Sponsorlu Bağlantılar

Yağların Sınıflandırılması

Yağların Tanımı ve Sınıflandırılması kategorisinde açılmış olan Yağların Sınıflandırılması konusu , ...


Cevapla

 

LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 07-2008   #1
Gıda Mühendisi
 
Muhittin YILMAZ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01-04-2008
Yaş: 39
Mesajlar: 1.070
Tecrübe Puanı: 100
Muhittin YILMAZ will become famous soon enoughMuhittin YILMAZ will become famous soon enough


Standart Yağların Sınıflandırılması

Sponsorlu Bağlantılar
Yaglarin Siniflandirilmasi

Lipidler değişik şekillerde sınıflandırılabilir. Yapılarına bakılarak lipidiler Basit lipitler, Bileşik Lipidler, Türev Lipidler gibi sınıflandırılabilir. Burada lipitlerin %50’ lik alkolde hazırlanan KOH çözeltisiyle hidroliz olup olmamalarına yani sabunlaşıp sabunlaşmadıklarına göre 2 sınıfa ayrılması esasına dayanan sistem kullanılmıştır. Bunların da alt sınıfları vardır.

Sabunlaşabilen Yağlar

a.Açilgliseroller (Gliseridler)

Gliserin tatlı, kıvamlı, sıvı tabiatında üç değerli bir alkoldür. Su ve etil alkolde her oranda karışabilir. Eter, kloroform ve benzolde ersimze. Hafif alkalik ortamda demir tuzları yanında H2 O2 ile oksitlenirse gliseraldehit ve dihidroksiaseton karışımı oluşur. Gerek gliseraldehit ev gerekse dihidroksiaseton indirgeyici özellige sahiptir. Gliserin su çekici özelliğe sahip olması ve ıslaklık temin etmesi nedeniyle özellikle kozmetik sanayinde ve ilaç endüstrisinde çok kullanılmaktadır. Gliserinin hayvanlar için zararlı bir etkisi yoktur.

Gliserinin karbon atom numaraları sırası ile alfa- ve beta karbon atomları olarak da bilinir. Açilgliseroller (Gliseridler) ise gliserinin yağ asitleri ile vermiş oldukları esterlerdir. Gliserin 3 hidroksilli bir alkol olduğundan üç tür gliserid (açilgliserol) verebilir. Gliserinin bir alkol grubu bir yağ asidi ile esterleşirse monoaççilgliserol meydana gelir. Esterleşme gliserinin iki alkol grubu ile 2 molekül yağ asidi arasında ise diaçilgiliserol olusur. Triaçilgliserolde ise 3 molekül yağ asidinin gliserinle yapmış olduğu esterlerdir. Mono- ve diaçilgliserollere de doğada rastlanmakla (bunların miktarı oldukça azdır) birlikte bunlardan en önemlisi triaçilgliserollerdir. Triaçilgliseroller genelde besin maddesi olarak kullanılan bitkisel ve hayvansal yağların temel bileşenleridir. Açilgliserollerin temel bileşenleri ise yağ asitleridir.

Doğal olarak meydana gelen yaglarda 3 ester konumunun hepsinde de ayni yağ asidi artığını taşıyan triaçilgliserol (trigliserid) moleküllerinin (basit açilgliseroller) oranı küçüktür. Bunların hemen tümü karışık (miks) triaçilgliserollerdir.

Basit triaçilgiliserolde (trigliserid) üç stearik asit bağlanmışsa buna tristeroilgliserol, üç palmitik asit bağlanmışsa buna tripalmitoilgliserol yada üç oleik asit bağlanmışsa trioleilgliserol adi verilmektedir. Bu bileşenlere daha çok kullanılan tristearin, tripalmitin yada triolein adi da verilmektedir.

Di- ve triaçilgliserollerde yag asitleri farklı farklı ise isimlendirmede gliserinin karbon atom sırasına göre hareket edilir ve isimlerde bu numaralar belirtilir.

b.Trigliseridlerin Fiziksel Özellikleri

Triaçilliserollerin erime derecesi yapılarını oluşturan yağ asidi kompomentleri tarafından belirlenmektedir. Genellikle doymus yağ asitlerinin miktarına ve zincir uzunluğuna paralel olarak yağların erime derecesi yükselmektedir. Örneğin; tripalmitin, tristarin gibi doymus yağ asitlerinin triaçilgliserolleri vücut sıcaklığında katidir. Doymamış yağ asitlerinden oluşan triolein veya trilinolein ise sıvıdır.

Trigliseridler suda çözünmezler ve kendiliklerinden oldukça dağılmış miseller oluşturmazlar. Buna karsın monoaçilgliserol ve diaçilgliserol serbest hidroksel gruplarindan dolayı belli bir polariteye sahiptirler ve misel oluştururlar. Bu nedenle mono- ve diaçilgliseroller gıda endüstrisinde besinlerin hazırlanmasında geniş kullanım alanına sahiptir. Bu yaglar sindirilebilir özellige sahip olup biyolojik olarak da enerji amaciyla kullanılabilir. Açilgliseroller eter, koloroform, benzen ve sıcak etanolde çözünürler. Bunların spesifik ağırlıkları sudan düşüktür.

c.Trigliserid Kimyasal Özellikleri

Sabunlasma : Bütün yaglar ester olduklarından ester reaksiyonlarını verirler. Çift bağlı yağ asidi taşıyanlar çift bağa ait reaksiyonları, hidroksilli ya alkol grubuna ait reaksiyonları verirler. Yaglar kuvvetli bazlarla kaynatılırsa sabunlar ile gliserole parçalanırlar. Bu olaya sabunlaşma denir. Bu olay alkol ilavesi (yağ eritkeni) ile kolaylaşmaktadır.

Hidrolize Olmaları : Yaglar ya lipaz enzimi yada yüksek isi ve basinç altında ve katalizör olarak asitlerin kullanılması halinde su ile hidrolize edilebilir. Bu reaksiyonda 1 molekül triaçilgliserol 3 molekül su alarak 3 molekül yağ asidi ve 1 molekül gliserole hidrolize olur.

Açilgliserollerin Yapisindaki Doymamis Yag Asitleri Ile Reaksiyonlar : Yaglarda bulunan doymamış bağlara, nikel katalizörlüğünde hidrojen eklenebilir. Örneğin, oleinde bulunan çift bağlar hidrojen ile doyurulursa stearin teşekkül eder.

Triolein (Olein) + 3 H2  Tristerain (Sterain)

Yaglardaki doymamış bağlara klor, brom, iyot gibi halojenler de eklenebilir. Sonuçta halojenle doyurulmuş açilgliserol elde edilir. Bir molekül oleinde bulunan 3 çift baga, çift bağdan her birine 2 ser atom brom bağlanması sonucu hekzabromosterain olusur.

Triolein + 3 Br2 ::::: Hekzabromosterain

Doymamış yağ asidi içeren triaçilgliseroller hava ile temasta havanın oksijeni ile reaksiyona girerek oksidasyona uğrarlar. Doymamış yağ asitlerinin kimyasal özellikleri bölümünde bu durum lipid peroksidayonu olarak adlandırılmıştı.
Doymamış yağ asitleri invivo ortamda otooksidasyona ugramaz. E vitamini, askorbik asit gibi bazı moleküller ve bazı doymamış yağ asitlerinin oksidasyonunu engellemektedir.

Bu kimyasal özelliklerden başka yapıları karakterize eden ve yagdan yaga farklı olan 5 sayı vardır.

1- Sabunlaşma Sayısı : 1 g yağın sabunlaşması için gerekli olan KOH’ in mg cinsinden miktarına “sabunlaşma sayısı” denir. Bir gram stearinin sabunlaşması için 189 mg KOH ve 1 gr butirinin sabunlaşması için 557 mg KOH’ a ihtiyaç vardır. Yani stearinin sabunlaşma sayısı 189 ve butirinin sabunlaşma sayısı 557’ dir.

2- İyot Sayısı : 100 g yağın absorbe ettiği iyotun g cinsinden miktarına “iyot sayısı” denir. Yani gliseridin absorbe ettiği halojen miktarı üzerinden yağların doymamışlıklarının hesaplanması için kullanilir.
3- Asit Sayısı : 1 gr yagda bulunan serbest yağ asitlerinin nötralize edilmesi için gerekli olan KOH’ in mg cinsinden miktarına “asit sayısı” denir. Bu sayı yağda bulunan serbest yağ asitlerinden ileri gelen acılaşmanın tayininde kullanılır.

4- Asetil Sayısı : 1 g asetillesmis yağın sabunlaştırılması ile oluşan asetik asidin bağlanması için gereken KOH’ in mg cinsinden miktarına “asetil sayısı” denir.

5- Uçucu Yag Asidi Sayısı (Reichert – Meissl Sayisi) : 5 g yagdan sabunlaştırma, asitleştirme ve buharla damıtma yöntemleri ile elde edilen uçucu yağ asidinin nötralize edilmesi için gereken 0.1 N alkalinin ml cinsinden miktarına “uçucu yağ asidi sayısı” denir.
Muhittin YILMAZ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Bu mesajdan alıntı yap
Alt 07-2008   #2
Gıda Mühendisi
 
Muhittin YILMAZ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01-04-2008
Yaş: 39
Mesajlar: 1.070
Tecrübe Puanı: 100
Muhittin YILMAZ will become famous soon enoughMuhittin YILMAZ will become famous soon enough


Standart Yağların Sınıflandırılması(devamı)

Sponsorlu Bağlantılar
d.Fosfogliseridler (Fosfolipidler)

Gliserin ve esterleşmiş halde fosforik asit taşıyan gliseridlerdir. Fosfogliseridlere fosfolipidler yada fosfatidler de denilmektedir. Fosfolipidler membranların ana yapı elementidir. Bütün hayvan ve bitki hücrelerinde bulunur. Yumurta, beyin, karaciğer, böbrek, pankreas, akciğer ve kalp kası fosfolipidler yönünden zengindir. Suda çözünmeleri pek iyi degildir. Fosfogliseridler asetonda erimezler. Ancak su-kloroform ve ****nol karışımı ile dokulardan ekstrakte edilirler. Fosfatidler hava ile temas ettiklerinde yapılarındaki doymamış yağ asit gruplarının havanın oksijeni ile okside olmaları nedeniyle koyulaşırlar.

1 mol gliserin, 2 mol. yağ asidi ve 1 mol fosforik asitten oluşan yapıya fosfatidik asit adi verilir. Gliserolün bir ve ikinci hidroksil grubuna genel olarak uzun zincirli iki yağ asidi bağlanmıştır. Yağ asitlerinin birisi doymuş diğeri doymamıştır. Bu yağ asitleri genellikle 16 yada 18 C’ lu yağ asitleridir. Ancak üçüncü hidroksil grubu ise fosforik asitle ester tipi bir bağ yapmıştır.

Fosfogliseridler polar olmayan uzun bir hidrokarbon kuyruk ile bir de polar bas ihtiva etmektedirler. Yani suyu seven ve sevmeyen gruplar bir arada bulunmaktadır.

Fosfatidik asidin biyoaktif türevleri daha yaygın olarak karsımıza çıkmaktadır. Zaten gliserolün 3. hidroksil grubuna baglanan fosforikasit grubu genellikle yalnız kalmaz. Aktif bir amino alkol ester bağı ile buradan yapıya girer. Bu fosfatın hidroksil grubuna kolin, etanolamin, serin ve inositolün baglamasi ile de stoplazma ve organellerin membran yapisina en çok rastlanan, fosfadidilkolin (lesitin), fosfadiletanolamin (kefalin), fosfatidilserin (sefalin) ve fosfoinozitol gibi farklı fosfoaçilgliseroller (fosfolipidler) meydana gelmektedir.

Kardiolipin (Difosfatidilgliserol) ve plamazlogen diğer önemli fosfolipidlerdir. Kardiolipinin yapısında bir mol gliserol aracılığı ile bilesen iki mol fosfatidik asit bulunmaktadır. Yani 1,3 difosfatidil gliserindir. Mitakondri zarının temel lipididir. Özellikle kalp kasından elde edilir ve frenginin teşhisinde kullanılmaktadır.

Plazmalogenlerin yapısı fosfogliseridlerden biraz farklıdır. Plazmalogenlerde gliserolün bir hidroksil grubu ile esterleşmiş uzun zincirli bir yağ asidi, diğer bir hidroksil grubunda alfa-beta karbonları arasında doymamış bir bağ bulunan uzun zincirli yağ asidi aldehidi vardir. Gliserolün 3. karbon atomu önce fosforik asitle birleşmiş, fosforik asitte etanolamine bağlanmıştır. Etanolamin yerinde kolin, serin, inositol de bulunabilir. Plazmalogenler kas ve beyin – sinir hücresi membranlarinda bol olarak bulunmaktadır.


e.Sfingolipidler

Bu bileşikler gliserol ihtiva etmezler. Bu nedenle de sfingozin bazının (4- sfingenin) veya dihidrosfingozin’ in (D-sfinganin) türevleri olarak kabul edilirler. Bu bazları ihtiva eden lipidlere de basitçe sfingolipidler denilmektedir.

Sfingozinin amino grubuna 18 veya 26 karbonlu doymuş veya tek doymamış yağ asidinin amid bağı ile bağlanması ile seramidler meydana gelmektedir. Bütün sfingolipidlerde karakteristik olan seramidlerde iki nonpolar kuyruk bulunmaktadır. Farklı polar bas gruplari ise ancak sfingozinin birinci pozisyonundaki hidroksil grubuna baglanmaktadir. O halde sfingozinin amino grubuna bir yağ asidi karboksil grubu ile amid bağı seklinde baglanmakta ve seramidler meydana gelmektedir. Hidroksil grubuna bağlanan polar baslar nedeni ile de farklı sfingolipidler oluşmaktadır.

Sfingolipidler hayvan ve bitki hücrelerinin membranlarinda yapısal komponent olarak önemli görevler yapmaktadır. Özellikle çok miktarda beyin ve sinir dokuda bulunmakta ancak eser miktarda depolanmaktadır.

Sfinfolipidler sfingomiyelinler, serebrositler ve gangliositler olarak üç ana sınıfta incelenmektedir. Bunlardan sfingomiyelinler fosfat grubu ihtiva ettikleri halde serebrositler ve gangliositler fosfat grubu ihtiva etmezler.

Sfingomyelinler özellikle membranlarda ve bu arada belirli sinir hücrelerinin etraflarını saran myelin kılıfta oldukça çok olarak bulunurlar. Bunlar seramidlerin fosfokolin veya fosfo-etanolamin türevidir. Yapılarında fosfat grubu taşıdıklarından bazen fosfolipid olarak sınıflandırılabilirlerse de gliserin taşımadıklarından bu grupta incelemek daha doğrudur.

Atların ve sığırların tırnaklarında yine insanların epidermis, saç ve tırnaklarında sülfür ihtiva eden bir seramid bulunmaktadır. Bu maddeye ungulik adi verilir. Ungulik asit seramide ilaveten ekimolar oranda sialik asit, glaktoz, glaktozamin ve sülfat ihtiva etmektedir.

Serebrositler beyinde ve sinirlerin myelin kılıflarında çok miktarda bulunan seramid monosakkaritlerdir. Sfingomyelinlerden farklı olarak yapılarında fosforik asit ihtiva etmezler. Bunun yerine çoğunlukla glukoz veya galaktoz gibi bir seker ihtiva ederler. Buradaki seker genellikle galaktozdur. Ancak bazi çeşitlerinde D-glukoz veya N-asetilglukozamin de olabilir. Yapilarinda kolin gibi herhangi bir bazda yoktur. Serebrositler yapılarında yer alan yağ asidinin çeşidine göre isimlendirilir. Polar başı oluşturan seker üniteleri nedeni ile glikosfingolipler olarak da adlandirilan serebrositler daha çok hücre mebranlarinin diş kısmında ve hücre yüzeyinde yapısal komponent olarak yer almaktadir. Serebrositlerde galaktoz bulunmasi, yavrularda beyin ve sinir sisteminin gelismesi bakımından süt sekerinin önemini göstermektedir. Çünkü laktoz glukoz ile galaktozdan kuruludur.

Gangliositler ise özellikle sinir ve dalak dokusunda bulunmaktadır. Gangliositler yapıca serebrositlere benzemekle birlikte, serebrositlerdeki heksoza ilave olarak birkaç molekül daha karbonhidrat ihtiva ederler. Bu karbonhidrat en az bir mol N-asetil galaktozanmin veya N-asetil glukozamin ile en az bir mol N-asetil noyraminik asit (sialik asit) olabilir.

Ganglioisitler hücre mebranlarinin dis yüzeylerindeki spesifik reseptör belgelerinin önemli yapısal elementidir. Örneğin; gaglositler sinir sonlarında bulunurlar ve neurotransmitter moleküllere bağlanarak implusun kimyasal bir taranmisyon ile bir sinirden diğer bir sinire geçmesinde rol oynarlar. Heksozlar ve N-asetil neyraminik asidin sayi ve baglanislari bakımından ganliositlerin 20 farklı türüne rastlanmıştır. Gangliositler hücre membran yüzeylerindeki hormon – reseptör bölgelerinde de bulunmaktadir. Bazi nötral glikosfingolipidler eritrositlerin dış yüzeylerinde bulunarak kan gruplarina özgüllük kazandırdıkları gibi organ ve dokulara da özgüllük kazandırmaktadır.

f.Ester Tipi Mumlar

Mumlar yüksek yağ asitlerinin bir hidroksilli yüksek alkollerle teşkil ettikleri esterlerdir. Bu asit ve alkollerin uzunluğu C16 - C30 olabilir. Mumların genel formülü tamamen basit esterlerin genel formül, R-CO-O-R’ gibidir. Birçok bitki ve hayvanin vücudu mum tabakaların ile örtülmüştür. Mum tabakaları bir taraftan suların nüfuzuna, diğer taraftan da kuruluğa engel olur. Doğadaki görevleri de budur.

Hem bitkiler ve hem de hayvanlar doğal mumlar meydana getirirler. Mumlar genellikle esterlerin bir karışımıdır ve ek olarak mumlarda yüksek miktarda serbest yağ asitleri, yüksek alkoller,yüksek molekül ağırlığına sahip doymuş hidrokarbonlar da bulunur. Geniş bir sıcaklık aralığında erirler (35 – 1000 C). Suda hemen çözünmezler. Organik çözücülerde çok iyi çözünürler.

Mumlarda en çok bulunan alkoller, miristik asit, palmitik asit, serotik asit ve melistik asittir.

Balmumu palmitik asidin C26 – C34 karbonlu yag alkolleri ile verdigi esterlerin bir karışımıdır. Balmumunda büyük oranda miristat, C13 H27 CO-O-C26 H53, ile serotik asidin, C25 H52 COOH, bazı esterleri ve % az miktar da hidrokarbon meydana gelmiştir. 62 - 650 C de erir ve ayakkabı cilası, mum ve mumlu kağıt yapımında kullanılır.

Karnauba Mumu Brezilya hurmasının lifleri üzerinde (kaplamış halde) bulunan bitkisel bir mum olup ana maddesi de mirisil serotatdir. C25H51COOC31H63. 80-870 C de erir. Cilacılıkta, mumlu teksir kağıdı yapmakta kullanılır.

Balina mumu baslıca setil palmitat, C15 H31 CO-O-C16 H33, ile bir miktar serbest setil alkolden C16 H33 OH meydana gelmiştir. Erkek balinaların kafa boşluğundan elde edilir. 42-450 C erir. En çok merhemlerde ve kozmetiklerde yumuşatıcı olarak kullanılır.

Lanolin, Lanosterolün bir yağ asidi esteridir. Serbest ve esterleşmiş kolesterol ihtiva eder. Yün telciklerinin üzerinde koruyucu bir tabaka teşkil eder ve yağ olmaktan ziyade bir mumdur. Çok kompleks bir yapıya sahiptir. Lanolin kendisi erimeden çok miktarda su alıp tutma özelliğine sahiptir. Bu nedenle merhemlerin ve değişik kozmetik ürünlerin hazırlanmasında kullanılır.
Muhittin YILMAZ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Bu mesajdan alıntı yap
Alt 15-2008   #3
Junior Member
 
Üyelik tarihi: 15-05-2008
Mesajlar: 2
Tecrübe Puanı: 0
calaxico is on a distinguished road


Unhappy

Sayın Muhittin Yılmaz,

Sizden bir isteğim olacaktı, ben hobby olarak bir karışım yapmaktayım (karnauba mumu ile) ve burada bana lazım olan maddeler var. Nitekim bu maddeyi bulamıyorum. Setil ester, wax ester, setil kokoamide, lanolin alkolü, ayrıca karnauba mumu No:1, gıda boyası. Aramakta olduğum ürünleri endüstriyel firmalar kullanmakta olup, yurt dışında hobby kosmetikciler küçük miktarlarda rahatlıkla bulabilmekte. Ama nedense Türkiye de bulamıyorum.

Yağiçeren ester nedemek?

Bu konuda yardımcı olabilirmisiniz.

Teşekkür ederim.
calaxico isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Bu mesajdan alıntı yap
Alt 15-2008   #4
Gıda Mühendisi
 
Muhittin YILMAZ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01-04-2008
Yaş: 39
Mesajlar: 1.070
Tecrübe Puanı: 100
Muhittin YILMAZ will become famous soon enoughMuhittin YILMAZ will become famous soon enough


Standart

karışım yapmak istiyorum demissiniz öncelikle ne tür bir karışım,Aramakta olduğun maddeler nerede satılıyor dersen bu konuda sana yardımcı olamam ancak bir kaç AR-GE çalışması yaptım.Hangi maddeyi ne amaçla kullanabilirim dersen belki yardımcı olabilirim.

Yaptığın çalışma hakkında biraz daha açıklayıcı bilgi verirsen yardımcı olmaya çalışırım.

Bu arada sadece ben değil bu konuda yardımcı olabilecek tüm arkadaşlar yardımcı olabilirler.
__________________
Gıda Mühendisi Muhittin YILMAZ
Muhittin YILMAZ isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Bu mesajdan alıntı yap
Alt 05-2008   #5
S Moderator
 
Gülsel ŞEN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 22-05-2008
Yaş: 41
Mesajlar: 1.128
Tecrübe Puanı: 81
Gülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond repute


Standart


Yağlar, çift karbon sayılı (4-24) doymuş ve doymamış yağ asitlerinin gliserin triesterleridir. Saf yağın bileşiminde C, H, ve O elementleri bulunur. Bu bileşikler suda çözünmediği halde pek çok organik çözücüde çözünürler. Sudan daha düşük yoğunluğa sahiptirler.
Tabii yağlar, kaynaklara göre bitkisel ve hayvansal olmak üzere iki ana gruba ayrılırlar. Süt yağı, vücut yağı (iç yağı, balık yağı) hayvansal kökenli, tohum yağı (zeytin, hindistan cevizi, mısır, susam, fıstık) bitkisel kökenli yağdır.
Tabii yağlar, fiziksel özelliklerine göre ise katı, yarı-katı ve sıvı olarak sınıflandırılırlar. Aynı yağ, ortam sıcaklığına göre üç değişik özelliği gösterebilir.
Teknik özelliklerine göre kuruyan yağlar (iyot indisi 130’un üzerinde olanlar), yarı kuruyan yağlar (iyot indisi 90-130 olanlar), kurumayan yağlar (iyot indisi 90’ın altında olanlar) olmak üzere üç gruba ayrılırlar. İyot indisi
doymamışlık özelliğinin bir belirtisidir. Kuruma, yağın oksijen tutma kabiliyetidir.
Yağlar, yoğun bir kalori kaynağı olmak ve enerji ihtiyacının büyük bir kısmını zorunlu olarak karşılamanın yanında yağda eriyen vitaminleri taşıma görevleri de vardır. Gliserin ve serbest yağ asitlerine kolayca parçalanabilir bir özelliktedir. Bütün yenebilen yağlar aynı iskelete sahiptirler. Farklı yağlardaki R1, R2, R3 köklerindeki karbon sayısı, çift bağ miktar farklı olabilir.

Yağlar, yağlı tohumlardan; kabuk ayırma, presleme, çözücü ekstraksiyonu ve ayırma metodlarıyla ayrılır. Bu yağların içinde çeşitli yabancı maddeler bulunur. Bunun için bu yağlara HAM YAĞ denir. Ham yağ içinde bulunan yabancı maddelerin miktarı ve cinsi; bitkilerin yetiştirilme koşullarına, toprak yapısına ve iklim şartlarına, depolama şartlarına, tohumu uygulanan işlemlere ve yağ alma esasındaki parametrelere bağlıdır. Ham yağın içinde oluşan yabancı maddeler ve özelliklerine göre sınıflandırılabilir. Ham yağın içindeki maddeler.
• Bitkilerden gelen yabancı maddeler
• Depolama esnasında oluşan yabancı maddeler
• İşlemler esnasında oluşan yabancı maddeler
olmak üzere 3 şekilde sınıflandırılabilir.
Yağlar, çok geniş ve karmaşık bir grup olan lipidlerin büyük kısmını oluştururlar. Yağın %95-99’unu trigliseridler, % 1-5’ini de mono ve digliseridler, fosfatidler, serbest yağ asitleri, steroller, yağda çözünen vitaminler ve diğer maddeler oluştururlar.
__________________
Bulutlar ağlamasa yeşillikler nasıl güler?
Mevlana
Gülsel ŞEN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Bu mesajdan alıntı yap
Alt 05-2008   #6
S Moderator
 
Gülsel ŞEN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 22-05-2008
Yaş: 41
Mesajlar: 1.128
Tecrübe Puanı: 81
Gülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond repute


Standart

YAĞIN KİMYASAL KOMPOZİSYONU
Gıda olarak kullanılan katı ve sıvı yağların ağırlığının % 95’ten fazlasını trigliseridler oluşturur. Diğer % 5’lik kısmı da minör bileşikler olarak adlandırılan mono ve digliseridler, serbest yağ asitleri, fosfatidler, steroller, yağ asitleri, yağda çözünen vitaminler ve diğer maddeler bulunur.

2. 1. ANA BİLEŞEN - TRİGLİSERİDLER
Bu trigliseridler, gliserol ve üç yağ asidinin esterleşmesi ile oluşmuştur. Trigliseridler yapılarındaki yağ asitlerinin kompozisyonuna göre ikiye ayrılırlar. Trigliseridin yapısındaki yağ asitlerinin üçü de aynı ise “basit trigliserid” olarak isimlendirilir. Eğer iki veya üç farklı yağ asidinden oluşuyorsa bu tip trigliseridlere “karışık trigliserid” denir. Her iki trigliserid formülü aşağıda sembolize edilmiştir.



2. 2. MİNÖR BİLEŞENLER
2. 2.A. Mono ve Digliseridler

Mono ve digliseridler yağ asitleri ile gliserolün oluşturduğu mono ve dioesterlerdir. Tipik yapısal formları aşağıda genelleştirilmiştir.



Mono ve digliseridler “emülsifler” olarak önem arz eden bileşiklerdir. Bu amaçla gıdalarda yaygın olarak kullanılmaktadır. Mono ve digliseridler, gliserol ile trigliseridlerin reaksiyon ortamında yağ asidi değişimi yoluyla veya gliserol ile yağ asitlerinin esterifikasyonu ile ticari ölçekte üretilmektedir. Sindirim sisteminde trigliseridlerin normal parçalanması ile mono ve digliseridler meydana gelmektedir. Hayvansal ve bitkisel yağlarda ise çok az miktarlarda doğal olarak oluşurlar.
Endüstriyel ölçekte hazırlanan mono ve digliseridler, gliserolle esterifikasyon yoluyla hazırlanan mono-, di-, trigliseridlerin karışımı halindedir. Bunlar serbest gliserol de içerebilen gıda emülsiflerinin önemli bir sınıfıdırlar. Dondurma, fıstık ezmeleri ve diğer alanlarda kullanılırlar. Monogliseridlerin hazırlanmasında diğer bir yöntem de transestefikasyondur.
Saf monogliseridlerin hazırlanması için daha özel işlemler gereklidir. -monogliseridler, β izomerlerinden daha stabildir.
Aşağıda gliserol ile yağ asitlerinin esterifikasyon reaksiyonlarının genel şeması verilmiştir.
H2C - OH HO - CO - R1 CH2 - O - CO - R1
HC - OH + HO - CO - R2 CH - O - CO - R2 + 3H2O
H2C - OH HO - CO - R3 CH2 - O - CO - R3
Gliserol Yağ asitleri Trigliserid Su

Bu karışık trigliseridte üç farklı izomer oluşmaktadır.
CH2 - palmitik CH2 - oleik CH2 - palmitik
CH2 - Oleik CH2 - Palmitik CH2 - stearik
CH2 - stearik CH2 - stearik CH2 - oleik
β-oleopalmitostearin β-palmitooleostearin β-stearopalmitoolein
Karışık bir trigliseridte iki farklı yağ içeriyorsa 4 farklı izomerik forma sahiptir.
CH2 - oleik CH2 - palmitik CH2 - palmitik CH2 - oleik
CH2 - palmitik CH2 - oleik CH2 - oleik CH2 - palmitik
CH2 - palmitik CH2 - palmitik CH2 - oleik CH2 - oleik
-oleodipalmitin β-oleodipalmitin -palmitodiolein β-palmitodiolein
2. 2. B. Serbest Yağ Asitleri
Yağ içerisinde gliserol ile esterleşmemiş halde bulunan yağ asitleridir. Rafine edilmemiş bazı yağlarda serbest yağ asitleri normalden birkaç kat daha fazla bulunabilir. Bu yağ asitlerinin seviyesi rafinasyon işleminde azaltılır. Gıda olarak kullanılan rafine katı ve sıvı yağlar genellikle çok az düzeyde serbest yağ asidi içerirler.
__________________
Bulutlar ağlamasa yeşillikler nasıl güler?
Mevlana
Gülsel ŞEN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Bu mesajdan alıntı yap
Alt 05-2008   #7
S Moderator
 
Gülsel ŞEN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 22-05-2008
Yaş: 41
Mesajlar: 1.128
Tecrübe Puanı: 81
Gülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond repute


Standart

Fosfatidler
Fosfatidler, polihidrik alkol (genellikle) gliserol içeren bileşiklerdir. Yapılarında gilserole ilaveten, yağ asitleri, fosforik asit ve nitrojen içeren bir bileşik bulunur. Yemeklik yağlarda genel olarak bulunan fosfatid, lesitin ve sefalindir.

2. 2.D. Steroller
Steroller, steroid alkoller olarakta tarif edilirler. Steroller, steroid iskeletine ilaveten 8-10 karbonlu bir yan zincir ve bir alkol grubu içeren bileşiklerdir..
Yağlarda serbest halde, yağ asidi esterleri olarak ve glukosidler olarak bulunurlar ve birçok katı ve sıvı yağın sabunlaşmayan maddelerinin büyük bir kısmını teşkil ederler. Bitkisel steroller bir bütün olarak fitosteroller olarak bilinen bir karışımdan ibarettir.








TABLO : 1
HAM KATI ve SIVI YAĞLARIN STEROL VE FOSFATİD MUHTEVALARI (mg/100 gr)

YAĞIN ADI STEROLLER FOSFATİDLER
Badem Yağı 360
Tereyağı 240-500 600-1400
Mahun Cevizi İçi Yağı 310-400
Hint Yağı 290
Kakao Yağı 170-300 10
Hindistan Cevizi Yağı 60-220
Morina Balığı Karaciğer Y. 420-540
Mısır Yağı 580-1500 1000-2000
Pamuk Yağı 260-430 700-900
Yer Fıstığı Yağı 190-470 300-400
Kapok (Pamuk Ağacı) Yağı 290
Domuz Yağı 90-130 50
Keten Tohumu Yağı 370-500 300
Hardal Tohumu Yağı 600-750
Zeytinyağı 160-600
Hurma Yağı 30-260 70-120
Hurma Bademi Yağı 60-300
Haşhaş Tohumu Yağı 250-280
Kolza Yağı 350-840
Pirinç Kepeği Yağı 350-1800
Aspir Yağı 350-570
Susam Yağı 190-610 100
Shea Butter 90-260
Soya Yağı 150-420 1100-3200
Ayçiçeği Yağı 250-750
Don Yağı (Sığır) 80-140 70
Don Yağı (Koyun) 30-100 10
Çay Tohumu Yağı 100-600
Ceviz Yağı 100
Mısır Rüşeymi Yağı 1300-2600

Kaufmann (1941); Lange (1950); Fedeli ve ark. (1966), İtoh ve ark. (1973,1974); Parodi (1973); Jeong ve ark (1974); Scher ve Vogel (1976).



2. 2.E. Yağ alkolleri
Yemeklik yağların büyü bir kısmında uzun zincirli yağ alkollerinin önemi çok azdır. Bazı bitkisel sıvı yağlarda yağ asitleri ile yağ alkollerinin esterleri olan mumlar çok az miktarda bulunur. Ancak bazı morina yağlarında çok daha fazla mum içeriğine rastlanmıştır. Bunlar kara hayvanı yağlarında veya bitkisel sıvı yağlarda büyük bir öneme sahip değildir.

2. 2.F. Tokoferoller
Tokoferoller, pek çok bitkisel yağda doğal olarak bulunan önemli izobileşenlerdir. Bunlar bitkisel yağların oksidatif stabiliteleri yönünden yardımcı olan başlıca tabii antioksidanlar olarak kabul edilmektedir. Ayrıca yağda çözünün vitamin E’nin kaynağıdırlar. Evans ve birlikte çalıştığı diğer araştırıcılar (1936), bazı bitkisel yağların sabunlaşmayan fraksiyonundan, kimyasal bakımdan birbirlerine benzeyen fakat farklı E vitamini (şimdi , β ve tokoferoller olarak bilinen) aktivitesine sahip 3 tane bileşiği ilk defa izole eden araştırmacılardı. Pennock ve arkadaşları (1964) çeşitli yağlarda bulunan diğer benzer tokoferolleri tanımlamışlardır. Doymamış yan zincirleri olan bu izomerlere “tokotrienoller” denmektedir. Scher ve İvanov (1973,1976) tokotrienollerin kendilerine tekabül eden takofenollerden daha iyi antioksidan aktiviteye sahip olduklarını göstermişlerdir. Bazı katı ve sıvı yağların tokoferol içeriği Tablo 2’de verilmiştir.








Tablo 2. Bazı katı ve sıvı yağların tokoferol içeriği

Yağ Alfa (%) Gama (%) Tokoferol
Sığır içi yağı - - 0.001
Tereyağı - - 0.003
Kakao tereyağı - - 0.003
Mısır yağı (rafine) 0.009 0.081 0.009
Pamuk yağı (ham) 0.076 0.034 0.11
Pamuk yağı (rafine) 0.060 0.024-27 0.087-0.095
Yer fıstığı (ham) 0.018-30 0.018-22 0.036-0.52
Yer fıstığı (rafine) 0.024 0.024 0.048
Ayçiçeği - - 0.07
Keten yağı - - 0.11
Buğday embriyo (ham) 0.06 - 0,18-0.48
Zeytin yağı - - 0.03
Susam yağı - - 0.018
Soya yağı 0.02 0.098 0.168
__________________
Bulutlar ağlamasa yeşillikler nasıl güler?
Mevlana
Gülsel ŞEN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Bu mesajdan alıntı yap
Alt 05-2008   #8
S Moderator
 
Gülsel ŞEN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 22-05-2008
Yaş: 41
Mesajlar: 1.128
Tecrübe Puanı: 81
Gülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond repute


Standart

Karotenoidler ve klorofil
Karotenodiler, katı ve sıvı yağlarda tabii olarak bulunan renkli bileşiklerdir. Renk aralığı sarıdan koyu kırmızıya kadar değişir. Bunlarda rengi veren yapılarındaki konjuge çift bağlardır. Karotenoidler alkali rafinasyonla yağdan ayrılmazlar. Fakat hidrojenasyon işleminde çift bağlar indirgenir ve sonuçta da renk açılır. Karotenoidler ısıya dayanıksız olduklarından dolayı buharlı deodorizasyon işleminde de yağın rengi açılabilir. Karotenoidler sınıfından en yaygın olarak bulunan ve tanınmış bileşikler karotenlerdir. Yağların sarı renklerini bu bileşikler vermektedir. Karotenler A vitamini provitaminidirler. En ömemli izomeri β-karotendir.
Zeytinyağının yeşilimsi rengi, yeşil soya fasulyesinden elde edilmiş soya yağının rengi, olgun olmayan kolzaden elde edilen kolza yağının rengi, klorofilin mevcudiyeti yüzündendir. Pritchett ve arkadaşları (1947) , normal soya yağının litrede 1,5 mg’a kadar klorofil ihtiva edebileceğini belirtmektedir. Bu pigmentler ve pamuk yağında bulunan gossypol tipi pigmentler gibi diğer renk verici bileşikler, yağların rafinasyonu sırasında önemli miktarlarda azaltılmaktadır.

2. 2.H. Vitaminler
Yağlar, yağda çözünen A, D, E, K vitaminlerinin insanlar tarafından alınmasını sağlarlar. Katı ve sıvı yağların çoğu, vitamin E bakımından iyi bir kaynaktır. Diğer vitaminler için ise bu söz konusu değildir. Bu nedenle yağda çözünen A ve D vitaminler margarin ve sütte olduğu gibi bazı yağlı gıdalara dışarıdan ilave edilmektedir.

2. 2.I. Mineraller
Kaliteli ve iyi rafine edilmiş ticari katı ve sıvı yağlar, fosfatid kalıntılarından dolayı fosforiz düzeyinde içerir. Yine, alkali rafinasyon sonunda kalabilen sodyum sabunlarını da az miktarda (5-20 ppm) içerebilirler. Bazı ham bitkisel yağlarda çinko 0,85-1,1 ppm, bakır 0.005-1 ppm, sodyum 0,03 - 5 ppm, brom 0.01-4 ppm düzeyinde belirlenebilmektedir. Ayrıca demir, mangan, nikel gibi mineraller de yağlarda çok az miktarda (1 ppm’den çok düşük) bulunabilmektedirler.

3. YAĞ ASİTLERİ
3.1. Yağ Asitlerinin Genel Yapısı
Karbon ve hidrojen atomlarından oluşan, değişik boyda alkil zincirleri ve yağ asitlerinin asit fonksiyonunu tayin eden birkarboksil grubu (-CO-OH) ile karakterize edilen ve doğal olarak oluşan birçok yağ asidi vardır.
Yağ asitleri, zincirlerinin uzunluğuna göre ayrılma yanında, karbon grupları arasında basit (-CH2-CH2-CH2-CH2-) ya da çift bağlar (-CH2-CH=CH-CH2-) içerip içermediğine bakarak, doymuş ya da doymamış olarakta ayrılır. Öte yandan, bir yağ asidi tek bir çift bağ (tek-doymamış) ya da birçok çift bağ (çok doymamış) da içerebilir.
En yaygın olarak bulunan yağ asitleri: doymuşlar arasında palmitik asit (16:0)* ve stearik asit (18:0); tek-doymamışlar arasında oleik asit (18:1) ve daha az olarak palmitoleik asit (16:1); çok-doymamışlar arasında linoleik asit (18:2), -linolenik asit (18:3), araşidonik asit (20:4), eikosapentaenoik asit (20:5) ve dekosaheksaenoik asit (22:6); ancak, doğal olarak en fazla oluşan çok-doymamış yağ asidi linoleik asittir.
Çift bağlar, yağı daha akıcı yapar ve erime noktasını düşürür. Tereyağı, bazı margarinler, tarla kuşu ve domuz yağları gibi katı yağlar, esas olarak doymuş yağ asitleri içerir. Buna karşılık, zeytinyağı ve tohum yağları gibi sıvı yağlar ise esas olarak doymamış yağ asitleri içerir (zeytinyağında tek-doymamış bir yağ asidi olan oleik asit hepsinden fazla bulunur).


Trigliseridler, yağ asitlerinin gliserol ile oluşturduğu ester formundaki bileşiklerdir. Yağların genel olarak her 100 gr.’ını yağ asitleri oluşturur. Diğer %5’lik kısım gliserolden oluşmaktadır. Yağların fiziksel ve kimyasal özelliklerinin hemen hemen tamamı, yağ asitlerinin yağdaki oranı ve çeşitleri tarafından etkilenmektedir. Yağ asitlerinin gliserolün aktif grupları üzerindeki pozisyonu önemlidir. Yağ asitlerinin fiziksel ve kimyasal özelliklerindeki farklılıklar yağların elde edildiği bitki ve hayvanın fizyolojik ihtiyaçlarının sonucunda ortaya çıkmaktadır.
Bir yağ asidinin genel formülü :
Tablo 3. Ana bitkisel yağı sınıfları ve bu sınıflara hakim yağ asitleri
Hakim Yağ Asidi Yağ
Laurik Hindistan cevizi Palm çekirdeği Brezilya palmı
Palmitik Palm
Oleik Zeytin Fıstık
Linoleik (orta) Soya fasulyesi Pamuk Tohumu Susam Mısır
Linoleik (yüksek) Ayçiçeği Aspir
Erusik Kolza
__________________
Bulutlar ağlamasa yeşillikler nasıl güler?
Mevlana
Gülsel ŞEN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Bu mesajdan alıntı yap
Alt 05-2008   #9
S Moderator
 
Gülsel ŞEN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 22-05-2008
Yaş: 41
Mesajlar: 1.128
Tecrübe Puanı: 81
Gülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond reputeGülsel ŞEN has a reputation beyond repute


Standart

Yağ asitlerinin sınflandırılması
3.2. A Doymuş yağ asitleri
Doymuş yağ asitleri dallanmamış karbon zinciri ihtiva ederler. Dallanmış zincirli yağ asitleri gıda olarak kullanılan yağlarda son derece az bulunur (örneğin: koyun eti ve tereyağında % 1 kadar).
10 karbondan daha az karbonlu yağ asitleri sıvı, daha fazla karbonlular katıdır. Hidrofobik karakterli çözücülerde, hidrofobiklik ve sıcaklık yükseldikçe çözünebilirlikleri artar, oysa hidrofilik çözücülerde yağ asidi zinciri uzadıkça çözünebilirlik azalır. Metobolizmada az güçlükle oksitlenip parçalanmasına karşın, oda sıcaklığında oksidasyona dirençlidirler.
4 karbonlu yağ asitlerinden itibaren çift karbon sayılıların hepsi serbest veya birleşmemiş olarak tabiatta, gliserid halinde yağlarda, monoester olarak mumlarda bulunurlar. Örneğin; palmitik asit (C16) tüm bitkisel ve hayvansal yağlarda daha az, stearik asit (C18) daha çok oranda dağılmıştır, hayvansal yağda daha çoktur.
Tablo 4’te doymuş yağ asitleri ve en çok bulundukları ürünler verilmiştir.
Tablo 4. Doymuş yağ asitleri
Sistematik İsim Geleneksel İsim Karbon atom sayısı Erime noktası (oC) Tipik yağ Kaynakları
Etanoik asit Asetik asit 2 - -
Butanoik asit Butirik asit 4 -7.9 Tereyağı
Hegzanoik asit Kapoik asit 6 -3.4 Tereyağı
Oktanoik asit Kaprilik asit 8 16.7 Hindistan cevizi
Dekanoik asit Kaprik asit 10 31.6 Hindistan cevizi
Dodekanoik asit Lavrik asit 12 44.2 Hindistan cevizi
Tetradekanoik asit Miristik asit 14 54.4. Tereyağı,Hindistan cevizi
Hegzadekanoik asit Palmitik asit 16 62.9 Pekçok katı ve sıvı yağ
Oktadekanoik asit Stearik asit 18 69.6 Pekçok katı ve sıvı yağ
Eikosanoik asit Araşidik asit 20 75.4 Yer fıstığı
Dokosanoik asit Behenik asit 22 80.0 Yer fıstığı
Tetrakosanoik asit Lignoserik asit 24 84.2 Balmumu, araşit yağı

3.2. B. Doymamış Yağ Asitleri

Karbon zinciri üzerinde çeşitli konumlarda C-C bir veya daha fazla çift bağ içeren yağ asitleri “doymamış yağ asitleri” olarak isimlendirilir. Doymuş ve doymamış bağ yapıları aşağıda gösterilmiştir.

Yağ asitleri bir çift bağ içerdikleri zaman tekli doymamış veya monoenoik olarak adlandırılırlar Birden fazla çift bağ içeren yağ asitleri çoklu doymamış veya polienoik olarak adlandırılır. Yağ asitlerinin adlandırılması için Cenova Sisteminde yağ asidi zincirinde karbon zincirinin sonundan itibaren numaralandırılır. Bu sistemde karboksil grubunun karbonu bir numara olarak
dikkate alınır ve düzenlemeler buna göre yapılır.

Çift bağların varlığından dolayı doymamış yağ asitleri doymuş yağ asitlerinden kimyasal olarak daha reaktiftir. Bu reaktivite zincirdeki çift bağ sayısına göre artmaktadır.
Doymamış yağ asitleri için kullanılan terminolojik diğer bir isimlendirme “Omega” veya “n-“ terimleri molekülün sonundaki metile (-CH3) göre yağ asidindeki kapalı çift bağın pozisyonunu ifade eder. Örneğin oleik asitte son metile göre çift bağ dokuzuncu karbondadır. Bu nedenle oleik asit bir omega -9 veya n-9 yağ asidi olarak isimlendirilir. Pekçok balık yağlarında eikosapentaenoik asit ise, bir omega -3 (n -3) yağ asidi olarak isimlendirilir. Alfa - linoleik asit ise, tabii bitkisel yağlarda bulunur ve bir omega -3 (n -3) yağ asididir.
Kara hayvanları, bitki ve deniz hayvanlarının yağlarına göre daha az doymamış yağ asitleri içerirler.
Birkaç istisna hariç tabii yağlar sadece cis-formunda bulunurlar.
Tüm doymamış yağ asitleri kuvvetli oksidasyon, polimerizasyon ve katılma gösterirler. Bu yüzden gıdanın ele geçirilmesi ve depolanması esnasında değişmeye uğrarlar. Oksidatif bozunma terimi hava O2 ile etkilenme olduğunda kullanılır.
Ayrıca yağların sertleşebilmelerinin karşılaştırılması için çift bağlara hidrojen ve halojen katılabilir.
Katı ve sıvı yağlarda bulunan bazı doymamış yağ asitleri tablo 5’te verilmiştir.
Tablo 5. Katı ve sıvı yağlarda bulunan bazı doymamış yağ asitleri
Sistematik adı Genel adı Çift bağ sayısı Karbon atom sayısı Erime noktası (oC=) Tipik yağ kaynakları
9-Dekanoik asit kaproleik asit 1 10 -- Tereyağı
9-Dodekanoik asit lauroleik asit 1 12 -- Tereyağı
9-Tetradekanoik asit miristoleik asit 1 14 18,5 Tereyağı
9-Hegzadekanoik asit palmitoleik asit 1 16 -- Bazı balık yağları, sığır yağı
9-Oktadekanoik asit oleik asit 1 18 16.3 Pekçok katı ve sıvı yağ
6-Oktadekanoik asit petroselenik asit 1 18 -- Maydanoz tohumu yağı
9-Oktadekanoik asit elaidik asit 1 18 43,7 Tereyağı
11-Oktadekanoik asit vaksenik asit 1 18 44.0 Tereyağı
9,12-Oktadekandienoik asit linoleik asit 2 18 -6.5 Bitkisel sıvı yağların pek çoğu
9,12,15- Oktadekantrienoik asit linoleik asit 3 18 12.8 Soya yağı, kolza yağı
9-Eikosanoik asit gadeleik asit 1 20 -- Bazı balık yağları
5,8,11,14- Eikosatetraenoik asit araşidonik asit 4 20 -49.5 Domuz yağı
5,8,11,14,17- Eikosapentaenoik asit -- 5 20 -- Bazı balık yağları
13-dekosenoik asit erusik asit 1 22 33.4 Düşük erusik asitli kolza yağı
4,7,10,13,16,19- dekasohegzaenoik asit -- 6 22 -- Bazı balık yağları
__________________
Bulutlar ağlamasa yeşillikler nasıl güler?
Mevlana
Gülsel ŞEN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Bu mesajdan alıntı yap
Alt 08-2008   #10
Junior Member
 
Üyelik tarihi: 08-11-2008
Mesajlar: 2
Tecrübe Puanı: 0
recepay is on a distinguished road


Standart

sayın muhıttın yılmaz ay cıcek yagındakı agır m e tallerın analız yontemlerı hakkında bılgıye ıhtıyacım var bu konuda sızın ve tum arkadasların yardımlarınızı rıca edıyorum her sey ıcın sımdıden tesekkurler
recepay isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Bu mesajdan alıntı yap
Cevapla

Tags
yaglarda esterlesme, yaglarda asetil sayisi, triacilgliseroller, yag teknolojisi, triacilgliserol ve sabunlasma, stearinin ayrilmasi, tatli kivamli alkol, seramidler, sabunlasma, sabunlasabilen lipitler, lipitlerin kimyasi sabunlasma, hidroliz gliserol, fosfor gliseroldoymams, eter kloroform, dihidroksiaseton, asit yaginin basinc, asit sayisi, yaglarin sabunlasma sayisi, yaglarin siniflandirilmasi


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)

 
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Şu anda saat : 02:54 AM.