yoğun bir organik madde boşaltılması ekosistemde bir düzensizlik yaratır.Ve akış bölgesinde birbirini takip eden 4 bölge oluşmasını sağlar
İlk önce ,ırmak sularının ve atıkların karıştığı bir bozulma bölgesi görülür.Sonra akarsu içerisine dahil olan ,aerobik ve anaerobik bakterilerin çoğaldığı ve organik maddelerin ayrıştığı bir aktif ayrışma bölgesi izler.bunu tüm oksijeni tüketilmiş bir mikroplu bölge takip eder; burada indirgeyici bileşikler yer alır.sonra akış bölgesinde bir restorasyon bölgesi görülür ki burada arıtma yavaş yavaş devreye girerek ve başlangıçtaki su özelliklerine dönüş yapar.bu bölgeyi izleyen bölge ise temiz su bölgesidir.
__________________
Bulutlar ağlamasa yeşillikler nasıl güler?
Mevlana
Gülsel ŞEN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Bu mesajdan alıntı yap
Alt 26-2008   #2
S Moderator
 
Gülsel ŞEN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 22-05-2008
Yaş: 41
Mesajlar: 1.134
Tecrübe Puanı: 81
Gülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond repute


Standart

Sponsorlu Bağlantılar
SULARIN TERMİK KİRLENMESİ

Isınma ile meydana gelen termal kirlilik ısıtılmış olan hava ve suyun istenmeyen etkiler oluşturmasıyla gerçekleşir.Isı kirliliği ani.akut veya uzun dönem kronik bırakma ile oluşur.Kronik ısı kirliliğin asıl nedeni buhar jenaratörlerinden elektrik üreten santrallerdir.
Büyük miktarda ısıtılmış suyun nehirlere bırakılması suyun ortalama sıcaklığını ve oksijen yoğunluğunu yani tüm yapısın değişitirir.

SU KİRLİLİĞİ ÖNLENMESİ İÇİN YAPILMASI GEREKENLER

*Arıtma tesisleri kurulmalı ve özenle işletilmeli
*Belirli yerlerde nüfus artışının önüne geçilmeli
*İnsanlar bilinçlendirilmeli
*Su kaynaklarının korunması için iyi politikalar geliştirilmeli,plan ve programlar yapılmalı
*Hava ve toprak kirliliğine sebep olan faktörler ortadan kaldırılmalıdır

SU İLE TAŞINABİLEN HASTALIKLAR

1.Tifo ( kolera, sistosomiyasis, virütik sarılık, leptospirosis)
2.Çocuk felci( amibli dizanteri, basilli dizanteri)
3.Tenya( paratifo, tuleramiya)
4.Sıtma (sarı humma, dang, fil hastalığı, ensefalit, ankoserkosis

SU KİRLENMESİNİN SEBEPLERİ

A) SANAYİ ATIKLARI
Sanayinin gelişmesiyle birlikte, kirletici türleri ve miktarları artmıştır.Bu kirleticiler suları da kirletmeye başlamıştır. Sanayi kuruluşlarının sıvı atıkları suları kirletmektedir. Farklı sanayi kuruluşlarının kirletici etkileri ve dereceleri de farklıdır.

1) KİMYASAL KİRLENME

Protein , yağ, gıda maddeleri ve karbonhidrat gibi organik maddelerin oluşturduğu kirlenme ve deterjan gibi inorganik maddelerin oluşturduğu kirlenmedir İnorganik kirlenme daha tehlikelidir.

2) FİZİKSEL KİRLENME

Suyun renk, bulanıklık, sıcaklık gibi özelliklerini etkileyen bir kirlenme türüdür. Soğutma suyu kullanan teknolojiler yol açar

3) FİZYOLOJİK KİRLENME

Suyun tadını ve kokusunu etkileyen kirlenme türüdür. Azot , demir gibi maddeler suyun doğal tat ve kokusu bozar.


4) BİYOLOJİK KİRLENME

Sulara , hastalık yapan bakterilerin karışmasıyla ortaya çıkan kirlenme türüdür..

5) RADYOAKTİF KİRLİLİK

Nükleer santraller aracılığıyla, atmosferde biriken radyoaktif maddeler, yağışlarla yeryüzüne
düşerek sulara karışır. Böylece , sular radyoaktif maddelerle kirlenmektedir.
B) KENTSEL ATIKLAR
Kentlerdeki nüfus yoğunlukları giderek artmaktadır. Bununla birlikte su tüketimi de önemli miktarda artmaktadır. Kullanılan su miktarı arttıkça pis su miktarı da artmaktadır. Evsel pis sular ve kanalizasyon atıkları, genellikle hiçbir arıtma işleminden geçirilmeden , doğrudan ya deniz, göl ve akarsulara verilmekte yada yer altı sularına karışacak biçimde , toprağa bırakılmaktadır.
Evsel atıklar, karıştıkları sularda, kimyasal, fiziksel ve biyolojik kirlenmelere neden olmaktadır. Yerleşim alanlarında , su alıcı ortamına bırakılan katı atıklar da , su kirlenmesine neden olmaktadır.


C) TARIMSAL SANAYİNİN ATIK SULARI

Tarımsal faaliyetler , tarla tarımı ve hayvancılık , adı altında toplanır. Konserve fabrikalarının ,et işleme tesislerinin faaliyetleri sonucunda ortaya çıkan katı ve sıvı atıkların neden olduğu kirlenmedir.

D) GÜBRELEME VE TARIMSAL İLAÇLAMA

Tarla ve bahçe tarım ürünlerinin kalite ve miktarının artması, bu bitkilere zarar veren yaban otları ve böceklerin yok edilmesine bağlıdır. Kullanılan kimyasal gübre ve tarımsal mücadele ilaçları su kaynaklarına karışarak önemli kirleticilerden sayılırlar.

E) TOPRAK EROZYONU

Genellikle , kullanılan yanlış tarım teknikleri ve tarla açma amacıyla bitki örtüsünün zarara uğraması, toprak erozyonuna neden olmaktadır. Erozyona uğrayan tarım toprağının, en verimli ve tarıma elverişli olan üst tabakası, sürüklenerek su kaynaklarına yığılır. Göllerin baraj göletlerinin tabanları, taşınan toprakla örtülür ve bu alanların ömrü kısalır.
__________________
Bulutlar ağlamasa yeşillikler nasıl güler?
Mevlana
Gülsel ŞEN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Bu mesajdan alıntı yap
Alt 26-2008   #3
S Moderator
 
Gülsel ŞEN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 22-05-2008
Yaş: 41
Mesajlar: 1.134
Tecrübe Puanı: 81
Gülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond repute


Standart

SAĞLIKLI İÇME SUYUNUN ÖZELLİKLERİ


Su canlılar için çok önemlidir. Sağlıklı bir içme suyu aşağıdaki özellikleri taşımalıdır:
1) Renksiz ve kokusuz olmalıdır.
2) Mikroplardan ve atıklardan arındırılmış olmalıdır.
3) İçinde yararlı madensel tuzları yeterli düzeyde ve sertliği normal olmalıdır.
4) Çözünmüş hava içermelidir.
5) Sıcaklığı 6 ile 12 derece arası olmalıdır.



SU KİRLİLİĞİNİN ÖNLENMESİ İÇİN YAPILAMASI GEREKENLER

*Arıtma tesisleri kurulmalı ve özenle işletilmeli
*Belirli yerlerde nüfus artışının önüne geçilmeli
*İnsanlar bilinçlendirilmeli
*Su kaynaklarının korunması için iyi politikalar geliştirilmeli,plan ve programlar yapılmalı
*Hava ve toprak kirliliğine sebep olan faktörler ortadan kaldırılmalıdır

SU KİRLİLİĞİ YAPAN ELEMENTLER

KURŞUN; biyosfer de özellikle hidrosferde kirlenmeye neden olmaktadır.okyanus yüzeylerinin çok geniş olmasına rağmen bu sularda kirlenmeler olmuştur.okyanuslara yılda 25.000 ton kurşun taşındığı tahmin edilmektedir bu alkil kurşunun anti patlayıcı olmasından kaynaklanmaktadır. Pasifik okyanusunda yüksek kurşun yoğunluğuna rastlanmıştır. En az kurşun yoğunluğu bermuda dolaylarındaki denizlerdedir.
Sularda kurşun yoğunluğu 0.1mg/l den az olduğu zaman canlılar için zehirleyici etkisi bulunmaz.ayrıca kurşun çeşitli bakır çinko krom endüstrileri tarafından sulara boşaltılarak deniz organizmaları için ağır bir tehdit oluşturmaktadır.
ÇİNKO;kaplama ve alaşımlarda kozmetik boya ve lastik sanayinde kullanılır.atık sularla endüstri bölgelerinden bırakılan çinko çevrede zehir etkisi yapar.çok az miktarda da insan vücudunda bulunur. Çinko klorür bileşiğinin öldürücü etkisi vardır.deniz organizmaları için sınırı 0.3mg/l dir.bakır ve nikel çinko nun zehir etkisini artırır.
BAKIR;özellikle insanda karaciğerde çok az miktarda bulunur.bakır zehirlenmesi daha çok bakırlı kapların uzun süre kullanılmasından kaynaklanır.bitkilerde fazla miktarda bakır bulunması büyümeyi engeller.deniz organizmaları için zehirlilik sınırı 0.14mg/l dir
KROM;yer kabuğunda krom cevheri şeklinde bulunur.****l halinde çok sert ve dayanıklıdır.CO3 halinde oldukça aktif tir.bütün krom bileşikleri renklidir.denizlerdeki organizmaların derilerinde tahriplere neden olmaktadır.
CIVA;cıva su içinde bakteriler vasıtasıyla çok zehirli bir madde olan cıva metile dönüşür.balıklara bulaşan bu maddeyi yiyen kişilerde kuvvetli zehirlenmeler ve ölümler görülmüştür.cıva üretimi arttıkça fosil yakıtlarından atmosfere kirlenmeler artmaktadır.
NİTRAT;günümüzün en önemli problemlerinden biri suların tarımda kullanılan gübrelerdeki fosfat ve nitrat tarafından kirlenmesidir.connomer son 25 yılda atılan nitrat miktarının değişmelerini incelemiştir.buna göre kentsel atıkların miktarı %70 artmıştır.ve kullanılan azotlu gübrelerin sayısı %1400 artmıştır.Amerika da yapılan araştırmada gübre sanayinde kullanılan nitrat miktarı yılda 10 milyon tona yükselmiştir.
İçme suyunda kabul edilen maksimum oran 10 ppm dir. Ve bugün bu miktar aşılmıştır.deniz organizmaları için zehirlilik sınırı 3.13g/ldir.
FOSFAT;suyun fosfatlarla kirlenmesi gelişmiş sanayi ülkelerinde görülmektedir.teknoloji fosfatın dolaşım hızını artırmıştır.deterjanlarda kullanılmaktadır.ve suyun yüzey gerilimini düşürürler.bir arıtma tesisinden çıkan sularda 8 mg/l fosfat bulunmaktadır.sulara karışan fosfatlar bitkiler tarafından kolay alınabilen orto fosfatlara parçalanır.içme suyunda P2O5 sınırı 7 mg/l kirlenmemiş bir gölde fosfat miktarı 0.06 ppm dir
PETROL
Suların kirlenmesinin temel nedeni petrol kirlenmesidir.petrolün balıklara kendine özgü tadını vermesinden dolayı deniz avı haliçlerde yapılamaz olmuştur.okyanusların kirlenmesi başlıca petrol taşınmasından kaynaklanıyor.her gün aşağı yukarı 300 gemi tarafından denize akıtılan petrol atıkları gel git olayları ile denizi kirletmektedir.savaşlarda petrol kirliliğinin nedenlerindendir.mesela körfez savaşında
Binlerce ton ham petrol çevreye yayılmış böylece hem toprak hem de yer altı suları kirlenmiştir.

DETERJANLAR VE SU KİRLENMESİ

Sabun gibi temizleme özelliği olan fakat yağ asitlerinden değil de petrol ürünlerinden elde edilen maddelere deterjan denir .deterjan bir formülasyon dur bu formülasyona yüzey aktif maddeden başka yardımcı maddelerde konur.bunlar kompleksleştirici,parlaklık verici,emülsifiyan dır.yüzey aktif maddelerin bir ucu polar öteki ucu apolar dır.polar ucu suda apolar ucu yağda çözünür.bunun sonucu olarak deterjan moleküllerinin apolar uçları yağ moleküllerini bulundukları yerden çekerek alır.böylece yağ molekülleri su ortamına alınmış ve kumaş temizlenmiş olur
Deterjanlar polar kısımlarına göre 4 e ayrılır. anyonik , katyonik, iyonik olmayan,amfoterik olan dır.
Bunlardan en çok kullanılanı anyonik deterjanlardır.katyonik ve iyonik olmayan deterjanlar pahalı olduklarından kullanılmazlar.katyonik deterjanlar çok iyi bakteri öldürücülerdir.bu nedenle anyonik deterjanlara katyonik deterjanlarda katılır
Deterjan formülasyonunda kullanılan kompleksleştiricilerin başlıca görevi suya sertlik veren Ca ve mg bağlamak ve onların hidroksitleri halinde çökmelerini önlemektir.böylece suyun Ph ını yükseltirler ve kirlerin temizlenmesini sağlarlar.
Parlaklık vericiler ultra viyole ışınları absorblayan vebu ışınları geri veren maddelerdir.emülsifiyan lar deterjan ve yüzey aktif maddelerin bağlandığı kirle çökmemesini sağlarlar.

DETERJAN VE ÇEVRE

İkinci dünya savaşından sonra sabun kullanımı azalırken deterjan kullanımı artmıştır.böylece her yıl nehirlere ve denizlere daha çok deterjan atılmağa başlamıştır. Nehirlerin ve denizlerin doğal bir temizleme gücü vardır. Çok deterjan kullanılan yerlerde nehirlerin yüzeyi bir köpük tabakasıyla kaplanır çevre bozulur ve çevre sorunu başlar su kirlenir bu kirli sular içme sularına da sızar.
Bu kirlilik deterjanın yüzey aktif maddesini değiştirmekle tam olarak çözülememiştir günümüzde deterjan problemleri kompleksleştiricilerden ileri gelmektedir. Deterjanda kullanılan başlıca kompleksleştirici tripolifosfattır bu madde zamanla hidroliz olur ve o-fosfatları verir o-fosfatların bulunduğu yerde bitkiler hemen canlanır ve çok büyür.
Bugün için şu bir gerçek fosfatlar atık sularda önemli bir problemdir kirlenmiş göl sularında 6ppm kadar fosfat bulunmaktadır bu son derece yüksek bir rakamdır bunu önlemek için deterjanlarda fosfatın azaltılması veya hiç konmaması teklif edilmiştir ancak fosfatın azalması bitkinin anormal derecede büyümesini durduracak mı, fosfatın yerini hangi madde alacak ve ne gibi problemler getirecek halen bu sorulara cevap aranmaktadır.

TÜRKİYEDEKİ RADYOAKTİF ATIKLARIN BAŞLICA KAYNAKLARI

Türkiye’de üretilen radyoaktif atıkların ana kaynakları aşağıda belirtilmiştir;
a. Nükleer araştırma reaktörleri
b. Özel tıp laboratuar ve merkezleri
c. Hastaneler
d. Üniversite ve diğer araştırma laboratuarları
__________________
Bulutlar ağlamasa yeşillikler nasıl güler?
Mevlana
Gülsel ŞEN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Bu mesajdan alıntı yap
Alt 26-2008   #4
S Moderator
 
Gülsel ŞEN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 22-05-2008
Yaş: 41
Mesajlar: 1.134
Tecrübe Puanı: 81
Gülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond repute


Standart

ÇEVRE:
Bir organizmanın yaşama ve gelişmesini etkileyen tüm dış şart ve faktörler toplamına çevre denir.
ÇEVRE KİRLENMESİ:
İnsanların her türlü etkinlikleri sonucu havada suda ve toprakta meydana gelen olumsuz gelişmeler le ekolojik dengenin bozulmasıdır.
ÇEVRE KİRLİLİĞİNİN ENGELLENMESİ:
1.sanayileşmede iş yerleri kurulurken arıtma tesisleri ile birlikte planlanması gerekir ki artık suların hem kimyasal hem de biyolojik olarak arıtma tesislerinde temizlenmesi temin edilsin
2.fosil yakıtların yerine doğal gaz güneş enerjisi jeotermal gibi enerjilerin kullanılması daha ekonomik ve sağlıklı olduğunu karayolu taşımacılığı yerine deniz ve demir yolu kullanılması
3.yeniden kullanıp kazanım yönteminin uygulanmasıdır.
ATMOSFER:
Yeryüzünü saran ve kalınlığı 150 km ye yaklaşan gazlar karışımına denir.
Atmosferin esas bileşeni azot ve oksijen olup bunlar atmosfer hacminin yüzde99 u Nu kaplar. Daha sonra argon ve oksijen takip eder yüzde 0.99.geriye kalan yüzde0.01 lik kısmı diğer gazlar oluşturmaktadır.
ATMOSFERİN TABAKALARI
1.TROPOSFER(KALINLIĞI 10-15KM)
.STAROFOSFER(KALINLIĞI 35-40)
3.MEZOSFER(30_35KM)
4.İYONOSFER(15_20KM)
yükseldikçe atmosfer basıncı artar.
Atmosfer kirleticileri 5 gruba ayrılır.
ASİT YAĞMURLARI:Kükürt ve azot dioksitlerinin atmosferdeki nemle birleşerek sülfirik asit ve nitrik asitli yağmur,dolu yada kar oluşturması biçiminde kirliliğe yol açmasıdır.
ASİT YAĞMURLARININ ZARARLARI:
1.Asit yağmurları göl ve akarsuların asit dengesini bozarak tüm canlıları etkilemekte hatta bazı türlerin yok olmasına yol açmaktır.
2.en büyük etki ormanlar üzerine olmakta asidik yağışlar ağaçların büyüme ve gelişmesini engellemektedir.
3.yeryüzüne inen asit yağmurları suya ve toprağa geçerek yapılarını değiştirmekte sonucunda su ve toprakla ilişkisi olan canlılara zarar vermektedir.
ASİT YAĞMURLARININ İNSAN ÜZERİNE ETKİSİ:
Dolaylı etkileri yüzey ve içme suları yer altı suları toprak ağır ****ller bitkiler ve balıklar üzerine etkilerine bağlı olarak bu unsurların kullanılması sonucunda uzun vadede insan vücudunda asidik depolamaya neden olur.
1.AZOT OKSİTLERİ
2.HİDROKARBONLAR VE HALAKARBONLAR
3.KARBON MONOKSİT
4.KÜKÜRT DİOKSİT
5.PARTİKÜLLER
EKOSİSTEM: Canlıları bir arada tutan ve uyum içinde gelişmelerini varlıkları sürdürebilmeleri için gerekli şartlar bütünü olarak tanımlanabilir.
DOĞAL KAYNAKLI KİRLETİCİLER:Volkanik patlamalardan çıkan kükürt dioksit gazı sıcak su akıntılarında ve biyolojik çürüme ile bataklıklarda yayılan hidrojen sülfür ile meteorolojik koşullar nedeniyle alt atmosferdeki ozon yoğunluğunun artması ve fırtınaların birçok partikülü atmosfere karıştırmasıdır.
ATMOSFER KİRLETİCİLERİ:
HAREKETLİ KAYNAKLAR VE HAREKETSİZ KAYNAKLAR
HAREKETSİZ KAYNAKLAR: nispeten belli bölgeye yayılan nokta ve kaçak kaynaklardır.nokta kaynaklar: bir veya daha fazla kontrol edilebilen kaynaktan yayılabilen atmosfer kirleticileridir.kaçak kaynaklar:açık alanlarda rüzgarın getirdiği hava kirleticileridir.
ATMOSFER KİRLİLİĞİ:ya kantitatif bir değişim sonucu yada kalitatif olarak bu çevreye yabancı bileşenlerin girmesi yada ikisinin birleşimi gibi olaylarda gerçekleşebilir.
ÇED: ÇEVRESEL ETKİ DEĞERLENDİRMESİ
Belirli bir projeye veya gelişmenin çevre üzerindeki önemli etkilerin belirlendiği bir süreçtir. bu süreç kendi başına karar verme süreci değildir.yani,proje ve gelişmelerin çevreye olabilecek sürekli veya geçici potansiyel etkilerinin sosyal sonuçlarını ve alternatif çözümleride içine alabilecek şekilde analizi ve değerlendirmesidir.
ÇED İN AMACI:Ekonomik ve sosyal gelişmeye engel olmaksızın çevre değerlerini ekonomik politikalar karşısında korumak,planlanan bir faaliyetin yol açacağı bütün olumsuz çevresel etkileri önceden tespit edilip gerekli tedbirlerin alınmasıdır.
ÇED İN FAYDALARI:Tasarım aşamasında ortaya çıkabilecek olumsuz durumları önceden görerek etkisiz hale getirmek için gerekli tedbirleri ortaya koyması olumsuz etkilerin en aza indirilmesini sağlamaktır.
Proje sahibi için maliyet azaltıcı seçenekler sunulması
Karar verme sürecine yönelik daha güvenilir,bütünsel ve işbirlikçi bir yaklaşım sağlamak.
SERA ETKİSİ
Başlıca sera gazları yüzde olarak yüzde 36 37su buharı 9 25 co2, 4 9 ****n , 3 7 ozon dur.
Atmosferin ısıyı geçirme ve tutma özelliği vardır.atmosferin ısıyı tutma yetenegi sayesinde suların sıcaklığı dengede kalır.böylece nehirlerin ve okyanusların donması engellenmiş olur.bu şekilde oluşan atmosferin ısıtma ve yalıtma etkisine sera etkisi denir.
CO NUN İNSAN ÜZERİNE ETKİSİ : CO nun insan üzerine öldürücü etkisi kandaki hemoglobinle reak girmesidir.hemoglobin CO ile reak girer ve karboksi hemoglobin co ile reak girme istegi CO2 den daha fazladır.yüzde 2 ye kadar zararı yoktur yüzde 2.5 da işitme ve görme bozukluğu yüzde 5 de ise kalp ve akciğer hastalarına çok zararlıdır.
HİDROJENİN EŞSİZ YAKIT OLMASININ NEDENLERİ:
1.eksoz gazlarında CO yoktur
2.hidrojen hava karışımı kolay yanmaz
3.hidrojen sudan elde edildiğinden kaynağı çoktur.
BİTKİLER ÜZERİNE SOX İN ETKİSİ:Kısa sürede yüksek so2 konsantrasyonuna maruz kalmış bitki yapraklarında lekelenmeler olur.düşük konsantrasyonlarda uzun süre so2 ye maruz kalan bitki de yaprak solması ve dökülme olur.Sinerjistik etki so2+o3)ve(so2+no2) maddelerin bir arada bulunduklarında meydana getirdikleri etkiye denir.
İNSAN ÜZERİNE ETKİSİ: solunan so2 nin az bir kısmı akciğere gider.bu kadar az so2 ye akciğer cevap vermez.solunum problemi olan kimseler so2 den çok etkilenir.
EŞYA ÜZERİNDE ETKİSİ:
1.endüstri bölgelerinde ****l parçalarında görülen paslar
2.korozyon sonbahar ve kışın çok görülür çünkü sobalar yanar
3.yapı maddeleri aşınır.
SOX İN KONTROLÜ:
1.AZ KÜKÜRTLÜ KÖMÜR KULLANMAK
2.EKSOZT GAZLARININ İÇİNDEKİ KÜKÜRDÜ UZAKLAŞTIRMAK
3.İYİ KALİTELİ DÜŞÜK KÜKÜRTLÜ KÖMÜR KULLANMAK
4.KÖMÜRÜ GAZ HALİNE GETİRİP İÇİNDEK, KÜKÜRDÜ TUTMAK
5.KÖMÜRÜ YAKMADAN İÇİNDEKİ S Ü UZAKLAŞTIRMAK
PARTİKÜLLER:saf su damlacıkları hariç atmosferde bulunan çok küçük katı parçacıklarına ve sıvı parçacıklarına denir.AEROSOL:bir katı veya sıvının bir gaz içinde çok küçük parçacıklar halinde dağılmış şekline denir.partiküller is,duman,sis,toz,bakteriler,mantarlar,mayalar
ZARARLARI:
1.atmosfer bulanıklığını artırarak görüş mesafesini azaltır.
2.Akciğere zarar verir.
3.absorbladıkları zehirli gazları ve sıvıları akciğere taşır.
4.partiküller birbirinin zararlı etkilerini artırır.
PRİMER PARTİKÜLLER:atmosfere orman yangınlarından volkanik hareketlerden ve antropojenik kaynaklarda çok sayıda partikül girer bu şekildeki girenlerdir.
PARTİKÜLLERİN YERYÜZÜNE DÖNMESİ:bütün partiküller bir şekilde yer yüzüne döner . kuru dönme ve yaş dönme şeklinde. Kuru dönme: partiküllerin yer çekimi etkisi altında dönmesidir rüzgarla olur. Yaş dönme iki çeşittir.1.çekirdekleşme 2.sürüklenme
BİTKİ ÜZERİNE ETKİSİ: bitki yapraklarının üst kısmında bir kabuk oluştururlar.bu kabuk bitkilerde sararma ve çürümeye neden olur.
İNSAN ÜZERİNDE ETKİSİ: solunum yollarına etki ederler.küçük partiküller daha çok etki ederler.temizleme hareketlerini engellerler. Zehirli gazları akciğere taşırlar ve yavaş yavaş kana karışmasını sağlarlar. Zehirlenmeye sebep olurlar.
EŞYA ÜZERİNE ETKİSİ:cilalı eşyaların siline siline incelmesini sağlarlar.elbiselerin giyim ömrünü azaltır.pamuklu ve keten kumaşlar kısa zamanda parçalanır.
GÖRÜŞE ETKİSİ:görüş mesafesini azaltır.bunun nedeni ışığı partiküller tarafınan dağıtılmasıdır.bunun sonucu olarak ışınlar donacak bir kısmı insanla cisim arasını aydınlatır.
GÜNEŞ IŞINLARININ ETKİSİ: yeryüzüne gelen güneş ışınlarını azaltırlar.bunun sonucu olarak yerin sıcaklığı düşer.havadaki co2 yüzdesinin dünya sıcaklığını artırmakla partikül yüzdesinin artması dünya sıcaklığını azaltmaktadır.
NOX GAZLARININ KONTROLÜ NELERE BAĞLIDIR:
1.YAKITLARIN FARKLI OLMASI
2.YAKMA SİSTEMİNİN FARKLI OLMASI
3.ALEV SICAKLIĞI FARKLILIĞI
4.EKZOST GAZLARININ İÇİNDE BAŞKA KİRLETİCİLERİNDE BULUNMASI
HİDROKARBONLAR VE HALOKARBONLAR:bunlar troposferi kirleten maddelerdir.tropfosferde hiçbir kimyasal reaksiyona girmediklerinden strofosfere kadar çıkarlar ve orada insanlık için çok tehlikeli oalbilecek reaksiyonlara sebep olurlar.
HİDROKARBON KAYNAKLARI:1.biyolojik reaksiyonlar2.jeotermal raksiyonlar3.kömür yatakları4.petrol ve doğalgaz yatakalrı
HİDROKARBONALR VE FOTOKİMYASAL YÜKSELTGENLERİN BİTKİLER ÜZERİNE ETKİSİzon etkisi yapraklar üzerinde ölü yumruların meydana gelmesine ve yaprakların sararmasına neden olur.bitkiler üzerine zararlı olan konsantrasyonlar 0.05 ppm den başlamaktadır.fotokimyasal etki ise yaprakta bronzlaşmaya neden olur.bir bitkini 0.02 0.05 ppm de arasında fotokimyasal etkide kalması zarar gelmesine yetmektedir va büyüme yavaşlar.
İNSANLAR ÜZERİNE ETKİSİzon konsantrasyonu 0.2 0.3 olduğuna gözde ve burunda kısa zamanda yanmalar meydana gelir.1-3ppm de insanda şuur ve koordinasyon bozukluğu
EŞYA ÜZERİNE ETKİSİ:Ozon lastik ve tekstil ürünlerine çok etki eder.özellikle yapısında c=c olan maddeleri etkiler.ozon eskitmesi denen olay görülür.hem bağ kopması olur hemde ozunürler teşkil eder.
FOTOKİMYASAL YÜKSELTGENLERİN KONTROLÜ
1.yakma2.adsorbsiyon3.absorbsiyon4.kondenzasyon
STRAFOSFER KİRLENMESİ:Atmosferin en tehlikeli kirlenmesidir.çünkü bu kirlenme ozon tabakası ile ilgilidir.bu kirlenmede ozon tabakası incelir.tropofosferden strofosfere sızan gazlar ozon dengesini bozar ve ozon tabakası delinir.
HALOKARBONLAR:Storosferdeki atomik klorun kaynagıdır.bunlar strafosfere trofosferden ,trofosfere ise çeşitli endüstri dallarından özellikle kozmetik endüstrisinden geçer.oda sıcaklıgında gaz halinde bulunduğundan freon gazları da denir.
__________________
Bulutlar ağlamasa yeşillikler nasıl güler?
Mevlana
Gülsel ŞEN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Bu mesajdan alıntı yap
Cevapla

Tags
suyun canlilar onemi, suyun canlilar icin, su kirliligi, su canli, suyun canlilardaki onemi


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)

 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Şu anda saat : 04:36 AM.